Kerameti kendinden menkul bir "Hoca Efendi" İsrail'i telin etmek için düzenlenen bir toplantıda eline mikrofonu alıyor ve başlıyor hükümete atıp tutmaya. İsrail'e karşı izlediğimiz politikayı yeterince sert bulmayıp eleştirilerini dile getirse bunda hiçbir sorun olmazdı. Evet, muhafazakar kimliği ile bilinen ve bu nedenle bedel ödemiş bir siyasi çizgiyi İsrail'e karşı yeterince sert olmakla suçlamak pek alışılageldik olmasa da dillendirilebilir. Laiklik takıntım olmadığı için bir "hoca efendi"nin konuşmasında da benim için rahatsızlık verici bir durum yok. Hocalar, imamlar, hacılar siyaset yapabilir. Yeterki ikisini birbirine karıştırmasınlar. Daha doğru bir ifade ile din gibi oldukça yüksek bir müesseseyi siyaset gibi bu dünyaya ait bir meseleye payanda haline getirmesinler.
Ama kerameti kendinden menkul hoca efendinin söyledikleri pek de kabul edilebilir şeyler değil. Sorun konuşması, konuşunca söyledikleri değil ama ne için ve nasıl konuştuğu. Öncelikle daha önceki örneklerinde gördüğümüz gibi siyaset için konuşuyor ama dinin arkasına saklanarak konuşuyor. Yani kelimenin tam anlamı ile yüksek olanı daha alçak olan için araçsallaştırmaya çalışıyor. Dahası söylediklerinin esası da usülü gibi oldukça sorunlu. Hükümete sesleniyor ve "Filistin için hiçbir şey yapmadınız bari bunu yapın" diyor. Yanlış anlamayın; hiçbir şey yapmayan AK Parti, Recep Tayyip Erdoğan oluyor. Allah'tan kork be adam! Hocaların insaf bahsini anlatırken medreseden mi kaçtın!
Yaşadığımız dünyada her şey siyasi, zamanlamalar da öyle… Bu açıklamaları tam da İran'ın, Hizbullah'ın Türkiye'yi hiçbir şey yapmamakla itham ettiği zamanlarda yapıyor. Şimdi kimse kusura bakmasın. Çok konuda farklı düşünsek de hoca efendiler hakkında sık sık dilimizi tutuyoruz. Sebebi ise onlara, ilimlerine, takipçilerine sağladıkları katkıya olan hürmetimiz. Türkçesi farklı düşünsek ve bir şeyler söylemek istesek de edebimiz buna mani oluyor. Ama… Ama madem malum hoca efendi siyaset yapmak istiyor o zaman buyursun. Biz de rahat rahat konuşalım. Hamama giren herkes gibi o da biz de terleyelim.
Söylenen sözler, söylenme tarzı ve zamanlaması tek kelime ile takiyyecilik olarak nitelendirilebilir. Herkesin İsrail'e karşı daha sert olunmasını istemek hakkı var. Ancak "şimdiye kadar hiçbir şey yapmadınız" demek, bunu Hizbullah'ın Türkiye'yi hedef alan açıklamaları ile aynı zamanda yapmak ve din namına konuşmak iddiasını taşımak başka bir şey. Onun da ne olduğunu biliyoruz; İran'ın Türkiye'deki gönüllü ya da profesyonel etki ajanlığı. Dahası var; mezkur kişinin faaliyetlerini yürüttüğü vakfın adı da Siyer Vakfı. Doğrusu şapka çıkarılacak bir takiyyecilik; Şii propagandası yaptığı vakfın adını Siyer koymak.
Hocam, nasıl hamam sıcak mı?