Kesinlikle cinsiyetçi bir yaklaşım yok. Hayatın içinden mizaha giriyorum. Bakıyorum bazı arkadaşlar özellikle kadın arkadaşlar rahatsızmış bu durumdan. Amaç gülmek olsun be abla. Hem yalan mı yazdıklarım.
Neyse konumuza bakalım.
Sizin için "Ay bakımsız" denilmesin diye kuaföre harcanan para (bir röfle 100 TL), Ağdacı ablaya her ay 200 TL.
Her seferinde aynı elbiseyi giymemek için mağazalara harcanan para 300 TL.
Göz kalemi, ruj, far 100 TL, Deodarant basit kız işi değil mi?
Size göre o zaman parfüm 100 TL...
Düşünün daha bunları yazarken sadece aylık masraftan bahsediyorum. Yani 800 TL.
Eee bunun diyetisyeni var.
Zayıf kalmak için harcanan paralar da cabası. (Kaliteli ve sağlıklı besinler daha pahalı) Spor salonu var. Eee erkekler kilolu demesin diye. Yoksa kendi için yapar mı? Hepsi sizin için erkekler!
Erkeklerin özel günleri hatırlamasını isterler. O yüzden de özel günlerde onlar hediye almazsa erkekler nasıl hatırlayacak mantığıyla hediyeler alır. Hatta aşıksa her dakika hediye alır.
Eğer bir kadının ilişkisi bitiyorsa bu bütün harcamaya öküz parası derler haberiniz ola.
KAZA
Temel'in kullandığı kamyonun freni patlar.
Yokuştan inmeye henüz başlamış olan Temel'in bir şeyler yapması için fazla zamanı yoktur.
Temel sağına bakar kumda oynayan bir çocuk, soluna bakar pazar yeri. Kararını verir ve direksiyonu tek kişi olduğu düşüncesiyle sağa çocuğa kırar.
Tüm radyo ve televizyonlar yayınlarına ara vererek duyururlar haberi; yokuş aşağı inerken freni patlayan kamyonun pazar yerine dalması sonucu yüz kişi ölmüş, yüzelli kişi yaralanmıştır...
Röportaja giden gazeteci Temel'e olayın nasıl gerçekleştiğini sorar.
Temel'in cevabı kısadır; - Her şey çocuğun korkup pazar yerine kaçmasıyla başladı...
ALKIŞLIYORUM
Toplantı geç bitince yemeği yetiştiremeyeceğimden marketten barbunya pilaki alıp sofraya koydum. Küçük hanım yemeği evirip çevirip gönülsüzce yerken kuzeni aradı ve ne yaptığını sordu. Bizimki beni yerin dibine sokacak cevabı verdi: "Anne eli değmemiş, evde pişmemiş, üstünde dumanı tütmeyen yılların yorgunluğu üstüne çökmüş bir yemek yiyorum."