CANLI YAYIN

Türkiye’de medyanın geleceği

Eklenme Tarihi 04 Mart 2017
Önceki gün Medya Derneği'nin ev sahipliğinde Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş ile kahvaltılı bir toplantıda bir araya geldik. Ana akım medyanın değerli temsilcilerinden davete yoğun bir katılım vardı. İç siyasette ve dış politikada Türkiye'nin hemen hemen tüm meselelerinin konuşulduğu verimli bir toplantı oldu.
Kurtulmuş katılımcıların sorularını açık sözlülükle cevapladı. Fırat Kalkanı operasyonundan Hürriyet'in "Karargah Rahatsız" haberine kadar birçok konu gündeme geldi. Kurtulmuş medya ile ilişkilerden sorumlu başbakan yardımcısı olduğu için Hürriyet'in 28 Şubat kokan haberi hakkında söyledikleri ayrıca önem taşıyordu.
Kurtulmuş bir kez daha haberi kesin ve kati bir şekilde eleştirdi ve eski Türkiye'ye ait bir alışkanlık olduğunu dile getirdi.
Kurtulmuş Milli Güvenlik Kurulu toplantılarına katılan bir hükümet üyesi.
Bu noktada son yıllarda kendi katıldığı MGK toplantılarında sivil siyaset ile asker arasındaki ilişkinin olması gerektiği gibi yerli yerinde olduğunun altını çizmesi dikkate değerdi.
Bir diğer detay ise salonda bulunan medya mensuplarının da Hürriyet'in haberini sert bir dille eleştirmeleriydi.
Söz konusu medya olunca dışarıdan yani hükümet veya mahkemeler eliyle yapılan denetim ve düzenlemelerdense sektörün kendi enerjisi ve kendi kurumları ile denetim ve düzenleme işlevini yerine getirmesi her zaman tercih edilir bir yöntem olmuştur.
Türkiye'deki medya camiasının ana ve önemli aktörlerinin Hürriyet'in haberinden rahatsızlık belirtmeleri bu açıdan da oldukça önemli. Bu tablo Türkiye'de medya sektörünün meslek etik ilkelerine bağlılığı açısından geleceğe ümitle bakmamızı sağlıyor.
Meslek etiğini, ilkelerini, değerlerini hiçe sayan medya kuruluşları olsa da, hala haberleri ile siyaseti şekillendirmeye ve ülkenin geleceğine etki etmeye çalışsalar da Türkiye'nin geleceğine yön veremeyeceklerini görmek olumlu bir gelişme.

"EVET" ZOR MU KOLAY MI?
Referanduma sayılı günler kalmışken toplantının ağırlıklı gündemi de haliyle 16 Nisan referandumu oldu. Numan Kurtulmuş diğer AK Partili siyasetçiler gibi yasama ve yürütme sorumluluğunun yanında başta kendi seçim çevresi olmak üzere diğer yerlerde de referandum kampanyasına destek veriyor. Böyle olunca sık sık referandum kampanyası ve ziyaret edip seçim çalışması yaptığı yerlerdeki manzara hakkında sorulara muhatap oldu.
Kurtulmuş "evet"in kampanyanın başından beri önde olduğunu söylüyor. Bu tespit hem kamuoyu araştırmacılarının bulgularıyla hem de seçmenin nabzını tutanların gözlemleri ile uyuşuyor. Kurtulmuş kararsız seçmenin anayasa değişikliğinin detayları kendisine aktarılınca yani açık ve duru bir dil ile paketin neleri getireceği anlatıldığında tereddütlerinin ortadan kalktığını tespit ediyor. Bu anlamda AK Parti'nin sahada yürüttüğü çalışmaların kısa sürede olumlu sonuçlar verdiğini söylüyor.
Kurtulmuş'un gözlemlerine göre her geçen günle birlikte seçmen nezdinde paketin içeriğinin ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin avantajları anlatılınca şüpheler ortadan kalkıyor ve zaten çoğunluk olan "evet" oyları artıyor.
AK Parti'nin 2002'den beri yürüttüğü seçim kampanyalarının başarısı ortadayken bu tespite katılamamak mümkün değil. "Evet" demek her ne kadar insan psikolojisi gereği pozitif ve daha avantajlı bir tercih olsa da, yeni olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin içeriğinin seçmene anlatılması gerekiyor.
Bu kolay bir iş değil. Ancak AK Parti'nin geçmiş kampanya performansları ortadayken kesinlikle Kaf dağının ardındaki imkansız bir hedef de değil. Yapılması gereken sadece eskiden olduğu gibi durumun ciddiyetini anlamak ve ona göre çalışmak. Öyle gözüküyor ki başta AK Parti olmak üzere, "evet" kararını destekleyen diğer aktörler de bu işe dört elle sarılmışlar.