Herhalde Avrupa'da arabalar, arka arkaya sıralanıp dat dat dat diye kornaya basmıyordur.
Küçüklüğümüzün en sevdiğimiz şeyleri arasında bulunurdu.
Korna sesleri duyuldu mu, "Ahaa düğün arabası geliyor, kes önünü kes" denilerek organize bir şekilde düğün arabasının önü kesilirdi. Ama bu organize durum, araba duruncaya kadar olurdu. Çünkü herkes ön camlara ilk giden olmak isterdi. Damat ya da sağdıç elindeki zarfları dağıtırdı.
Genelde en düşük banknot olurdu içinde ama olsun gidip şeker alıp yemek güzel olurdu.
Şu dünyada insanların arasındaki bütün farklılıkları kaldırıp herkesi birbirine eşitlemede düğün konvoyu kadar etkili bir hadise görmedim. Bütün mesafeler kalkıyor, herkes bir amaca kilitlenmiş. Emosu, memosu, hippisi, ağır abisi, entellektüeli vb...
Genci, yaşlısı herkes bir arada. Kültürlerin kaynaşması.
Daha doğrusu kültürlerin tek bir kültür çatısı altında eriyip bitmesi.
"Hepimiz kardeşiz" deyip hümanizmi savunan arkadaşlar, şu adeti bütün dünyaya yayabilse, tüm dünya işte o zaman kardeş olur.
Bir daha da tövbe billah çözülmez.
Öncelikle o müthiş curcunanın ardından düğün salonu kısmı atlatılmış, salon çıkışında kız çıkaran ana-baba dahi derdini unutup arabalara yerleşme kaosunda yer kapma derdine düşmüş, herkes sonunda sağ salim poposunu bir araba koltuğuna yerleştirmiş. Artık o sıkış tıkış araba atmosferinde düğün ahalisi tek bir noktaya odaklanıyor: Bu gece bu iki arkadaşı birbirlerine coşkulu bir şekilde hallendirmek.
İşte bu gidişat içinde kafalar camlardan çıkıyor, eller kollar dışarı salınıyor.
Herkeste bir coşku, büyük bir şuursuzluk hali de cabası. Daha biraz evvel salonda annesine "Off ne işim var benim ya burada?" diyen emomuz, çok mürekkep yalamış düğün ortamını banal bulan entellektüelimiz bile o coşkuya kendini kaptırıyor. Kaptırmayıp da ne yapacak?
5 kişilik arabaya 9-10 kişi doluşmuş, gel de yanındakine sarılma. Eli kolu koyacak başka yer yok zaten.
Var mı daha güzel bir an arkadaş? Şahsen benim dünya barışını sağlamak için önerim budur: Milletleri bir araya getirip Anadolu'muzun herhangi bir yerinde düğün konvoyuna dahil etmek. Bütün krizlere çözüm olmazsa, ben de bu işten anlamıyorum arkadaş.
BAKKAL
Öğretmen sınıfta ders anlatırken çocuklara sormuş:
- Anneniz sizi çarşıya yolladı.
"Bir kilo patates, iki kilo soğan, bir paket tuz, yarım kilo beyaz peynir al, 4 tane ekmek al" dedi. Fiyatları biliyorsunuz daha önceki derste işlemiştik.
Şimdi hesap edin bakalım.
Bakkala ne kadar vereceksiniz?
Her çocuk oturmuş , hesabını yapmış, toplamış, defterine yazmış.
Ama biri hiç birşey yapmadan öyle oturuyormuş.
Öğretmen sormuş:
- Oğlum sen neden yazmıyorsun?
Öğrenci "Benim yapmama gerek yok öğretmenim.
Çünkü benim babam bakkal. Biz böyle şeylere para vermeyiz. Her şey bedava" demiş.