Mourinho görse kıskanırdı... - İLKER YAĞCIOĞLU
Fenerbahçe, Belçika'da dün gece öyle bir 45 dakika oynadı ki bence kusursuzdu.
Rakibe bir tek pozisyon dahi vermeden topa sahip olarak golü de bulup üzerlerine düşeni fazlasıyla yerine getirdiler. Hücumda Batshuayi'nin hareketli ve çok iyi oyunu, orta sahada İsmail ve Fred ikilisi Tadic'in kalitesi Fenerbahçe'nin istediği oyunu oynamasını sağladı.
Çağlar sakatlanınca 'eyvah' dedik.
Ama Ferdi gir- dikten sonra Fenerbahçe'nin hücuma çok daha iyi çıktığını gördük.
Ferdi de büyük oynadı. Oyun içinde Cengiz ve Szymanski hariç herkes müthiş iyi oynadı müthiş qqmücadele etti.
Özellikle savunma anlayışını bundan iyi yapmak mümkün değildi.
Jose Mourinho görse bu savunmayı kıskanırdı.
Avrupa Kupası'nda deplasmanda böyle iyi bir rakibe karşı hakikaten bundan iyisi zor oynanırdı. Oosterwolde'nin 2. golü ile tek kelime ile müthişti.
İyi oyununu harika bir golle süsledi. Tadic'in uzatmalardaki penaltı golü de turun kapısına ardına akadar açtı. İstanbul'da Fenerbahçe aynı ciddiyetini sürdürürse tur artık Fenerbahçe'nin diyebiliriz.
Yolun sonu kupa olsun - OKTAY DERELİOĞLU
Fenerbahçe, ligde pazar günü Pendik ile karşılaşacak olmasına karşın as kadrosuna yakın bir 11'le sahaya dizildi. Dzeko ve Ferdi dışındaki oyuncular sezonun büyük bölümünü zaten 11'de geçirmişti. Sarı-Lacivertliler ilk 20 dakika zorlandı. Karşılarında Belçika Ligi'nin lideri olan ciddi bir takım vardı. Gilloise, gücünü ilk dakikalardan itibaren gösterdi ancak golü Fenerbahçe buldu. Batshuayi tam bir golcü kurnazlığında topu hızlıca ağlara yollamayı başardı.
Çağlar'ın sakatlığı sonrası Ferdi'nin oyuna girmesi Fenerbahçe'ye daha çok yaradı. Süper bir sezon geçiren Ferdi, hem sol kanata hem de hücumlara hareketlilik kattı. Sarı- Lacivertliler, Ferdi sonrası maçın tek hakimi oldu. Savunmada büyük savaş veren Sarı-Lacivertliler, önemli bir avantajı elde etmeyi başardı. Fenerbahçe'nin Konferans Ligi'ni kazanması için oynaması gereken 6 maç bulunuyor. Ligde ise 10 karşılaşmaya çıkacak. Bana sorarsanız bu kupayı kazanmak, Süper Lig'i kazanmaktan daha kolay görünüyor.
Fenerbahçe finale kadar gidebilecek güçte.
Zaferin Rengi - GÜRCAN BİLGİÇ
Sahada kariyer önderleri olmasına rağmen Fenerbahçe'yi sırtına alıp taşıyan gencecik İsmail Yüksek oldu.
Sert ve zor bir maç olmasını bekliyorduk. Kendi sahasında alışkanlıklarını ve enerjilerini de sonuna kadar ortaya koydular.
Sonuç: sadece duran toplarla pozisyon aradılar, gol kaçırmadılar.
Fenerbahçe ve İsmail Kartal farkı burada devreye giriyor. Çokca bahsettiğimiz "oyun gücü", taktik disiplin ile birleştiğinde, Belçika'nın "prensleri" sürekli duvara çarpıp geri döndüler. Bu kurguyu yöneten ve üreten de İsmail Yüksek oldu.
Cengiz, Szymanski, hatta Tadic göze batmadı maç boyunca.
Çünkü maçın karakteri ofansif değil, defansif ve sonraki maç üzerine kuruldu. Elemeli maçların "ruhu" burada… İyi oynamak değil, doğru dizilip, istenen sonucu almaktır önemli olan.
Cengiz Ünder'in tek ortası, Çağlar'ın hücumdaki tek kafa vuruşu, Batsnuayi'nin kaleye attığı ilk şut… 1-0 geldiğinde, Belçikalılar'ın rüyası sona erdi aslında. Fenerbahçe sahadakilerle ve kenardakilerle bir "akıl maçı" oynuyordu ve "şah" çekmişti.