Bu insanlardaki son trend "Abi 3 yıl sonra saç ektirecem, Mahmut gibi" yaklaşımıdır.
Bir sonraki aşaması "İleride hepiniz kel olacaksınız" argumanına sahip çıkılması, iki sonraki aşaması da etrafındakilerle kel diye dalga geçmeye başlamasıdır.
Ama bu psikozun en ileri noktasında ise "Kılda keramet olsa malum yerde bitmez" savunması dillere pelesenk olabilir.
Dışarıya karşı agresif bir kabullenme sürecinin son ürünüdür ve evet, artık saçı olanları kıskanan bir kişi haline gelinmektedir muntazaman.
Bağcıkları bağlarken ekstra hız için sonsuz bir çaba ile her iki saniyede bir "Kafama bakıyo mu" kontrolü için sözde çaktırmadan etrafı kolaçan etmekle kendini gösterir.
Bakmıyoruz, bakmıyoruz hadi.
Mutlaka bu evrede sinir bozucu insanlar çıkabilir.
-Ahmet abi saçların mı dökülüyor.
- Dökülüyor dokülüyor Kerimim ama 100 tane normalmiş.
- Sanki önler açılmış gibi.
- Zaten açıktı kardeşim saçları kestirince ortaya çıkıyor.
- Yok yok abi iyice dökülmüş.
- Neyin peşindesin lan.
- Kel oluyon abi.
- Kendine gel Kerim. İlk günler saç ektirme ili ilgili bütün ilanları araştırmaya başlar. Bir de sevgili takarsa mevzuyu.
- Selami saçların iyice açıldı hayatım. kel mi olacaksın.
- Yok yok bu kadarda durmuş.
-Ya babana benzersen kabak gibi Selamiii ıyyy çok kötü.
- Dayıma çektim ben yok dayıma.
Hem babamda ne var.
- Kel olma seni terk ederim Selami.
Ben onu bilir onu söylerim.
- Geçenlerde okudum kellerin libidosu yüksek olurmuş. Hem ektiririm.
- İnanımıyorum Selami olayı nereye getirdin ya. Ben anlamam ektirir misin ektirmez misin ama ben sene bu gidişle ekicem gibi görünüyor. .
MIKNATIS
Sözlük yazarı "sysprog", yapılmış en komik dalgınlıklar arasında sayılabilecek bir üniversite anısını anlatmış.
Bozulmuş harddiskten sökülen iki mıknatıs ile itinayla oynadıktan sonra, 'Ulan ders vardı bi okula uğrayayım' diye yurttan fırlayıp yemekhaneye doğru yola koyuldum. Bu esnada hayvanı güçlü mıknatısları okulda sağa sola cak cuk yapıştırma maksadıyla pantolonun arka cebine koyup yemeğe gittim.
Yemek sırası vs. derken itü'nün güzel yemekhanesinde cama yakın bir kenarda (ki neredeyse her taraf cam zaten) bir masaya tabuldotu indirdikten sonra plastik bardakla su almaya doğru masaların arasından otobüste sağlı sollu ilerleme tekniği kullanarak ilerlerken bir anda garip bir hisse kapılıp arkamı döndüğümde yemek yeme pozisyonunda masaya eğilmiş ağzı açık bana bakan genç mühendis adayı arkadaşımın surat ifadesine takıldım. Bana sanki bir uzaylıymışım gibi bakıyordu. Kaşlarımı biraz kaldırıp kafamı yavaşça sola çevirip bir şey mi oldu gibilerinden tavır yapıyordum ki mühendis adayımızın bile anlam vermekte zorlandığı manzaraya ben de tanık oldum: Tabuldotun üst kısmındaki kaşığı popoma yapışmış benle geliyordu.
Ne desem boş artık. Bu şok anından yararlanıp kaşığı biraz abanarak mıknatıstan ayırıp "Pardon kaşığınız bana yapışmış" diyerek elemanın tabuldota bırakıp hızla su almaya gittim. Artık o kaşıkla yemek yedi mi yoksa benim hakkımda ulan adamda ne popo varmış gibi mi düşündü bilmiyorum ama ben bile gülmekten yemeğimi zorla yedim.
AlkışlıYorum
Bugünkü alkışlıyorum bombası da benim oğlum Rüzgar'dan gelsin. Oğlum tam bir Türk olduğunu kanıtladı. Nasıl mı? Annesi ayağında oğlumu almış sallayıp uyutmaya çalışıyor. Oğlum bu arada 2.5 yaşında. Oğlum televizyondaki lüks ev reklamına bakıyor. Bunu gören eşim Ayşen Cengiz Albayrak ise Rüzgar'a anlatmaya başlıyor.
"Baban çok para kazanacak, bize bu evden alacak. Bahçesi olacak, sana park yapacak, arkadaşların gelecek beraber oynayacaksınız." O sırada oğlum eşimin ayaklarından kalkarak annesine dönerek; "Mangal da yapacağız değil mi anne" diyor. Ve biz yanında hiç mangal yapmadık. Galiba genlerden.
KAÇ YIL OLDU?
ABD Başkanı Rutherford Birchard Hayes, ilk telefonu gördükten sonra "Tanrı aşkına bunu kim, niye kullanmak istesin ki?" diyeli 137 yıl oldu.