Arakanlı mültecilerle...

Ülkemize nazaran küçük diyebileceğimiz yüzölçümüne (147.570 km² ) rağmen 163 milyon nüfusu barındıran Bangladeş'i görünce, 'kalabalık' kavramı insan zihninde yerli yerine oturuyor.
İstanbul'dan 7 saatlik bir uçuşla Dakka'ya, oradan uçakla 45 dakikada Cox's Bazar'a ve daha sonra iki saatlik oldukça sıkıntılı bir araba yolculuğundan sonra ulaşabiliyoruz Arakanlı mültecilerin barındığı Kutupalang Kampı'na.
Myanmar sınırına yakın bir alandaki bu kamp Arakanlı mülteciler için 2012'den sonra oluşturulmuş ve yeni mültecilere de ev sahipliği yapıyor.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, oğlu Bilal Erdoğan, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Aile Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Ak Parti milletvekili Ravza Kavakcı, TİKA Başkanı Serdar Çam, Kızılay Genel Müdürü İbrahim Altan, AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu ve diğer ilgililerin de bulunduğu kafile, kampa varmadan bazı bilgilere sahipti tabii olarak.
Ancak daha kampa yaklaşmaya başladığımız sırada karşılaştıklarımız, durumun daha da vahim olduğunu anlamamıza yetti. Duymak başka, şahit olmak bambaşkaydı...
Myanmar'dan 2012'de başlayan zoraki göçler sırasında Bangladeş tarafından oluşturulmuş kamp, yeni gelen 250 bin civarında insan sonrası, adeta bir insan mahşeri halinde. Baraka ve diğer tesislerin hitap edebileceğinin belki on mislinden daha fazla bir kalabalık var kampta... Çocuklar, kadınlar, yaşlılar, bir şekilde sakat kalmış insanlar. Sığınmak mecburiyetinde kaldıkları kampta günlük hayatlarını idame ettirme derdinde binler, on binler...
Bangladeşli yetkililer ellerinden geleni yapmaya çalışsalar da, belli ki kelimenin tam manasıyla bir sefalet söz konusu.
Barınma, yeme-içme ve temizlik konusunda durum içler acısı...
Heyette bulunanların tamamının morallerini altüst eden bir tablo vardı kampta. İçerilere doğru gittikçe artan müthiş kalabalığın gelen herkese gözlerinde ümit parıltıları ile bakması, heyettekilerin içlerini parçaladı.
Yuvalarını can kaygısı ile terk ederlerken ailelerinin bir bölümünü Arakan'da bırakmış ya da uğradıkları saldırılarda ailelerinin bazı fertlerini kaybetmiş olanların bulunduğu kampta, insanların ihtiyaçlarının asgari seviyede olsun giderilebilmesi öncelikli problem...

ÇÖZÜM ÜMİDİ...
Oldukça kalabalık ve ekonomik açıdan da zayıf bir ülke olan Bangladeş'in faaliyetlerinin desteklenmesi, acil bir konu. Emine Erdoğan'ın ziyareti vesilesiyle TİKA tarafından getirilen ilk parti yardıma yenilerinin katılacağını ve bunun yanında Kızılay ve İHH başta olmak üzere diğer yardım kuruluşlarının da Bangladeş'teki mültecilere yardım için harekete geçtiklerini öğrendik.
Ziyaret vesilesiyle söylenecek olan çok şey var. Katılan herkesi, ama özellikle de Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan'ı bu ziyaret vesilesiyle tebrik etmek, bir borç...
Gördüklerimiz ve ilgililerden aldığımız bazı bilgiler, Myanmar'la ilgili gelişmelerin sandığımızdan daha kötü olduğu yönünde. Ancak bildiğimizi zannettiğimiz bazı şeylerde de yanlışlıklar ve eksiklikler var.
Myanmar'da yaşananların arka planının sandığımızdan daha karışık olduğunu ve Bangladeş hakkında öğrenmemiz gereken çok şey olduğunu belirtmekle yetinelim şimdilik.
Esas mesele, Myanmar'da olup bitenlerin önlenebilmesi ve insanların yerlerini yurtlarını terk etmesine sebebiyet veren saldırıların durdurulması. Türkiye bu konuda üzerine düşeni yapıyor ve başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere ilgililerin attığı bazı adımlarla da belirli ölçüde mesafe alınmış durumda.
Umarız Myanmar'daki problemler çözülür ve Arakanlı kardeşlerimiz de yurtlarına ve yuvalarına kavuşurlar...
  • ve ya