Süper Lig'in 17. haftasında Eyüpspor ve Fenerbahçe karşı karşıya geldi. Ev sahibi ekibinin golünü Ahmet Kutucu atarken, Sarı - Lacivertlilerin golünü ise En-Nesyri kaydetti. Spor yazarları Eyüpspor - Fenerbahçe maçını yorumladı...
ÖMER ÜRÜNDÜL- Çabuk oyuncu yok! Koşan yok
F. Bahçe ağır darbe aldı. Takımın genel görüntüsü ümit vermiyor. Şampiyonluğa oynayan bir takım bu kadar düşük tempolu oynayamaz. Düşük tempolu oynaması eşyanın tabiatına aykırı. İlk yarıda son andaki beraberlik golü dışında tek pozisyon yok. Hücum gücüne katkı veren tek oyuncu Kostic. Devre sonunda beraberlik golünü bulmak bir moraldir ama bu dahi ikinci devrede değerlendirilemedi. Daha fazla gol pozisyonu oldu ama kaleci Berke'yi geçemediler. Bunun yanında da son 10 dakikada Eyüpspor da maçı kazanabilirdi.
Şöyle bir düşünelim… F.Bahçe takımı neden diri değil? Niye üretemiyor? Açıklaması çok basit; Tadic yürüyerek oynuyor, . İrfan Can da fizik olarak Tadic'ten bir tık önde. İkisinin de genel yapıları kanat forvetine uygun değil. Üstelik de günümüz futbolunda en önemli güç etkili sprinter, adam geçen kanat forvetleridir. Orta sahaya bakıyoruz; Amrabat belli bir alanda işi idare ediyor. Fred yokları oynuyor. Szymanski de en çok koşan isim ama hiçbir arkadaşı ile bağlantı kuramıyor, servisi yok. Bu tabloda nasıl iyi F.Bahçe bekliyoruz? Sprinter Maximin topla kavgadan başka bir şey yapmıyor. Osayi her geçen gün fizik olarak düşüşte. Mourinho geçen senenin iki kişilik pres yapan oyuncusu İsmail Yüksek'i de yedekliğe mahkum etti. Çabuk oyuncu yok, koşan yok aslında çok iyi -biri yaşlı olsa da- 2 santrfor var ama onları oyuna sokacak oyuncu yok! Dün geceki Kostic hariç. Eyüp doğru bir kurgu ile önemli puan aldı. Berke de Montella'ya göz kırptı.
GÜRCAN BİLGİÇ- Jose Mourinho'dan 'special ikram'
Kadro kalitelerindeki farkları aza indiren üç Süper Lig takımı var; Samsun, Göztepe ve Eyüp… Çünkü planları var ve takım olarak buna sadık kalıyorlar. Büyüklerden aldıkları puanları da bu özelliklerine borçlular. Fenerbahçe'nin kibirli ve pahalı ayakları, bu organizasyon karşısında suskun kaldı. Mourinho'nun ilk yarıdaki tek planı Tadic- Kostic ikilisiyle soldan ceza alanına girmekti. Pasla beceremediler, sürekli yüksek oynadılar, En-Nesryi'nin özelliğini kullanmak istediler. Tek ayakla koşmak gibiydi. Eyüp'ün baskısında çok top kaybı yaptılar, rak-i be de hızlı atak fırsatı verdiler. Devre biterken golü bulmalarına, direkten dönen ve kaleci Berke'de kalan gollük pozisyonlarına rağmen hem kazanma hem de kaybetme sınırında oynadılar. Bir puan mı kazandılar, iki puan mı kaybettiler; tartışılır. Gerçek şu ki; şampiyon olmak isteyen takımın mesajını vermiyor bu oyun. Sizin taktik planınıza rakip karşılık verdiğine ve başarı sağladığına göre, karamboller ve yüksek toplar dışında da ortaya plan koyulmalıydı.
Madem pastan vazgeçip uzun oynamak istiyorsunuz, En-Nesryi'nin yanına neden Dzeko'yu koymuyorsunuz? Szymanski, Djiku, Tadic seyirci gibi kaldılar sahada. İrfan Can ilk golün faturasını muhtemelen Osayi'ye kesti, kalan dakikalarda kafa olarak da maçtan uzaklaştı. Beşiktaş yenilgisinde kaçan goller bahanesi vardı, dün de aynı görüntü yaşandı. Fark, rakip de kaçırdı bu kez. Ne takım ne taktik ne istek ne de analiz olarak hazırlanmışlar bu maça. Special One'dan, 'özel ikram' olarak maç bitti. Hiç iyi olmadı.