9 yıllık düğüm çözülüyor! Halkbank davasında son viraj: Ortak dilekçe mahkemeye sunuldu
Halkbank’ın ABD’de yaklaşık 9 yıldır devam eden ceza davasında kritik bir aşamaya geçildi. Uzlaşma süreci kapsamında hazırlanması gereken uyum raporunun ABD makamlarına teslim edilmesinin ardından taraflar, davanın düşürülmesi için mahkemeye ortak dilekçe sundu.
Hızlı Özet Göster
- Halkbank, ABD Adalet Bakanlığı Güney New York Bölge Savcılığı ile birlikte 10 Haziran 2026 tarihinde ABD Güney New York Bölge Mahkemesi'ne ceza davasının düşürülmesi için ortak dilekçe sundu.
- Kovuşturmanın Ertelenmesi Anlaşması kapsamında hazırlanan Uyum Raporu, ABD Adalet Bakanlığı Güney New York Bölge Savcılığı ve ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Dairesi'ne teslim edildi.
- Mahkemenin ortak talebi kabul etmesi halinde 2019 yılından bu yana devam eden ceza davası sona erecek.
- Dava, 2010-2016 yılları arasında İran'ın petrol ve doğalgaz satışından elde ettiği gelirlerin ABD yaptırımları delinerek uluslararası finans sistemine sokulduğu iddiasına dayanıyordu.
- Türkiye, söz konusu işlemlerin Türkiye ile İran arasındaki ticari faaliyetlerin bir parçası olduğunu ve ABD'nin yargı yetkisi bulunmadığını savunmuştu.
ABD'de yıllardır devam eden ceza davasına ilişkin önemli bir gelişmeyi duyuran Halkbank, davanın düşürülmesi için gerekli sürecin tamamlandığını açıkladı. Banka, Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) yaptığı bildirimde, uzlaşma anlaşması kapsamında hazırlanması gereken uyum raporunun ilgili ABD kurumlarına teslim edildiğini ve davanın düşürülmesi için mahkemeye ortak başvuruda bulunulduğunu bildirdi.
Halkbank’ın ABD’de yaklaşık 9 yıldır devam eden ceza davasında kritik bir aşamaya geçildi. (Haberin fotoğrafları AA ve Takvim Foto Arşiv'e aittir)
UYUM RAPORU ABD MAKAMLARINA TESLİM EDİLDİ
KAP açıklamasına göre, ABD Adalet Bakanlığı Güney New York Bölge Savcılığı ile Halkbank arasında imzalanan ve 11 Mart 2026 tarihinde yürürlüğe giren Kovuşturmanın Ertelenmesi Anlaşması (DPA - Deferred Prosecution Agreement) kapsamında hazırlanması gereken Uyum Raporu, uzman kuruluş tarafından tamamlandı.
Raporda öngörülen yükümlülüklerin yerine getirilmesinin ardından belge, ABD Adalet Bakanlığı Güney New York Bölge Savcılığı ile ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Dairesi'ne (OFAC) süresi içinde teslim edildi.

DAVANIN DÜŞÜRÜLMESİ İÇİN ORTAK BAŞVURU
Banka tarafından yapılan açıklamada, uyum raporunun teslim edilmesinin ardından uzlaşma anlaşması çerçevesinde Halkbank ve ABD Adalet Bakanlığı Güney New York Bölge Savcılığı'nın ortak imzalı dilekçeyi 10 Haziran 2026 tarihinde ABD Güney New York Bölge Mahkemesi'ne sunduğu belirtildi.
KAP'a yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Uyum Raporunun teslim edilmesi sonrasında uzlaşma anlaşması uyarınca Halkbank ve ABD Adalet Bakanlığı Güney New York Bölge Savcılığı, ceza davasının düşürülmesine dair müşterek imza edilen dilekçeyi, ABD Güney New York Bölge Mahkemesine 10 Haziran 2026 tarihinde sunmuştur."

KARAR BEKLENİYOR
Halkbank, mahkemenin kısa süre içinde ortak talebi değerlendirmesinin beklendiğini duyurdu. Mahkemenin dilekçeyi kabul etmesi halinde yaklaşık 9 yıldır devam eden ceza davası tamamen sona erecek.
GÖZLER MAHKEMENİN VERECEĞİ KARARDA
2019 yılından bu yana farklı aşamalarla kamuoyuna duyurulan süreçte son dönemece girilmiş oldu. Yatırımcılar ve piyasalar tarafından yakından takip edilen dosyada nihai karar, ABD Güney New York Bölge Mahkemesi'nin ortak talebe vereceği onayın ardından netleşecek. Mahkemenin başvuruyu kabul etmesi durumunda Halkbank hakkındaki ABD ceza davası resmen kapanmış olacak.

DAVA İRAN YAPTIRIMLARI İDDİASINA DAYANIYORDU
ABD'de açılan dava, 2010-2016 yılları arasında İran'ın petrol ve doğalgaz satışından elde ettiği gelirlerin ABD yaptırımları delinerek uluslararası finans sistemine sokulduğu iddiasına dayanıyordu.
ABD'li savcılar, Türkiye'nin kamu bankalarından Halkbank'ın bu süreçte rol oynadığını ileri sürmüştü. Türkiye tarafı ise söz konusu işlemlerin Türkiye ile İran arasındaki ticari faaliyetlerin bir parçası olduğunu, ABD'nin Türkiye'deki işlemler üzerinde yargı yetkisi bulunmadığını ve ABD yaptırımlarının Birleşmiş Milletler yaptırımı olmadığını savunmuştu.
