Yerel seçimlerde ittifak ve parti kimlikleri

24 HAZİRAN seçimlerinden önce yeni sistemde yapılacak ittifaklar konuşulurken, AK Parti ve MHP'nin kurduğu Cumhur İttifakı'nın geçici bir seçim ittifakının ötesinde anlamlar taşıdığı söylendi.
Mesele sadece iki partinin oy oranını arttırması veya cumhurbaşkanının ilk turda seçilmesinden ibaret değildi.
Yeni sisteminin sorunsuz uygulamaya geçmesinin, Türkiye'nin yönetim krizinden tamamen kurtulmasının, terörle mücadelenin kesintiye uğramamasının ve bölgede cereyan edebilecek muhtemel dalgalanmalara karşı Türkiye'nin güçlü yönetiminin devam etmesinin Cumhur İttifakı'nın başarısına bağlı olduğu sık sık dile getirildi.
Cumhur İttifakı'nın altı çizilen bir diğer özelliği ise bir taban ittifakı olmasıydı. AK Parti ve MHP'nin imzaladığı ittifak protokolünün çok önceden 15 Temmuz gecesi sokaktaki vatandaşlar tarafından imzalanmış olması ittifakı güçlendiren bir diğer unsur oldu. Şimdi yerel seçimlere yaklaşırken Cumhur İttifakı'nın bu özelliğini bir kez daha gözlemliyoruz.
İttifakın iki kanadı da yani AK Parti ve MHP de ilk başta işbirliğinin yerel seçimlerde devam etmesine pek sıcak bakmıyorlardı. Yerelde partilerin güç dengeleri birbirinden farklıdır. Partiler genel seçimde pek oy alamadıkları bölgelerde yerelin siyasi dengelerini iyi hesap ederek ve toplum tarafından kabul görecek iyi bir aday göstererek pekala iddialı olabilirler. Kaldı ki seçimi kazansın veya kazanmasın siyasette iddialı olan partilerin bir seçim bölgesinde aday çıkarmaması kolay kabul edilebilir bir şey değil.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday göstermeyip, seçmeni ittifakın adayına yönlendirmek seçmene izah edilebilecek bir tavır. Ancak yerel seçimde bir seçim bölgesinde aday göstermeyip kendi seçmenine başka partinin adayını adres göstermek oldukça zor. Nihayetinde ittifak kurmuş olsalar da güçlü siyasi görüşlere ve kurumsal kimliklere sahip partilerden bahsediyoruz.
Öte tarafta da seçmenin beklentisi var...
AK Parti'li ve MHP'li seçmenlerin yaşadıkları ilçelerde veya illerde CHPHDP ittifakına mensup bir belediye başkanı istemedikleri ortada. Tabii ki kendi partilerinin adayını destekliyorlar ve o seçilsin istiyorlar. Ama bunun mümkün olmadığı bir ortamda da bir HDP'liyi veya Kılıçdaroğlu'nun CHP'sinde bol miktarda bulunan HDP sempatizanı bir CHP'liyi belediye başkanı olarak görmek istemiyorlar.
Hal böyle olunca AK Parti ve MHP'ye iş düşüyor. Başta pek sıcak bakmadıkları bir kararı almak durumunda kalıyorlar ve yerel seçimler için de ittifak yapmanın bir formülünü geliştirmeleri gerekiyor.
Meselenin hukuki durumuna bakınca cumhurbaşkanlığı veya milletvekili seçimlerinde olduğu gibi ortak adaylarla seçime girmek pek mümkün gözüküyor. Seçime kalan az süre içerisinde bir ittifak kanunu çıkartmak zor. Kaldı ki bu kanun çıksa bile seçime bir yıldan az süre kaldığı için yerel seçimlerde işlemesi anayasaya göre mümkün değil. Bir anayasa değişikliği yapmak da bu sürede teknik olarak imkansız.
Öyle gözüküyor ki iki partinin ittifakı, daha fazla uygulamada gözüken bir ittifak olacak. Bazı bölgelerde AK Parti diğer bölgelerde de MHP belediye başkan adayı göstermeyip seçmenine diğer partinin adayını destekleme çağrısı yapacak.
Bu da partiler açısından sıkıntılı bir durum.
Ama madem Cumhur İttifakı partilerin kısa vadeli ittifakı değil seçmenin sokakta yaptığı bir ittifak, iki parti de bu acı ilacı içmeye partilerin kurumsal kimliklerini zorlasa da ittifakı yapmaya karar verdiler. İttifakın siyasi kararı verildi, gerisi teknik detaylardır ve siyasi irade oldukça mutlaka çözülecektir.
  • ve ya