CANLI YAYIN

Balon söner, model tutmaz, sahne yıkılır

Eklenme Tarihi 26 Aralık 2022

HABERİ
SESLİ DİNLE

00:00 00:00
Tüm Sesli Haberler

GEÇEN hafta özelikle AK Parti seçmenleri İBB başkanı İmamoğlu hakkındaki mahkeme kararına oldukça öfkeliydi. Sıfırı tüketmiş bir belediye başkanının gereksiz bir mahkeme kararıyla tekrar hayata döndüğünü, mağduriyet hikayesi ile cumhurbaşkanı adayı olacağını söylüyorlardı. Hatta hızını alamayıp 2023'ün kaybedildiğini şimdiden ilan edenler bile oldu.
Mahkemenin verdiği kararın hukuki boyutu bir yana siyasi olarak pek de bir anlam taşımadığını dilimin döndüğünce anlatmaya çalışan az sayıdaki kişiden biri oldum.
Kahraman olmakla, popüler olmak arasındaki farkı anlatmaya gayret ettim. Evet kahramanlar da popüler olurlar ama onlar aynı zamanda sahici bir hikayeye ve hikayenin arkaplanında gerçek bir mücadeleye de sahiptir. Popüler olanların ise elinde fazlaca şişirilmiş, arkaplanı olmayan bir hikaye vardır. Ve sonra hikaye biter, balon söner...
Gerçekten de İmamoğlu rüzgarı bir hafta bile sürmedi. Şimdi mahkemenin kararının ne hukuki ne de siyasi boyutunu konuşuluyor.
Herkes Meral Akşener'in nasıl CHP'ye operasyon çekmeye çalıştığını, Kılıçdaroğlu'nun Saraçhane'deki tezgahı fark edip nasıl duruma vaziyet ettiğini, Akşener'e "işimize karışma" mesajı gönderip Ankara'ya grup toplantısına davet ettiği İmamoğlu'nu nasıl sigaya çektiğini konuşuyor. Dahası da var; Akşener başta Kılıçdaroğlu olmak üzere diğer CHP'lilere de lafı birazcık dolandırarak ahmak dedi ve İmamoğlu da Kılıçdaroğlu'nun cumhurbaşkanlığı adaylığını desteklediğini istemeyerek de olsa açıklamak durumunda kaldı.
Gelinen noktada mahkeme kararı bir aday, kahraman veya mağdur doğurmadı. Bilakis CHP ve İYİ Parti arasındaki örtük kavganın bir kısmını gün yüzüne çıkardı. Madem İmamoğlu'nun YSK üyelerine ahmak diyerek hakaret etmesi değil kararın siyasi sonuçları konuşulacak, o zaman konuşulması gereken CHP ve İYİ Parti arasındaki kavgadır. Aklıma bir fıkra geldi;
Nasrettin Hocaya hanımının adını sormuşlar. Bilmiyorum, demiş. İnsan nasıl hanımının adını bilmez diye üsteleyince; geçinmeye gönlüm yok da ondan cevabını vermiş.
CHP ve İYİ Parti'nin hikayesi de böyle. Geçinmeye gönülleri yok. Ortada sahici bir ittifak yok.
İki parti de birbirinin seçmenini çalmaya çalışıyor. Bunun da yolu "Tayyip Erdoğan'ı devirmek için bir araya geldik" mesajını daha kuvvetli vermek. Kim bu mesajı verirken daha çok bağırır, daha çok çalışırsa muhalif seçmenden daha çok destek toplayacak. Yani ittifakta olmanın güzel bir imaj değeri var. Ama hakiki bir değeri yok. Adeta yemek masasında nasıl da uslu oturduklarını ebeveynlerine göstermeye çalışırken masanın altından birbirlerini tekmeleyen haylaz çocuklar gibiler.
Seçmen 6'lı masada güzel güzel oturduğumuzu zannetsin ama biz de masanın diğer sakinini zayıflatmak için elimizden geleni yapalım!
Benim esas merakla beklediğim ise seçim sonrası. Masa sakinlerinin seçimi kaybetmesi aynı zamanda kurdukları modelin de iflası anlamına gelecek - tabii eğer seçimi görürlerse.
Bir önceki seçimde ittifak yapıp cumhurbaşkanlığında çoklu aday çıkardılar olmadı. Akşener bir varlık gösteremedi, CHP'nin adayı Muharrem İnce ise partisine düşman oldu. Şimdi ittifakı sadece milletvekili seçimleri için değil cumhurbaşkanlığı seçimleri için de yapıp ortak aday senaryosunu deniyorlar. O da başırısız olursa ne yapacaklar acaba.
Hem model çökecek hem de büyük bir kavga başlayacak. Şimdiden birbirlerine ahmak diyenlerin seçimden sonra neler söyleyeceklerini bir düşünün.