Eğrisini doğrusunu konuşacağımız noktayı çoktan geçtik. Merkez Bankası'nın istikameti belli. Hedef, politika faizini olabildiğince düşük seviyelere çekmek. Para politikasıyla ilgili asıl mesele faiz indirimlerinin hangi hızda yapılacağı ve nerede sonlanacağı ile alakalı.
Merkez Bankası (TCMB), son toplantısında politika faizini yüzde 12'den 10.5'e indirerek tek haneli rakamlara bir adım daha yaklaştı. Faiz indirimi piyasa beklentilerinin 50 baz puan üstünde olsa da finans piyasalarının buna şaşırdığını söyleyemeyiz.
Zira, piyasalar faizin bu yıl bitmeden tek haneye ineceğini çoktan fiyatlamışlardı. Hatta reel sektör, faiz tek haneye indirilecekse bunun bir an önce gerçekleşmesini ve böylece belirsizliğin ortadan kalkmasını haklı olarak talep etmeye başlamıştı.
TCMB yayımladığı karar metninde şu ifadelere yer vererek bu belirsizliğe son verdi: "Kurul, takip eden toplantıda da benzer bir adım atıldıktan sonra faiz indirim döngüsünün sona erdirilmesini gündeme almıştır." Yani bir sonraki toplantı da 150 baz puanlık bir indirimle faiz yüzde 9'a çekilecek ve faiz indirim sürecine nokta konulacak.
Faizler düşmesine rağmen krediye erişim noktasında sorunlar yaşandığı bir süredir reel sektör tarafından dillendiriyor. Kur etkisinden arındırılmış üçüncü çeyrek verileri de kredilerdeki kontrolü genişlemeyi teyit ediyordu. Son iki haftadır ise ticari kredi büyüme oranı, yeniden başını yukarıya kaldırdı. Özellikle KOBİ'lere sağlanan kredilerde kıpırdanma yaşandığını görüyoruz. Ama bu enflasyonist ortamda mevcut kredi artışının reel sektörün beklentilerini tam olarak karşılamadığı da bir gerçek.
Ekonomi yönetimi kredi musluklarını bilinçli bir şekilde az açıyor. Eğer geçmiş yıllardaki reel kredi büyüme rakamları ile yola devam edilseydi, enflasyonun daha da yukarılara sıçrama riski oluşabilir. Bunun önüne geçmek için kredi büyümesinde temkinli ve seçici bir tutum sergileniyor.