Bir de fiziken büyümemize rağmen keşke hala küçük bir çocuk olabilsem de hala yapabilsem dediğimiz şeyler var. İşte bunlardan bazılarını sizler için sıraladık:
Herkesin içinde umarsızca ağlayabilmek."Rezil mi oldum? Kim ne düşünür?" gibi sorulara aldırmadan kendini tutmamak kadar büyük bir lüks var mı?
Herhangi bir art niyet beklemeden tamamen saf duygularla arkadaş olabilmek.Şimdi istesek bile kimseye kolayca güvenemediğimiz için arkadaş olamıyoruz, ya da olsak bile daima kendimizi korumaya çalışıyoruz. Oysa çocukken öyle miydi?
Canımızın istediği her yerde uyuyabilmek.Misafirlikte, arabada, anne- baba kucağında...
Anne-babanın ortasında yatmak.Nadir de olsa belki bazılarımız şimdi de yapıyordur.
Aklımıza gelen her şeyi düşünmeden sorabilmek, hiçbir şeyi saklamaya çalışmadan sonuna kadar açık sözlü olmak.Şimdiyse bir şeyi söylemeden önce en az 3 kez düşünüyor, canımızı çok yakan ya da sinirimizi bozan birine karşı bile sırf ayıp olmasın diye susuyoruz.
Lazımlık sayesinde evin istediğin yerinde tuvaletini yapabilmek.Ohhh çizgi film izlerken televizyonun karşısında. Bundan büyük keyif mi var?
Alışverişe gidildiğinde market arabasının içinde gezmek.
Sokakta gördüğün insanlara çekinmeden, acaba yanlış mı anlar diye düşünmeden gülümseyebilmek.Keşke biz büyükler de asık suratlarımızı ve tüm tahammülsüzlüğümüzü bir kenara bırakabilsek...
Babanın omzunda gezmek.Dünyanın en güzel şeyi.
Evin içinde garip ve tuhaf yerlere saklanmak, oralarda oynamak.
Sabahın erken saatlerinde uyansan bile full enerjik olabilmek.Şimdiyse keşke fırsatım olsa da tüm gün yataktan çıkmasam diye dualar ediyoruz.
Oyun parklarında doyasıya oynayabilmek, kaydıraktan kayıp, salıncakta sallanabilmek.
Yatağın veya koltukların üzerinde zıplamak.Yani şimdi bunu büyüsek de yapabiliriz ama eşyalar buna dayanabilir mi meçhul?
Dondurmayı ağzıma yüzüme bulaştı mı diye düşünmeden tadını doyasıya çıkararak yemek.
Belki de en güzeli; gelecek kaygısı olmadan yaşayabilmek. onedio.comAYI
Bir avcı, evine gelen misafirlerine eski bir ayı postunu göstererek der ki:
"Bu ayıyı Bolu ormanlarında vurmuştum." Misafirlerden biri bunun bir palavra olduğunu düşünür.
İnanmayıp sorar:
"Nasıl olur?
Bu kutup ayısıdır.
Bolu'da bulunmaz." Avcı gülümseyerek cevap verir:
"Kardeşim ayı bu… Buranın kutup olmadığını, Bolu ormanları olduğunu nereden bilsin?"
ÇIPLAK KADIN
Kadının biri, arkadaşlarıyla "Doğruluk mu? Cesaret mi?" oyununu oynarlar.
Sıra kadına gelince "Cesaret" der.
Arkadaşları, kendisinden çırılçıplak taksiye binip filanca yere gitmesini isterler. Kadına bu fikir çok çılgın gelir… Yapamayacağını düşünse de oyunda cesaret dediği için söyleneni yapmak zorunda kalır ve çırılçıplak soyunup koşarak taksiye biner.
Taksi şoförüne, "Falanca yere gidelim" der.
Taksici, "Tamam" der ve sürer arabasını… Yolda giderlerken şoför ikide bir dikiz aynasından kadına bakar.
Buna sinirlenen kadın, "Ne bakıyorsun, hayatında çıplak kadın görmedin mi?" diye sorar.
Şoför, kadına bakar ve şöyle der: "Yok abla ondan değil… Parayı nerenden çıkaracaksın, onu merak ediyorum!"
ALKIŞLIYORUM
Bugün arkadaşımın silah mağazasına gelen ve "Tabancam için kılıf arıyorum" diyen şık beyefendiye "Kılıf eczanede olur; yan tarafa bakın" esprisini yapan ama o beyefendi dışında herkesin kahkahalar atmasına yol açan ben değildim; şahitsiniz değil mi? Hayır, kendisi ilçe emniyet müdürü oluyormuş da o bakımdan...
Küçük kızıma haritada doğduğum şehri göstererek; "Bak, işte ben burada doğdum" diyorum. Kızım şaşkın şaşkın soruyor: "Burası şimdi anneannemin karnı mı?"