HERKES haklı olarak kuzeyimizdeki Rusya Ukrayna savaşını konuşuyor. Ben ise bugün savaştan değil bir zaferden bahsedeceğim. Türkiye'deki dindar muhafazakar çoğunluğun Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde devlete ve ülkenin en güzel yerlerine çöreklenmiş olan azgın azınlığa karşı kazandığı zafer… Bugün 28 Şubat. Bundan yıllar önce ordu içerisine yuvalanmış cuntacılar tarafından yapılan 28 Şubat post-modern darbesinin yıldönümü. 28 Şubat darbesi bir süreçti, tek bir günde olup bitmedi. 28 Şubat 1997'deki Milli Güvenlik Kurulu toplantısı ise sürece adını veren hadise oldu.
Cuntacıların teşrifatcılığını yapan dönemin Cumhurbaşkanı müteveffa Süleyman Demirel'in liderliğinde toplanan Milli Güvenlik Kurulu, rahmetli Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın başbakanı olduğu meşru hükümete muhtıra verdi.
Sürecin amacı Türkiye'deki dindar muhafazakar çoğunluğu kamusal hayattan sürüp çıkarmaktı. Cuntacı askerler amaçlarına erişmek için sayısız hukuksuzluğa imza attılar.
Başörtüsü yasağı ve imam hatip mezunlarının önüne konulan katsayı engeli 28 Şubat cuntacılarının yaptığı onlarca hukuksuzluğun simgesi oldu.
Gelelim bugüne; CHP genel başkanı Kılıçdaroğlu dün adına "helalleşme buluşması" dediği bir etkinlik gerçekleştirdi. 28 Şubat'ın yıldönümüne denk getirerek başörtülü kadınlarla buluştu.
Daha önce de helalleşme isteğini beyan etmiş, yanlış yaptıklarını itiraf etmişti. Baştan söyleyeyim; bu tür yapmacık jestlere, özür seanslarına katiyen inanmıyorum.
Gün aşırı Kuran kurslarına saldıran, Diyanet'i eleştiren, "1400 yıllık gericilik" diyerek İslam düşmanlığı yapan CHP'nin başörtüsü ile "helalleşmesini" pek tabiki siyasi bir ikiyüzlülük örneği olarak değerlendiriyorum.
Ancak… CHP'nin böyle bir ikiyüzlülük yapmak durumunda kalması da az buz bir iş değildir.
Düne kadar başörtülülere düşmanlık yapanlar, onların eğitim, çalışma, kamu hizmetlerinden faydalanma, seçme ve seçilme hakkını gasp edenler bugün başörtüsü yalakalığına başladılarsa; ama seve seve ama sevmeye sevmeye başörtülülere şirin gözükmeye çalışıyorlarsa; dindarları onlara düşmanlık etmeyeceklerine ikna etmeden iktidar yüzü göremeyeceklerini anladılarsa… İşte bu CHP ve zihniyeti için büyük bir mağlubiyettir. Aslını ve kendini inkar etmektir. İddiasından vazgeçmektir. Yenemediği rakibine benzemektir. Ve tabii ki bizler için, muhafazakarlar, dindarlar, başörtülüler, imam hatipliler için de büyük bir zaferdir.
Bu zaferin en büyük mimarı ise şüphesiz Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dır. Bugün CHP samimi olmasa da başörtüsü yalakalığı yapıyorsa, helalleşme takiyelerine başvuruyorsa, cuntacı askerler ceza evindeyse, kimsenin aklına saçma sapan irtica, laiklik hikayeleri gelmiyorsa verilen büyük mücadele sayesindedir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan şüphesiz mücadelenin tek kahramanı değil.
Hatta nice isimsiz kahramanlar var.
Ancak liderin hakkını lidere teslim etmek gerekiyor.