Başarı büyüyor empati küçülüyor: Başarılı ama yalnız çocuklar yetiştiriyoruz
Karneler doluyor, sertifikalar çoğalıyor, yabancı dil kursları, kodlama eğitimleri ve sınav hazırlıkları peş peşe geliyor... Ancak tüm bu başarı yarışının içinde sessizce kaybettiğimiz bir değer var: Empati. Çocuklarımız merhameti, şefkati, vicdanı öğreniyor mu? Anne babalara altın değerinde tavsiyeler…
Çocuklarımızın eğitimi her şeyden önce geliyor. Anne babalar çocukları iyi bir eğitim alsın güzel diplomalar elde etsin diye varlarını yoklarını ortaya koyuyor. Peki burada neyi eksik yapıyoruz? Çocuk eğitimindeki bu eksiklikleri uzmanına sorduk.
Erken Çocukluk Eğitimi Uzmanı, Rehberlik ve Psikolojik Danışman Şule Erk (Haberin fotoğrafları AA ve Takvim Foto Arşiv'e aittir)
İNSANI ANLAYABİLMEK
Erken Çocukluk Eğitimi Uzmanı, Rehberlik ve Psikolojik Danışman Şule Erk akademik başarıların yanında çocuklarda empatinin de gelişmesi gerektiğini belirterek, "Bugün birçok çocuk akademik olarak başarılı olabilir. Ancak arkadaşının üzüntüsünü fark etmeyen, yaptığı davranışın karşısındaki kişiyi nasıl etkilediğini düşünmeyen, paylaşmakta zorlanan ve yalnızca kendi başarısına odaklanan bir nesil yetişiyorsa, durup düşünmemiz gerekiyor. Çünkü geleceğin dünyasında yalnızca bilgili insanlar değil; insanı anlayabilen insanlar fark oluşturacak" dedi.
BAŞARMAK ÜZERİNE KURULU EBEVEYNLİK
Başarı odaklı çocukluğun duygu odaklı gelişimi gölgelediğini söyleyen Şule Erk, "Modern ebeveynlik anlayışı giderek daha fazla "başarmak" üzerine kuruluyor. Daha iyi okul... Daha yüksek not... Daha fazla kurs... Daha fazla sertifika... Çocukların programları yetişkinlerden daha yoğun hale gelirken, onların duygusal gelişimine ayrılan zaman ise giderek azalıyor" dedi.
Empatinin matematik gibi ezberlenebilen bir ders olmadığını hatırlatan Şule Erk, şunları söyledi: Empati yaşayarak öğrenilir. Konuşarak gelişir. Model alınarak kazanılır.
Takvim Kaynak Tercihleri 
BAŞARILI AMA YALNIZ ÇOCUKLAR...
Şule Erk son yıllarda öğretmenlerin dikkat çektiği önemli bir değişim olduğunu belirterek şunları söyledi:
Çocuklar bilgiye çok hızlı ulaşıyor. Soruları çözebiliyor. Teknolojiyi iyi kullanıyor. Ancak; özür dilemeyi, teşekkür etmeyi, paylaşmayı, kaybetmeyi, bir arkadaşını teselli etmeyi eskisi kadar kolay başaramıyor. Bu durum okul iklimini de etkiliyor. Akran zorbalığı artıyor. İletişim problemleri çoğalıyor. Çatışmalar daha sert yaşanıyor.

ÇOCUĞUM İYİ BİR İNSAN MI?
Başarının tek başına yeterli olmadığını belirten Şule Erk, şunları söyledi: Bugün birçok ebeveyn çocuklarının iyi bir üniversite kazanmasını istiyor. İyi bir meslek sahibi olmasını istiyor. Yüksek maaş kazanmasını istiyor. Ancak şu soruyu daha az soruyor: "Çocuğum iyi bir insan olarak büyüyor mu?" Çünkü gelecekte yapay zekâ birçok bilgiyi bizden daha hızlı üretebilir. Ancak merhameti, vicdanı, şefkati, insan ilişkilerini, empatiyi hiçbir teknoloji öğretemez. Çocuklarımızın karnesinde matematik, fen ve yabancı dil notları yazıyor. Keşke görünmeyen bir bölüm daha olsaydı. "Bir arkadaşını mutlu edebildi mi?" "Birinin gözyaşını fark edebildi mi?" "Paylaşmayı öğrendi mi?" Çünkü yüksek notlar hayatta kapılar açabilir. Ama o kapılardan nasıl bir insanın geçeceğini belirleyen şey, çoğu zaman empati olacaktır.

