Takvim

Bugünkü
Takvim
  • Eğitim
  • 04.11.2019 09:19
  •  - 
  • Son Güncelleme:
  •  
  • 04.11.2019 09:19
ABONE OL

? İlk ara tatil ayın kaçında? 2019 2020

Kasım tatili için geri sayım başladı. Milyonlarca öğrenci ilk ara tatilin heyecanını yaşıyor. Kasım ayına girmemiz ile birlikte tatillerin hangi gün başlayacağı merak ediliyor. MEB takvimi ile merak edilen sorular yanıt buldu. Peki, ? İlk ara tatil ayın kaçında, hangi güne denk geliyor. İşte detaylar...

Kasım tatili ne zaman başlayacak?

Kasım tatili ne zaman başlayacak? Türkiye genelinde bu yıl ilk defa uygulanacak ara tatil dönemine sayılı günler kaldı. Bakanlığın 2019-2020 eğitim öğretim dönemini kapsayan ara tatil dönemleri kapsamında öğrenciler, ilk ara tatile ne zaman çıkacaklarını merak ediyorlar. Hafta sonu ile birleştirilince 9 gün yapılacak tatilin takvimi belli oldu. Peki, kasım tatili ayın kaçında, ne zaman, hangi gün başlayacak? İşte MEB 2019-2020 eğitim öğretim takvimi...

KASIM TATİLİ NE ZAMAN BAŞLAYACAK?

İlk ara tatil 18-22 Kasım 2019 tarihinde yapılacak. (Hafta sonu tatilleri ile birlikte 9 gün)

İkinci ara tatil ise 06-10 Nisan 2020 tarihleri arasında uygulanacak. (Hafta sonu tatilleri ile birlikte 9 gün)

2019-2020 OKUL TATİLLERİ

18 milyonu aşkın öğrencinin yanı sıra 1 milyondan fazla öğretmenin de dersbaşı yaptığı yeni eğitim ve öğretim yılının birinci dönemi 17 Ocak 2020 Cuma günü sona erecek. 20- 31 Ocak tarihleri arasındaki yarıyıl tatilinin ardından ikinci dönem 3 Şubat Pazartesi günü başlayacak ve 19 Haziran Cuma günü tamamlanacak.

MEB: DEVAMSIZ ÖĞRENCİNİN VELİSİNE PARA CEZASI YENİ UYGULAMA DEĞİL

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından, okulca kabul edilecek geçerli sebepler dışında çocuğunu okula göndermeyen velilere idari para cezası verilmesine yönelik uygulamanın İlköğretim ve Eğitim Kanunu'nun 55'inci maddesinde yer alan bir düzenleme olduğu bildirildi.

MEB'den yapılan açıklamada, medyaya yansıyan "Devamsız öğrencinin velisine para cezası" başlıklı haberler nedeniyle bilgilendirme yapılması gereğinin doğduğu ifade edildi.

Açıklamada, "Söz konusu düzenleme İlköğretim ve Eğitim Kanunu'nun 55'nci maddesinde yer almaktadır. Bakanlığımız tarafından İl Milli Eğitim müdürlüklerine gönderilen yeni bir yazı bulunmamaktadır. Habere konu alan yazı, bazı İl Milli Eğitim müdürlükleri tarafından hatırlatma amacıyla yerel düzeyde paylaşılmıştır." ifadelerine yer verildi.

İlköğretim ve Eğitim Kanunu'nun 55'inci maddesine göre, öğrencilere okul idaresince verilen bir yıl içerisindeki maksimum 15 günlük izin veya hastalık, deprem, sel gibi afetler haricinde; çocuğunu okula göndermeyen, verilen izin müddetini geçiren, geç nakil yaptıran, okul çevresi dışına çıkarak izini kaybettiren, çocuğunun devamsızlık durumunu özürsüz olarak zamanında okula bildirmeyen velilere cezai yaptırım uygulanabiliyor.

