
Berat Kandili, Müslümanlar için büyük öneme sahip olan mübarek bir gecedir. Şaban ayının 14. gününü 15. gününe bağlayan bu özel gece, Müslümanlar tarafından "Arınma Gecesi" olarak kabul edilir. İşte Berat Kandili'nin anlamı, önemi ve faziletleri...

BERAT GECESİNİN ÖNEMİ
◼ Berat Gecesi, amel defterinin yazıldığı haiz bir gündür. Bu gecede, yıl içerisinde doğacak bebekler, ölecek kişilerin isimleri, bütün kulların rızkı tertip olunur ve herkesin amelleri Allah'a (CC) arz edilir. Mübarek gece, bir yıl içinde olacak her şeyin kaydedildiği ehemmiyetli bir zamandır.

BERAT GECESİ NELER YAPILMALI?
◼ Berat Gecesi Müslümanlarca kutsal sayılan günler arasındadır. İnananlar, bu geceyi diğer gecelerden farklı bir şekilde geçirme gayretindedir. Diğer gecelere nazaran daha fazla ibadet edilen mübarek kandillerde inananlar, günahlarından tövbe ederek Allah'tan af dileme fırsatı olarak görür.
◼ Berat Kandili'ne özel ibadet şekli bulunmamakla birlikte nafile namaz kılmak, oruç tutmak, tesbih ve zikir çekmek, dua etmek bu geceyi layıkıyla idrak etmek isteyenlerin yapabileceği şeylerdir.

◼ Peygamberimiz (SAV) rivayetlere göre Şaban ayına ve özellikle on beşinci gecesine ayrı bir önem vermiştir. Bu nedenle alimler, Berat Gecesini namaz kılarak, Kur'an okuyarak ve dua ederek geçirmek gerektiğini tavsiye eder.
◼ Peygamber Efendimiz (SAV) bu gecenin önemi ile ilgili şöyle buyurur: "Beş gece vardır ki onlarda yapılan dualar geriye çevrilmez. Bunlar Receb'in ilk (cuma) gecesi, Şaban'ın ortasında bulunan gece, Cuma gecesi, Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı geceleridir." (Beyhaki, Sünen, Şuabül-İman, 3/342)

◼ Müslümanlar için arınma vesilesi olan Berat Kandili ile ilgili Peygamber Efendimiz (SAV) şöyle buyurur:
"Şaban ayının on beşinci gecesi olduğu zaman, gecesinde ibadete kalkın. Ve o gecenin gündüzünü oruç tutun. Çünkü o gece güneş batınca Allah Teâlâ (Keyfiyeti bizce meçhul bir halde) dünyaya en yakın göğe inerek (o andan) fecir oluncaya kadar: "Benden mağfiret dileyen yok mu, onu mağfiret edeyim. Benden rızık isteyen yok mu, onu rızıklandırayım. (Bir bela ile) müptela olan yok mu, ona kurtuluş vereyim. Şöyle olan yok mu? Böyle olan yok mu?" buyurur." (İbn Mâce, H. no: 1388)






