‘İtirafçılar’ meselesi...

Latif Erdoğan ve Nurettin Veren başta olmak üzere FETÖ yapısını iyi bilenlerin 'itirafçılara dikkat!' şeklindeki uyarıları boşuna değil.
Hakimler, savcılar, subaylar, astsubaylar, emniyet mensupları ve öğretmenler birbirlerinin peşi sıra itirafçı olmak üzere başvuruyorlar.
FETÖ itirafçılarının sayısı gittikçe artıyor yani.
Son olarak, 15 Temmuz'da Marmaris'e Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a suikast için gönderilen timde bulunan 'Paşa' lakaplı Astsubay Zekeriya Kuzu'nun da itirafçılar kervanına katılacağı bildirildi.
Bu itirafçılar arasında hakikaten pişman olup, içine bir şekilde düştükleri yapı ile alakalı olarak bildiklerini samimiyetle aktaracak kişilerin çoğunlukta olacağını umabiliriz. Ancak temel özelliği gizlilik olan bu yapının itirafçılar üzerinden de bazı oyunlar oynayabileceğini de kesinlikle unutmamak gerek.
İtirafçı olan FETÖ mensuplarından bazılarının söyledikleri arasında kamuoyunun bilmediği hiçbir şey olmaması, dikkatlerden kaçmıyor.
Herkesçe bilinen bazı hususları tekrarlayıp, yurt dışına kaçan ya da zaten afişe olmuş isimleri açıklayarak tahliye edilmeyi ümit eden kişiler söz konusu. Bunların itirafçı olmaktan çok, yargıyı atlatarak serbest kalmayı ümit eden kişiler oldukları, açık.
İtirafçılık müessesesinin sıkıntıları, sadece bilinen şeyleri tekrarlayanlarla sınırlı değil. Bir de aslında söz konusu yapıyla alakalı olmayan bazı isimlerin FETÖ'cü diye ihbar edilerek, masum insanların başına dert açılması ihtimali de söz konusu.
Ki, özellikle 15 Temmuz'dan sonra bazı FETÖ mensuplarının bu yola başvurdukları biliniyor.
Bir başka husus ise samimi olarak itirafçı olanlardan en azından bazılarının, FETÖ tarafından baskı altına alınabilme ihtimali. Geçtiğimiz günlerde yayımlanan bir haber, bu hususta oldukça çarpıcı bir örnek:

Yalancı mı, ikna mı edildi?..

İtirafçı olacağını söyleyip, bildiği FETÖ imamlarının isimlerini veren S.
K., adli kontrol şartıyla tahliye kaldıktan bir gün sonra savcılığa başvurarak 'itirafımda verdiğim bilgiler doğru değil' deyince tekrar tutuklanmış... 2011 Hava Harp Okulu birincisi S. K., hakikaten yalan ifade mi vermişti, yoksa tahliye olduktan sonra birileri kendisine ulaşıp, söylediklerinin yalan olduğu şeklinde bir açıklama yapması konusunda ikna mı edildi(!), bilmiyoruz.
Ancak, ortaokul ya da lise yıllarından beri bu kişileri kontrolü altında tutan FETÖ'nün, değişik ihtimalleri de hesaba katarak bağlılarını her durumda kontrol edebilmek için bazı mekanizmalar geliştirmiş olabileceğini de, düşünmek gerek.
İtirafçılık ve itirafçılar konusunda kamuoyuna şu ana kadar yansıyanların bize anlattığı şu ki, FETÖ mensupları arasından çıkan ve çıkacak olan itirafçılar bundan sonra gündemi ciddi şekilde meşgul edecekler. Ancak beklenti daha çok söyledikleri ile bizleri meşgul etmeleri iken, korkarız onlar daha çok söylemedikleri ile bizi meşgul edecekmiş gibi gözüküyorlar.
Her itirafçının söylediklerinden sonra, bu kişinin aslında gerçekten itirafçı olup olmadığını tartışacağız.
Çünkü diğer ihtimal, yani itirafçı olarak ortaya çıkan kişinin bazı şeylerin üzerini örtmek için görevlendirilmiş birisi olup olmadığı sorusu, sürekli olarak zihnimizi tırmalayacak.
İşimiz biraz zor gibi anlayacağınız...
Ama Bylock başta olmak üzere çeşitli kriterler, söylenenlerin doğruluğunu kontrol açısından referans olarak yetkililerin ellerinde, şükür ki...
  • ve ya