Gazetenin genel yayın yönetmeni Sedat Ergin görevi bıraktı ve yerine Fikret Bila geldi.
Tipik bir Aydın Doğan taktiği. Yıllardır yaptığı şeyi bir kez daha yaptı. Bizzat kendisinin yönlendirdiği, karar verdiği yayın politikasının maliyetini çalışanlarına ödetti. Böylece işin içinden sıyrıldığını zannediyor.
Hürriyet'in yayın yönetmeni uzun yıllar boyunca Ertuğrul Özkök'tü. Hürriyet deyince aklımıza gelen bütün skandal manşetler Ertuğrul Özkök'ün devrinde atıldı.
Yakın siyasi tarihimizde medya ile ordunun iç içe geçtiği, gazetelerin cuntacı askerlerin iletişim faaliyetlerini gönüllü yürüttüğü dönemde Özkök yayın yönetmeni olarak hizmet etti Aydın Doğan'a. Patron sırtını Türkiye'deki vesayetçi yapılara dayamıştı, patronun çıkarlarının zedelenmemesi için gerekli yayın politikasını da Özkök uyguluyordu.
Türkiye'de, 2002 yılında AK Parti ile başlayan değişim rüzgarı kendini iyiden iyiye hissettirip sonuç vermeye başlayınca Özkök, Aydın Doğan için bir yük olmaya başladı. Artık Türkiye'de manşetlerle hükümet yıkıldığı, ordu namına sivil siyasete gözdağı verildiği, öğrenciler toplu namaz kıldı türünden "irtica" haberleri ile siyasetin dizayn edildiği günler geride kalmıştı. Can havli ile "411 El Koasa Kalktı" manşetini attı Özkök'ün yönetimindeki Hürriyet. O manşette kısa sürede paçavraya dönünce, Özkök ile yollar ayrıldı.
Özkök'ten sonra "amiral gemisi"nin kaptan köşküne Enis Berberoğlu.
Şimdi CHP'de siyaset yapan Berberoğlu, Özkök'ün yerine genel yayın yönetmeni olunca, Hürriyet'in yayın politikasında bir değişim beklentisi ortaya çıktı.
Geçmişin siyaset dışı ve anti-demokratik çizgisinde bir kırılma yaşanır, Hürriyet de Türkiye'deki dönüşüm rüzgarından nasibini alır zannedildi.
Bu beklentinin sebebi Enis Berberoğlu'nun şahsıyla alakalı değildi tabii ki. Aydın Doğan'ın aktör değiştirmesi ile alakalıydı. Özkök kendisine yüklenen misyonu pekala yapıyordu ve bu değişikliğin nedeni olsa olsa bir misyon değişikliğiydi. Ancak Türkiye'de medyanın demokratikleşmesi, kendi olağan sınırlarına çekilmesiyle alakalı bu beklenti kısa sürdü. Enis Berberoğlu'nun performansı kısa sürede Doğan cephesinde hiçbir şeyin değişmediğini sadece Aydın Doğan'ın Özkök'ü feda ederek elini biraz rahatlatmaya çalıştığını gösterdi.
Berberoğlu Hürriyet'ten CHP'ye transfer olunca genel yayın yönetmenliği koltuğuna Sedat Ergin oturdu. Ama Hürriyet'in tanıdık bildik darbe destekçisi, siyaset karşıtı, manipülasyoncu yayın çizgisinde bir değişim olmadı. Neticede Özkök de Berberoğlu da Ergin de aynı ideolojik ve mesleki gelenekten geliyorlardı. Üstelik görev tanımında gazetecilikten yana bir değişim de olmadı.
Patronun siyasi ve ticari çıkarlarını kollamak vazifesi aynıydı ve Sedat Ergin de bu vazifeyi yürüttü.
Ve bugüne gelelim
"Karargah Rahatsız" başlığından sonra Sedat Ergin genel yayın yönetmenliğinden ayrıldı ve yerine Fikret Bila geldi. Fikret Bila aynı ideolojik ve mesleki gelenekten geliyor. Bu anlamda Özkök, Berberoğlu, Ergin ve Bila arasında hiç fark yok. Bila'nın 28 Şubat'taki "gazetecilik" performansı hala akıllarda ve Hürriyet'in yayın çizgisinin değişmeyeceğinin en büyük işareti.
O zaman soru şu; Ertuğrul Özkök'ün 20 yıl kesintisiz bir şekilde sürdürdüğü genel yayın yönetmenliği son yıllarda neden peş peşe görev değişikliklerine sahne oluyor? Üstelik gelenle giden arasında hem mesleki hem ideolojik hem de patronaj olarak hiçbir fark yokken!
Yoksa Aydın Doğan kendi elini rahatlatmak için yayın yönetmenlerini mi kovuyor? Onlara kirli işlerini gördürüp, siyasete müdahalesi için onları araçsallaştırıp sonra da günah keçisi mi yapıyor?
Yok canım, Doğan gurubunda çalışan gazeteciler sıradan işçiler mi ki öyle olsun!