Türkiye gündemini son bir aydır meşgul eden fon skandalının bilançosu yavaş yavaş ortaya çıkarken ekonomi kurmayları üst üste yaptığı açıklamalarLA meselenin kontrol altına alındığını anlıyoruz.
İlk ortaya çıkan rakamlara göre hepinizin de bildiği gibi fon mağduru 455 bin kişi var. 17 fonda 43 bin yatırımcı ödemesi geçtiğimiz hafta yapıldı.
Fon düzenlemesi meclisten geçtikten sonra yaklaşık 350 bin kişinin 1 milyon ve altı olan ödemesi yapılacak.
Peki geriye kalan yaklaşık 100 bin kişi fonlardan parasını nasıl alacak?
16 eylülde fon satışı gerçekleşmiş PBLK durumunda olan binlerce yatırımcının durumu ne olacak?
Bu soruların cevabı geçtiğimiz pazartesi günü SABAH'ın manşetinde vardı.
MASAK ve SPK'nın yaptığı incelemelere göre 1-16 eylül tarihleri arasında 440 fon yatırımcısı satış emri vermiş. TERA ve Pusula fonlarından tam 401 milyarlık satış gerçekleşmiş.
17 eylüldeki fon depreminden hemen önce.
Şimdi savcılık şu soruya cevap arıyor: Bu satışlar içeriden gelen bir bilgiyle mi gerçekleşti?
Yani birileri fonlardan fahiş gelir elde eden 440 kişiye fon piyasalarındaki çöküşü önceden haber verdi mi?
Eğer bu 401 milyarın yarısı geri getirebilirse fon mağduriyeti büyük ölçüde çözülecek gibi görünüyor.
Bir de tutuklu 84 kişinin durumu da merak konusu.
Tutuklu isimler etkin pişmanlıktan yararlanır ve kaçırdıkları parayı geri getirirlerse sorun tamamen çözülüyor.
Yani fon yatırımcılarının çok karamsar olmasına neden olacak bir tablo yok ortada.
DEVLETİN ZİRVESİ SORUNUN TAKİPÇİSİ
Başkan Erdoğan dün kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamada "Milletimizin hak ve hukukunun korunması kırmızı çizgimizdir" dedi ve ekledi: Fahiş getiriler elde etmiş spekülasyon ve manipülasyon yoluyla haksız kazanç sağlamış her kim varsa, bunun bedelini mutlaka ödeyecektir. Başkaları soygunculara, milletin malına el uzatanlara, harama tevessül edenlere sırf siyasi parti aidiyetleri sebebiyle sahip çıkabilir, onlara kol kanat gerebilir, onlar için şehir şehir gezip miting düzenleyebilir.
Başkan Erdoğan, fon mağdurlarının haklarının korunacağı yönündeki kararlı mesaj, yatırımcıların yüreğine su serpti.
Benzer bir açıklamada Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'dan geldi. AA'nın Editör Masası'na konuk olan Yılmaz, haksız kazanç elde edenlerden hesap sorulacağı ve yatırımcıların mağdur edilmeyeceğini söyledi.
Tüm bu açıklamalardan anlıyoruz de fon mağdurları önümüzdeki 4-5 ay içerisinde ana parasını alabilecek. Fahiş kazanç elde edenler ve şüpheli işlem yapanlar ise sadece parasından olmayacak yargıda da hesap verecek.
BORSA YATIRIMCISI İLE DOLANDIRICIYI AYIRMALIYIZ
Sırası gelmişken toplumdaki yanlış bir algıdan da bahsetmek istiyorum.
Borsa yatırımcısı ile dolandırıcıları ve spekülatörleri aynı kefeye koymamalıyız. Borsada ve fonlarda yatırım yapmak suç değil, ekonomiye güvenin göstergesidir. Yatırımcıyı zan altında bırakan bir dil, yalnızca kişileri değil, piyasanın tamamını yaralar.
Sermaye piyasalarının gelişmesi için yatırımcının kendisini güvende hissetmesi şarttır. Bugün yaşanan sorunları gerekçe göstererek borsayı ve fon yatırımcılığını töhmet altında bırakmak, yıllardır oluşturulmaya çalışılan yatırım kültürüne zarar verir. Mesele borsayı ya da fonları itibarsızlaştırmak değil, güveni kötüye kullananları tespit edip hukuk önünde hesap vermelerini sağlamaktır.
KRİZLERİN ARDINDAN GÜÇLÜ YÜKSELİŞ GELİR
Ekonomi kurmayları piyasalara yeniden güvenin tesis edilmesi için elinden geleni yapıyor. Ancak bu biraz zaman alacak. Çünkü yatırımcının kaybettiği güveni yeniden kazanmak, kaybedilen parayı telafi etmekten bile daha zor olabilir.
Unutmayalım ki piyasalar geçmişte de ağır krizlerden geçti, büyük kayıplar yaşadı ama ardından güçlü yükselişlere sahne oldu. Her büyük sarsıntının ardından yeni bir yükseliş döneminin kapısı aralanabilir. Bugün yaşanan güven kaybını piyasaların sonu gibi okumak, sermaye piyasalarının tarihini ve toparlanma gücünü göz ardı etmektir.
Borsada ve fonlarda asıl belirleyici olan, bugünün paniği değil, yarının ekonomik gerçekleridir. Güven yeniden tesis edildiğinde, yatırımcı geri döndüğünde ve piyasa sağlıklı işleyişine kavuştuğunda güçlü toparlanmaların önü açılabilir.
Krizler piyasaları sarsar ama piyasalara sonsuza kadar yön veremez. Geçmişte yaşanan sert düşüşlerin ardından gelen güçlü yükselişleri unutmayalım. Panikle geleceğe sırt çevirmek yerine, güveni yeniden inşa edecek adımlara odaklanalım.