YEŞİLKÖY TAYYARE MEYDANI'NDAN İSTANBUL HAVALİMANI'NA
29 Ekim'de dünyanın en büyük havalimanlarından biri olan İstanbul Havalimanı görkemli bir törenle açıldı. Peki Türkiye'nin havacılık tarihi nereden nereye geldi? İşte Türkiye Gazetesi'nde yayınlanan o yazı.
"Yıl 1912. Harbiye Nezareti ordumuzun balon ve tayyare ihtiyacı için bir tesise lüzum duyar. 'Kitaat-ı Fenniye ve Mevakii Müstahkeme Müfettiş-i Umumi'sine bağlı bir hava komisyonu kurar. İşte bu teşkilat Hava Kuvvetlerinin temeli sayılır ki, cumhuriyete 11 yıl vardır daha.
Yeşilköy Hava Mektebinde yetişen havacılarımız Balkan Harbi ve Çanakkale müdafaasında vazife alırlar. Hatta "Bahr-i Tayyare Mektebi" de eğitime başlar.
Şimdi gelelim sivil havacılığa... 1933'te Amerika'dan iki King Bird alınır, Yeşilköy'e bir hangar yapılır, yanına da kâgir bina. Bilet satışı ofisi, bekleme salonu bir arada. Uçaklar Eskişehir'de yakıt ikmali yapar, Ankara Gazi Eğitim yanındaki bir tarlaya inip kalkarlar.
İlk asfalt pisti ve dişe dokunur yolcu terminali 1942 yılında inşa edilir ki, ayaktadır hâlâ.
NUR DEMİRAĞ'IN HAYALLERİ
Nuri Demirağ adını duymuş olmalısınız, bu iş adamımızın tayyare imali, gök okulu gibi hayalleri vardır ve bütün servetini bu uğurda harcar. Beşiktaş'ta bir AR-GE merkezi kurar (şimdiki Deniz Müzesi). Çekoslavak teknolojisi ile yaptığı Nu.D. 38 hatasız bir uçaktır, testleri başarıyla tamamlar. THK'dan yüklü bir sipariş alır ve imalata başlar. Ancak pilotluk tecrübesi olmayan bir mühendis yaptığı izinsiz uçuşta inmeyi beceremez uçağı kırar. THK da tek taraflı olarak sözleşmeyi bozar. Mahkeme Nuri Demirağ'ın aleyhine karar verir, emekleri zayii olur hiç yoktan. Yeşilköy'deki arazisine de el koyulur ayrıca.
ALAMANCILAR
1956'da Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) hizmeti devralır. 1958 yılında Yeşilköy'e 7.445 iniş olur! Böl 365'e günde 20 uçak filan.
Almanya'ya işçi göçü ile charter uçuşları başlayınca, 8 pasaport kontrol ve 12 gümrük muayene bankosu eklenir binaya.
Derken günlük uçak sayısı 200'ü aşar, kazaların en acısı 30 Ocak 1975'te yaşanır. İzmir Cumaovası'ndan gelen Fokker F-28 tipi Bursa uçağı, iniş sırasında pist ışıklarının sönmesi yüzünden Marmara'ya düşer, 37 yolcu ve 4 mürettebattan kurtulan olmaz. Demek bir şeyler noksandır hâlâ.
YURTTAN SESLER
Çocukluğu 960'larda geçenler hava meydanını Türk filmlerinden görür anca. Sinema çığırtkanlarının ağzıyla Filiiii Zakın etek döpiyesle gelir, hıçkırarak mendil sallar. İspanyol paçalı yakışıklı (Cüneyyy Tarkın) kısık gözleriyle döner bakar ardına.
Tayyarenin merdivenlerinde sarılanlar kucaklaşanlar. Pilot hadi ama geç kaldık diye çıkışır kalabalığa.
O yıllarda yeriniz başkasına satılabilir, ya da "sen benim kim olduğumu biliyor musun" diyen bir hatırlı önünüze geçer rahatlıkla.
"Beyefendi sizi yedeklere yazdık, lütfen bekleyin kenarda!"
Diyelim işiniz rast geldi, uçmaya hak kazandınız, bavullarınızı bizzat taşıyarak getirirsiniz bagaj altına. Henüz X-Ray olmadığı için vazifeli "Aç bakayım" diyebilir, karıştırabilir de icabında.