O kadar derin ve vazgeçilmezdir. Öyle insanlar tanıyorum saatlerce yol tüketip berberine ulaşan. Alın bakın aşağıdaki örneğe; Brunei Sultanı, 16 yıldır saçını kestirdiği Londra'nın Dorchester otelinin berberi Ken Modestou'yu, Brunei'ye getirtmiş. Ancak domuz gribi salgınından korkan Sultan, 11 bin sterlin (27 bin 500 TL) ödeyerek, berberinin uçakta diğer yolcularla temas etmeden lüks mevkide seyahat etmesini sağladı.
Sultan, normalde bir müşteriden 30 sterlin (75 TL) alan ve Brunei'ye gitmek için 11 bin kilometre yolculuk yapan Modestou'ya saç kesimi için her seferinde binlerce sterlin ödüyor. Biz berberimize 30 tl verirken evlat acısı çekiyoruz.
Adama bak.
Şunu söylemekte fayda var. Özellikle kadınlar için söylüyorum. Berberini aldatan bir adamla asla birlikte olmayın. Berberini aldatıyorsa sizi havada karada her zaman aldatır.
Berber sadakati budur. Başka da birşey değildir.
Teknik açıdan bakıldığı zaman gayet mantıklı bir harekettir. Bu sadakati sağlayacak temel ve vazgeçilmez unsurlar vardır. Berber seçimi yapılırken bu unsurlara çok dikkat edilir ve bütün uygunlukların toplandığı berbere sadık kalınır.
Bu unsurlar şu sekildedir.
* Öncelikle berberinizin, evinizin ya da işinizin yolu üzerinde olması gerekmektedir. Akşam eve giderken, sabah işe giderken gibi olağan zamanlarda yönünüzü değiştirmeden ve zaman kaybetmeden uğrayabilmeniz gerekmektedir.
* Lokasyondan sonraki en önemli unsur berberinizin temiz ve konforlu olmasıdır. Çalışan personel ve çırak-kalfa ekibinin temiz, sağlıklı ve düzgün tipler olması çok önemli. Bunların yanı sıra temizlik unsuru göz önünde bulundurulduğu zaman, mekanın da sürekli temizlenen bir mekan olması çok çok önemli.
* Berber seçiminde mekan ve zaman unsurlarının yanı sıra, üçüncü ve aslında en önemli unsur size bakacak olan usta ya da kalfanın işinin ne kadar ehli olduğudur. Çünkü erkek yüzü ve saçı oldukça hassastır. Kesim yönü, şekli, şemali gibi bir çok unsur etkiler erkeğin traşını.
Bu yüzdendir ki sürekli berber değiştirmek hiç ama hiç iyi birşey değildir. Sizinle ilgilenen ve o berber dükkanına sadık kaldığınız sürece ilgilenmeye devam edecek kişi sizin suratınızı, saçınızı, kılların çıkış yönünü vs. çok iyi biliyor ve tanıyor olmalı.
* Bütün bu teknik ve taktik detaylardan sonra berberiniz hoş sohbet olmalı. Ayarları ve dengeleri iyi kurabilmeli. Sizin nabzınıza göre şerbet ağzınızın tadına göre çay verebilmeli. Ne enseye şaplak göze parmak bir adam olmalı ne de hoş geldiniz efendim moduna girip el pençe divan durmalı. Sizin çizdiğiniz sınırlar içinde kalabilmeli.
İşte bunlar ve bunlar gibi bir çok unsur vardır erkeğin berberine sadık olmasına neden olan...
I AM SORRY
Temel, Amerika'da bir bara girip bira istemiş.
O anda bir Alman gelip barmeni kenara çekip kafasına bir elma koymuş ve uzaklaşarak, nişan alıp silahıyla barmenin kafasındaki elmayı tam ortasından vurmuş ve...
-"I AM RED KID" demiş.
Temel hayran kalmış. Biraz sonra aynı şeyi bir Fransız yaparak elmayı ok ile vurmuş ve...
- "I AM WILLIAM TELL"
Bundan sonra cesaretlenen Temel dışarı çıkıp tekrar içeri girmiş ve aynı işlevi uygulayarak silahıyla ateş eden Temel barmeni alnının ortasından vurmuş adamın öldüğünü anlayan
Temel, -"I AM SORRY" demiş.
HEMOROİD
Kayserili'nin birisi İstanbul'a gitmek üzere trene binmiş. Tren kalktıktan sonra yanındaki çantadan pastırma çıkarmış, tam yiyecekken karşısındaki adam dikkatini çekmiş ve ona uzatarak:
-Hemşerim yir misin demiş. Karşısındaki adam:
-Sağolasın benim hemoroidim var.
Kayserili:
-Olsun... Önce bunu ye sonra onu da yersin.
AlkışlıYorum
Doksanlı yılların başıydı, üniversiteye gitmek üzere şehirler arası otobüste seyahat ediyordum. Sallama poşet çaylar yeni mi çıkmıştı yoksa vardı da kullanmasını ben mi bilmiyordum bilemiyorum ama muavin abi ''kahve mi çay mı'' dediğinde keşke ''kahve'' deseymişim. ''Çay'' demem neticesinde elime bir sürü poşet tutuşturuldu. Ne yapacağımı tam bilmediğimden yanımdaki arkadaşa baktım. Arkadaş sallama çayı yırttı ve sıcak suyun içine döktü. Ben de aynı işlemi uyguladım. Çaylar suyun üstünde yüzmeye başladığında biz de beraber içmeye başladık; çay içmiyor çayı adeta yiyorduk. Bir yandan da ''bu sallama çaylar ne kadar da kötü oluyormuş, hiç tadı tuzu yokmuş'' konulu bir muhabbete girdik. Buradan o arkadaşa bol bol selam eder, sallama çaylarla beraber magmaya seyahate beklerim.