Türk müziğinin en kendine has, en filtresiz, en kalpten isimlerinden biri olan Yıldız Tilbe, yıllardır sadece sesiyle değil, yüreğiyle de konuşuluyor. Onu sahnede izleyenler bilir; şarkı söylerken gözleri dolar, sesi titrer, kelimeler kalbinden dökülür. Ama asıl mesele, o ışıklar söndükten sonra başlıyor. Kazandığı paranın önemli bir kısmını ihtiyaç sahiplerine ayırdığını yakın çevresi saklamıyor. Özellikle Müslüman coğrafyalarda yaşanan acılara karşı sessiz kalmıyor. Gazze'de yaşanan dram karşısında yaptığı yardımlar, yaptığı paylaşımlar ve çağrılar bunun en açık göstergesi. O, sadece üzülmekle yetinmiyor; elini taşın altına koyuyor. Türkiye'de de depremden eğitime, sokak hayvanlarından yoksul ailelere kadar pek çok alanda isimsiz bağışlar yaptığı konuşuluyor. Çoğu zaman reklamını yapmadan, duyurmadan. Magazin dünyasında lüks hayatlar, pahalı tatiller ve marka gösterişleri konuşulurken Yıldız Tilbe başka bir yerde duruyor. Gösterişten uzak, kimi zaman mütevazı bir ev haliyle, kimi zaman sade kıyafetleriyle karşımıza çıkıyor. Onun zenginliği banka hesabında değil; gönlünde. Belki de bu yüzden şarkıları bu kadar sahici. Yıllardır zirvede olmasına rağmen hala mahallenin kızı gibi. İçinden geldiği gibi konuşuyor, içinden geldiği gibi yaşıyor. İnancını saklamıyor, değerlerini eğip bükmüyor. Yardım ettiği insanların yüzündeki tebessüm, onun için en büyük alkış gibi. Bugün popüler olmak kolay; ama kalıcı olmak zor. Yıldız Tilbe'yi kalıcı yapan yalnızca besteleri değil, vicdanı. O, sahnede bir yıldız; ama hayatın içinde sadece iyi bir insan olmaya çalışan bir kadın. Belki de onu gerçek anlamda "yıldız" yapan tam olarak bu.