Tıkanmışcasına yoğun. Bizim otobüs sabit.
Yan şeritteki otobüs yavaş yavaş ilerliyor.
Anneannem de cam kenarında oturuyor.
-Vuuu, pokiyeeeen. Ula niye ceriye doğri cideyruuuk? Bu şoforde iş yok. Pen kullanacağum otobusi.
-Anneanne sen bırak. 8 saatlik yol dayanamazsın. Uyu sen. Ben de arka tarafta muavinle takılırım.
Kabanımı yastık yapıverdim anneannem için. Anneannem uyudu. Ben de arkada muavinle sigara içiyorum. O zamanlar sigara serbest şehirlerarası otobüslerde.
Bir saat kadar sonra yan koltuktaki güzel kız bize doğru yürümeye başaladı. Bana gelmediği açık. Kim ne yapsın çizik bir karizmayı! Kız bana:
-Yaşlı teyze uyandı. Dedi.
-Tamam. Gerisini söylemenize gerek yok.
Hemen kalktım ve gittim anneannemin yanına. Benim korktuğum DGM'lik laflar etmesi ki çok şeyler söylemişti otobüste.
30'lu yıllardan, 40'lı yıllardan bahsetmişti.
Zor susturabilmiştim.
Neyse... Saat 18 suları. Kış mevsimi ve hava karanlık. Anneannem uyanmış ve koltuğun altında birşeyler arıyor.
-Ne arıyorsun anneanne?
-Dişlerumi!... Vuuu ne yaparum ben şimdi. Ula çaldiler mi dersun.
-Yok anneanne merak etme. Buluruz.
Kızlar gülmekte... Ben kızarmakta...
Anneannem ağlamakta...
Anneannem:
-Tamam, hatirladum. Senun paltonun cebineydi! Bi bak da uşağum.
Ben:
- ?
-Anneanne evde baksak. Yani buluruz merak etme.
-Yook. Şimdi bakacasun. Piliyrum cebineydi.
Cebi araladım. Uzaktan bakıyorum.
Ürkekçe. Kızlar gülmekte hala. Zaten onlardan da tiksinmeye başlamıştım artık.
Bir tanesi:
-Korkma ısırmaz. Deyince.
-İyi o zaman al. Dedim.
Sanki cebimde dişler hakikaten varmış da kızın üzerine boşaltırmış gibi yaptım.
Bir çığlık akabinde otobüsün şoforü ışıkları yaktı. Anneannem de dişlerini buldu.
Koyununa saklamış kimse çalmasın diye...
Mola anını da anlatmak isterdim. Ama bu kadar yeter. İsteyene yazacağım söz.
Anneannemi 95 yılında kaybettik. Var mıydı gerçekten diyorum şimdi kendi kendime.... Herşeye rağmen onu çok özlüyorum...
KEDİ
Soguk bir kış gününde Temel kedisini almış yıkamaya nehire gider. Adamın biri sorar; Ula Temel nereye gideysun?
Temel de: Nehire ha bu kediyi yikamaya gideyum.
Adam şaşırır; Yapma Temel etme kedi ölür Temel: Ula karışma o benim kedim hiç bir şey olmaz.
Aradan bir kaç saat gecer adam Temel'i tekrar görür ama Temel aglamaktadır.
Adam sorar; Ula Temel ne oldi?
Temel: Keduuuuuuuuuum, keduuuum der ağlar.
Adam kızarak: Ula salak ben sana demedum mi? Bu soğukta kedi ölür diye. Temel ise gayet masum bir tavırla;
Ula aptal kediyi güzelce yikadum bir şey olmadida kurusun diye sıkarken öldi;))
TEMEL
Temel bir gün trende yolculuk yaparken, yanına Yahudi bir yolcu binmiş.
Hareketlerinden ve giyim tarzından, Temel'in saf biri olduğunu anlayan Yahudi, hemen Temel'e yönelerek seslenmiş:
– Beyefendi, size bir soru sorabilir miyim?
– Sor.
– Sen bana bir soru sor, bilemezsem;
100 lira veririm. Sen benim sorumu bilemezsen; bana 10 lira verirsin, olur mu?
– Olur.
Yahudi yolcu:
– Önce sen sor.
Temel sormuş:
– Üç ayaklı canlı nedir?
Yahudi biraz düşündükten, sonra 100 lirayı uzatmış:
– Bilemedim, sen söyle?
100 lirayı cebine atan Temel, Yahudiye 10 lira geri vermiş ve şöyle demiş:
– Ben de bilmiyorum!..
ALKIŞLIYORUM
Oğluma, oyuncak uçak aldım.
Çalıştırılınca arka kapısı açılıp dışarı tank ve askerler çıkıp ateş ediyor. Bir yandan da uçağın içinden bir ses ateş etmeleri için İngilizce emir veriyor, "Fire, fire!" diye. Oğlum uçağı çalıştırdı, uçak hareket etti, arka kapısı açılıp, dışarı asker ve tanklar çıktı, ateş etmeye başladılar. Uçağın içinden de "Fayır, fayır..." diye sesler gelmeye başladı.
Uçaktan ''fayır" sesi gelince, oğlum hemen müdahale etti, "Hayır mayır yok!
Hepiniz öleceksiniz!"