CANLI YAYIN
Lütfi Albayrak
LÜTFİ ALBAYRAK

Toplu taşıma araçlarındaki koalalar

Eklenme Tarihi 17 Nisan 2016
Bugünkü belgesel kuşağında toplu taşıma araçlarında oluşan koalaları konu alıyoruz. Bu koalalar genellikle direkleri tek ya da en çok 2 elle tutmak yerine ölümüne sarılmayı tercih ettiklerinden, diğer yolcuların tutunacak yer bulamamasına neden olur.
Bu canlının diğer bir huyu da tutunduğunuz direği gözüne kestirdiyse gelip sağını solunu elinize sürtmesi, siz elinizi direk üzerinde farklı noktalara kaçırdıkça o noktalara hamle yaparak sürdürdüğü mücadele sonucu sizi yıldırarak direği ele geçirmesidir. O dakikadan sonra bütün vücuduyla direği kaplayacak ve başka bir elin o direğe tutunmasına katiyen müsaade etmeyecektir.
Orta kısma denk gelen direkleri ele geçirdiklerinde, düşmanın karargahına sızmış ajan moduna girer.
O bölge artık onundur. Onun kalesidir hatta. Orta kapıyı kullanarak inmek isteyenler, ona sürtünerek geçmeli, tutunmak isteyen vücudunun her yerini ellemek zorundadırlar.
Müsaade istemeli, geçmek için selam vermelidirler. O bölgedeki camları açmak, kapatmak onun görevidir.
Düğmeye basacağına, ışığa basmaya çalışan teyzeye yardımcı olan yine odur. Arka taraftan uzatılan akbil ve paraları uzatanlara pek yardımcı olmaz. "Ben mi uzatayım lan, direğe yaslanmış adamım" havasındadır. güvendedir.
Koala sakinliğinden eser yoktur karakterinde. Diken üstündedir. Yaslandığı demirdeki düğmeye basmak istersin, tüm bedeniyle yapışmıştır. Diyaloğa girmeye zorlar insanları. En önemli besin kaynağı da bu naif, inmek için şoföre başırmak yerine, kurallara uyan, düğme arayan ortalama iett yolcularıdır.
Birileri çıksa, "al bu direk senin,eve mi götürüyosun, sarmaş dolaş mı geziyorsun, striptiz direği olarak mı kullanıyorsun, ne yaparsan yap artık" dediğinizde itiraz etmeyecek insandır, o kadar benimsemiştir direğini.
Bir de bunun yaslanan tipleri vardır ki inanın sevgimden boğasım geliyor. Otobüs demirini içini alma gibi ulvi bir ideal peşinde olmasından şüphelendiğim ultra kıl tip.
Ulan o demir tutunmak için yapılmış, yaslanmak için değil. Bu tip tüm gövdesiyle hayvan gibi yaslanır demire, sonra sen tutamazsın öyle akrobasi hareketleri eşliğinde ayakta durma savaşı verirsin. Bu tipin de umrunda olmaz, öyle fütursuzca yaslanmaya devam eder kıl herif.

BRANDA
Bir mafya babası evli bir kadınla ilişki kurmuş. Bir gece kocası yok diye kadının evine gitmeye karar vermiş ve adamlarına, "Ben içeri girdikten sonra hemen büyük bir branda ayarlayın ve pencerenin hemen altına dört ucundan gerin" demiş. Sonra da ne yapacaklarının talimatını vermiş: "Kadının kocası gelirse kapıyı bir kere çaldırın, ben aşağıya atlayacağım, yakalanıp raconu çizdirmeyelim... Tamam mı?" Adamları, "Başüstüne patron" demişler. Mafya babası kadının evine girmiş, tam yatağa uzandığı anda evin kapısı çalınca bizimki kendini tereddütsüz pencereden donla 4. kattan aşağı fırlatmış. Kadın üzerine alelacele bir şey alıp kapıyı açmış ki karşısında patronun adamlarından biri... "Yenge" demiş adam mahcup bir şekilde önüne bakarak, "Patrona söyle branda bulamadık!"

SU BORUSU
Adam evinin merdivenlerinden çıkarken düşüp, bacağını dört yerinden kırmıştı.
Hemen hastaneye kaldırılmış, doktor bacağı boydan boya alçıya almış ve:
- "Beyefendi bundan sonra daha dikkatli olun, en azından alçınız çıkana kadar merdivenlerden inmek çıkmak yok" demişti. Üç ay sonra kırıklar kaynamış, alçı çıkarılmıştı.
Adam bu arada doktora:
- "Doktor bey artık merdivenlerden inip çıkabilir miyim?" diye sormuş, doktor da:
- "Tabii, ancak yine de bir süre daha dikkatli olmalısınız" demişti. Adam doktorun bu cevabı üzerine sevinçle bağırmış:
- "Oh be şükürler olsun, üç aydır eve su borusundan tırmanarak girip çıkmaktan anam ağlamıştı."

AlkışlıYorum
Ailece dayımlarda yemekteyiz. Sofradakilerden biri de kendi başına çorba içmeye çalışan ama bir türlü beceremeyip üstüne başına döken yengemin minik yeğeni. Dayanamayıp kaşığı nasıl tutması gerektiğini öğretmeye çalışıyorum. Bunun üzerine yanımda oturan 15 yaşındaki kozalak kuzenimin söyledikleri için kocaman bir alkış istiyorum: 'Abla, senden de iyi anne olurmuş, keşke evde kalmasaymışsın!'