Bu durumları gerçekleştiren veli, vasi veya aile başkanları, okul idaresince köylerde muhtarlığa, diğer yerlerde ise mülki amirliğe bildiriliyor. Muhtarlar ve mülki amirler en geç 3 gün içerisinde durumun veliye tebliğini sağlıyor.

Veliye gönderilen tebliğde, okulca kabul edilecek geçerli sebepler dışında çocuğun okula gönderilmemesi halinde idari para cezasıyla cezalandırılacağı bildiriliyor.

MEB'DE ALAN DEĞİŞİKLİĞİ BAŞVURULARI ARALIK AYINDA

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, bir televizyon programında, eğitimin gündemine ilişkin soruları yanıtladı.

Türkiye'nin 20-30 yıl sonrasına ışık tutacak çalışmasının ne olduğunun sorulması üzerine Selçuk, "Milli Eğitim Bakanı olarak ülkenin 20-30 yıl sonrasını dikkate alarak iş yapma zaruretimiz var, çünkü bugün ilkokulda olan çocuklar 2040'ın başında iş hayatına atılacaklar. 'Siz bize ne hazırladınız?' dediklerinde, biz ne diyeceğiz?" diye konuştu.

Bu anlamdaki icraatlarından ilkinin okullar arasındaki farklılıkları azaltmak olduğunu dile getiren Selçuk, "Hangi okulda öğrenci başına ne kadar alan düşüyor? Okul bahçesinin standartları nelerdir? Okulda spor salonu, akıllı tahta var mı? Kadrolu öğretmen ve ücretli öğretmenin yüzdesi ne kadardır? Fiziksel, sosyal ve öğrenme gibi alanlarda 100'ün üzerinde parametre var. Bu parametrelere baktığımızda biz hangi okulun olumlu ve olumsuz koşullarının olduğunu görebiliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Okullar arasındaki imkan farklılığının Batı Avrupa'da yüzde 10'un altındayken, Türkiye'de yüzde 70'e yakın olduğunu bildiren Selçuk, öğrenme farklılıklarının ise TIMMS sonucuna göre yüzde 37 olduğunu aktardı.

Bakan Selçuk, okullar arasındaki imkan farklılıklarının azalması gerektiğine işaret ederek, ekonomik şartların elverdiği ölçüde bu farkın azaltılması için çalıştıklarını vurguladı.

Türkiye genelinde 18 milyon öğrencinin ve 957 bin öğretmenin bulunduğuna değinen Selçuk, öğretmenlerin bir kısmının yönetsel konularda görev aldığını, sınıf öğretmenliği, yabancı dil, okul öncesi gibi alanlarda açığın bulunduğunu söyledi.

Selçuk, "2035'e kadar hangi alanda kaç öğretmene ihtiyacımız var, bunun projesini tamamladık." bilgisini paylaştı.

UZMAN BAŞÖĞRETMENLİK

Uzman başöğretmenlik sınavının ne zaman yapılacağının sorulması üzerine Selçuk, sınavın yapılabilmesi için Öğretmenlik Meslek Kanununun çıkarılması gerektiğine işaret etti.

Bakan Selçuk, "Bu kanun çıktığında okul müdürlerinin kariyer temelli yöneticilik yapabilmeleri, öğretmenlerin tazminat hakları, atama ve yükseltilmesi ile ilgili bir kariyer sisteminin getirilmesi, kademelerin yeniden tanımlanıp ekonomik karşılıklarının değerlendirilmesi söz konusu olacak. Bunun oldukça yüksek bir bütçesi var. Bu bütçe imkanları elverdiğinde Meslek Kanunu da çıkacak ve bütçe çıktığında bu mesele de hallolmuş olacak." diye konuştu.

Öğretmenlerin alan değiştirmelerine ilişkin bir soruya Selçuk, "Geçen yıl yaptığımız gibi alan değiştirme için aralık ayında başvuru yapılabilecek." yanıtını verdi.

