İşçi işveren milyonları ilgilendiriyor. Mahkeme tazminat isteğini reddetti, Yargıtay kararı bozdu. İşçi, iş arkadaşlarıyla tartışmasının sonrasında iş yerinde kalp krizi geçirdi. Yere düşerek başını çarpan çalışan 22 gün yoğun bakımda kaldı. İş göremez duruma geldiği amacıyla parasal ve manevi tazminat davası açtı. İşveren sorumluluğu olmadığı gerekçesiyle isteği reddetti. Mahkeme kararı doğru buldu. Fakat mahkemenin kararı Yargıtay'dan döndü. Yargıtay, işverenin işçinin periyodik sıhhat muayenelerini yaptırıp yaptırmadığı, bu muayenelerde kalp krizi riskine yol açacak rahatsızlıklarına dair bir bulguya rastlanıp rastlanmadığı gibi konuların araştırılmasını istedi.
Temyiz isteği üstüne dosyayı araştıran Yargıtay, dosyayı Anayasa, Türk Borçlar Kanunu, İş Kanunu ve İş Sihhati ve Güvenliği Kanunu açısından değerlendirdi. Yargıtay kararında, bilirkişi raporlarında "vakanın kötü raslantı şeklinde gerçekleştiği" tarafında görüş bildirildiği fakat raporların vakanın oluş şekline ideal olmadığı, bünyesel faktörlerin iş kazasının teşekkülünde etkisinin olup olmadığının değerlendirilmediği belirtildi.
Türk Borçlar Kanunu uyarınca işverenin işçinin yaşam, sağlık ve bedensel bütünlüğünü korumak için gerekli önlemleri alma yükümlülüğü bulunduğu ifade edilen kararda, İş Kanunu ile İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nda da bu konuda işverene sorumluluk yüklendiği belirtildi. Türk Borçlar Kanunu uyarınca, sorumluluğunu yerine getirmeyen işverenin ortaya çıkan zararı tazmin etmesi gerektiği kaydedilen kararda, şöyle denildi:
"ÇALIŞMA HAYATINDAKİ KÖTÜ ALIŞKANLIK VE GELENEKLER SORUMLULUĞU ORTADAN KALDIRMAZ"
"(İşveren) Mevzuatta öngörülmemiş olsa dahi bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak zorundadır. Bilim, teknik ve örgütlenme düşüncesi yönünden alınabilme olanağı bulunan, yapılacak gider ve emek ne olursa olsun bilimin, tekniğin ve örgütlenme düşüncesinin en yeni verileri göz önünde tutulduğunda işçi sakatlanmayacak, hastalanmayacak ve ölmeyecek ya da bu kötü sonuçlar daha da azalacaksa her önlem işverenin koruma önlemi alma borcu içine girer.
Bu önlemler konusunda işveren iş yerini yeni açması nedeniyle tecrübesizliğini, bilimsel ve teknik gelişmeler yönünden bilgisizliğini, ekonomik durumunun zayıflığını, benzer iş yerlerinde bu iş güvenliği önlemlerinin alınmadığını savunarak sorumluluktan kurtulamaz. Çalışma hayatında süregelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı işverenin önlem alma borcunu etkilemez. İşverenlerce, iş güvenliği açısından yaşamsal önem taşıyan araç ve gereçlerin işçiler tarafından kullanılması sağlandığında, kaza olasılığının tamamen ortadan kalkabileceği de tartışmasız bir gerçektir."