Maazin dünyasının ünlü ismi Pınar Altuğ Sabah'a özel açıklamalarda bulundu. İşte Altuğ'un samimi açıklamalarından satır başları.
Ekranlardan uzak kaldığınız dönemlerde bile büyük bir ilgiyle takip edilen bir isminiz. Siz bunu neye bağlıyorsunuz?
Samimiyete bağlıyorum öncelikle. Her şey çok gerçek hayatımda. Şöhret olmak, gündemde kalmak için strateji ya da planlar yaparak basına konuşan biri değilim. Ne düşünüyorsam onu söylerim. Şunu söyleyeyim de medyaya haber olayım diye derdim olmadı hiç. Bir de yemek programı ya da Çocuklar Duymasın gibi bugüne kadar yaptığım projeleri seçerek güzel bir yol aldığımı düşünüyorum. Bana iş teklifi geldiğinde ilk önceliğim 'iyi yapabilecek miyim?' oluyor. Paradan öte projeyi hakkıyla yapacak mıyım diye düşündüm ve öyle karar verdim hep...
'Çocuklar Duymasın' dizisinin bu kadar sevileceğini düşünüyor muydunuz?
İlk iki bölümü çekerken ne yaptığımızı da çok bilmeden yaptık. Önümüzde senaryo, biz oynuyorduk sadece. Projenin bu kadar sevileceğini kimse hayal etmiyordu. Yapımcısından senaryosuna oyunculara kadar Çocuklar Duymasın'ın büyüsü vardı. Tamer Karadağlı, Özgür Ozan, Zeyno Günenç gibi usta oyuncularla oynadım. Bu açıdan çok şanslıydım ki, oyunculuğum daha iyi olsun diye bana hep destek oldular, asla dirsek atmadılar. Düşünsenize ben mankenlikten gelmiştim ve anne değildim o yıllarda. Ama dizide anne rolünü oynadım. Meltem karakterini canlandırmam kolay değildi, ama teknik ekipten oyunculara kadar herkesten yardım gördüm. Çocuklar Duymasın hem benim için hem de Türkiye için büyük bir şanstı. Çocukken izleyenler şimdi evlendi anne oldu mesela... Tekrarları o kadar çok yayınlandı ki Avrupa'da bu projeyi yapsaydım, kesin çok büyük paralar kazanırdım ve bir daha çalışmama gerek kalmazdı.
Annenize mi benziyorsunuz kızınızla ilişkinizde?
Evet. Annem çok disiplinli, kuralcı ve otoriter bir kadındı. Ben de kızıma karşı öyleyim. Sert bir anneyim. Babası da benim gibi. Su, hem benden hem de babasından çekinir. Zaten böyle de olmalı. Birlikte çok güzel vakit geçiriyoruz, çok eğleniyoruz ama biz Su'nun arkadaşı değiliz. Annesi ve babasıyız. Bu sınırı çocuk bilmeli...
Anne ve babanızı genç yaşta kaybettiniz. Kayıplar sizin yaşamınızı nasıl etkiledi?
Hayata karşı beni daha sert yaptı. 17 yaşında, babamı kaybettikten sonra mankenlik yapıp, okul ücretimi ödedim. 24 yaşında annemi kaybettim, hayatımla ilgili tüm kararı ben vermek zorunda kaldım. Bu durum da, hayatta aldığım her kararın aslanlar gibi arkasında durmayı öğretti bana. İki seçeneğim vardı. Ya ağlayıp bir kenara çekilecektim ya da mücadele edecektim. Ben mücadele etmeyi tercih ettim. Bu da beni güçlü kıldı.
Sosyal medyada yorumlara verdiğiniz cevaplarınız da çok konuşuluyor...
her zaman doğru bildiğimi söylerim. Eskiden basın açıklaması yapılırken de, Televole döneminde de fikrimi açıkça söylüyordum. Şimdi de sosyal medyada bunu yapıyorum. Instagram'daki sayfada fikrimi beğenmeyen varsa çık takipten. İstersen de engelle beni. Ama tüm bunları yapmayıp, bir de üstüne sınırı aşan yorumlar gelince cevap veriyorum. Yaptığım işi çok seviyorum. Göz önünde iş yaptığım için benim hakkımda yorumlar yapılması beni sinirlendirmiyor. Ama bu yorumlar hadsiz olunca da sinirleniyorum. Yani öyle yorumlar yapılıyor ki, cevap vermem gerekiyor. Eleştirsinler ama hadsizlik yapılmasın...