EMPATİ NEDEN AZALIYOR?
Şule Erk, birçok etkenin aynı anda çocukların empati becerilerini zayıflattığını belirterek bunları şöyle sıraladı:
Sürekli başarı baskısı: Çocuk yalnızca notlarıyla değerlendirildiğinde, zamanla insan ilişkilerinden çok performansına odaklanıyor.
"Ben kazandım mı?", "Ben birinci oldum mu?" soruları, "Arkadaşım nasıl hissediyor?" sorusunun önüne geçiyor.
Dijital dünyanın etkisi: Saatlerce ekran karşısında geçirilen zaman, yüz ifadelerini okumayı ve gerçek iletişimi azaltıyor. Bir emojiyi görmek, gerçek bir yüz ifadesini anlamanın yerini tutmuyor. Empati ise göz temasıyla, ses tonuyla ve gerçek ilişkilerle gelişiyor.

Aşırı koruyucu ebeveynlik: Çocuğun her sorununu yetişkin çözdüğünde, çocuk başkasının yaşadığı güçlüğü anlamayı da öğrenemiyor.
Her istediği hemen karşılanan çocuk; beklemeyi, paylaşmayı, fedakârlık yapmayı, başkasını düşünmeyi deneyimleyemiyor.
Rekabet kültürü: Bugün çocuklar çok küçük yaşlardan itibaren sürekli kıyaslanıyor. "Daha başarılı ol.", "Daha hızlı çöz.", "Daha çok net yap." Bu rekabet dili zamanla iş birliği yerine bireyselliği büyütüyor. Empati eksikliği sadece çocukluğu değil, geleceği de etkiliyor.

AİLELER NELER YAPABİLİR?
Şule Erk anne babalara şu tavsiyelerde bulundu:
- Çocuğun duygularını küçümsemeyin.
- Başkalarının hisleri hakkında sohbet edin.
- Bir hikâye okurken karakterlerin neler hissettiğini konuşun.
- Yardımlaşmayı günlük yaşamın parçası haline getirin.
- Ev içinde teşekkür etmeyi ve özür dilemeyi model olun.
- Çocuğun her problemini hemen çözmeyin.
- Rekabet kadar iş birliğini de destekleyin.
- Ekran süresini azaltıp gerçek sosyal etkileşimleri artırın.

EMPATİ EVDE BAŞLAR
Şule Erk empatinin evde başladığını belirterek şu bilgileri verdi: Anne babalar çocuklarına empatiyi anlatmaktan önce yaşatmalıdır. Çünkü çocuklar söyleneni değil, gördüğünü öğrenir. Evde birbirine saygılı davranan ebeveynler...
Bir hata karşısında bağırmak yerine konuşan yetişkinler...
Yaşlılara yardım eden, hayvanlara şefkat gösteren, özür dileyebilen anne babalar...
Çocuklara verilen en güçlü empati eğitimidir.

EMPATİ AKADEMİK BAŞARININ RAKİBİ DEĞİL
Güçlü empati becerisine sahip çocukların farklı alanlarda da geliştiğini belirten Şule Erk, "Yani empati, akademik başarının rakibi değil; tam tersine destekleyicisidir" dedi. Empati becerisinin etkilediği diğer alanları da şöyle sıraladı:
- Daha sağlıklı arkadaşlıklar kurarlar.
- Akran zorbalığına daha az yönelirler,
- Problem çözmede daha başarılı olurlar.
- Takım çalışmalarında daha üretken olurlar.
- Duygularını daha iyi yönetebilirler.