Eğitimde öğretmeni güçlendirmenin önemine dikkati çeken Selçuk, bu konuda YÖK ile yaptıkları çalışmalara ilişkin, şunları kaydetti:

"YÖK ile ortak bir çalışmamız var. Birkaç tane eğitim fakültesini pilot alarak alıp, atama-yükseltme yönetmeliği ve uygulama derslerinin yapısı dahil, bunları dönüştürüp yeniden bir numune ortaya koyabilmek için çalışma başlattık. Eğitim fakültelerinde yüzde 10 civarındaki dersler uygulamalı ve bunlar da çeşitli nedenlerden dolayı çok iyi işlemiyor. Çocuklar rahat staj yapamıyorlar ancak son kapatılan öğretmen okulunda uygulamalı dersler yüzde 50 civarındaydı."

"DÜNYA DÖRDÜNCÜ BÜYÜK KIRILMAYA GİDİYOR"

Şangay ve Tokyo'daki lise öğrencilerinin ders programlarına baktığında tedirgin olduğunu dile getiren Selçuk, "Dünya başka bir yere gidiyor. Dünya, dördüncü büyük kırılmaya gidiyor. Dünyayı anlamak ve okumak önemli. Bugün de buna ihtiyaç var. Bu somut bir sorun. Çocuklarımızı 2040'lara hazırlamayız." ifadelerini kullandı.

Bakan Selçuk, 2020'deki Liselere Geçiş Sistemi'ne (LGS) ilişkin bir soruyu yanıtlarken, şöyle konuştu:

"2012 yılında 5 ve 6 yaş, ilkokul birinci sınıfa başladı. O çocuklar, önümüzdeki yıl 9'uncu sınıfa başlayacaklar. Birdenbire 1 milyon 200 bin dolayında olan çağ nüfusuna 600 bine yakın çocuk ilave oluyor. Bunun için altyapıyı hazırlamak, derslik oluşturmak bir problemimiz. Merkezi sınav, bir eleme sınavı. Çocukların sadece yüzde 10'unun sınavla yerleştiği bir sınavın zor olması beklenir. 'Soru zordu' demek garip geliyor bana. Kontenjan dahilinde ayarladığımız duruma göre bizim çocuklarımız bu soruları zaten yapıyorlar."

OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN ZORUNLULUĞU İÇİN 17 BİN YENİ DERSLİĞE İHTİYAÇ VAR

Selçuk, dezavantajlı bölgelerdeki okulların altyapı ve imkan farkının azaltılması için bu okullara öncelik tanıdıklarını da vurguladı.

Okul öncesi eğitimin 2023'te zorunlu olması için bir hazırlık yaptıklarını bildiren Selçuk, "Zorunlu olması için 17 bin yeni derslik ve 20 bine yakın öğretmen ihtiyacı var. Okul öncesi eğitim programlarını üniversitelerde dönüştürmeye ihtiyaç var. Finansal olarak tedbir almaya ihtiyaç var. Eğitimde 15-16 parametre bu karardan etkileniyor. Okul öncesiyle ilgili 2023 hazırlığımız var. Kısa bir süre ötelenebilir ama bu bizim temel amacımız." şeklinde konuştu.

"ÜCRETLİ ÖĞRETMENLİK KALKSIN DİYE UĞRAŞIYORUZ"

Yeni öğretmen atamasının yapılıp yapılmayacağına ilişkin soru üzerine Selçuk, şu bilgileri verdi:

"Biz şu anda ücretli öğretmenlik kalksın diye çaba gösteriyoruz. Bu, kadrolu öğretmen sayısı artarak olabilir. Bu, ekonomik imkanlara bağlı. Dolayısıyla benden 'şu tarihte şu rakam' diye atama sayısı beklemesinler. Biz 'ne yapabiliriz' diye bakıyoruz. Şubat ataması için de böyle bir çalışma devam ediyor."