Çocuklara, kadınlara tecavüz edip öldüren çakalların en çok geride bıraktığı insanlara üzülürüm.
Çocuklarına mesela!
O çocukların hiçbir günahı yoktur.
Okullarda dışlanırlar.
Hangi mahalleye taşınsalar, babalarının gazete küpürleri duvarlara asılır.
Sokak ortasında dövülürler de, oh çekenleri çoktur.
Sanki suçla doğmuşlardır da.
Babalarının namussuzluklarını ömür boyu soyadı gibi alınlarında taşırlar.
***
Babalar eşit dağıtılmıyor.
Adalet de eşit dağıtılmıyor.
Kadınlara tecavüz edip öldürmenin neredeyse "yasallaştırılacağı" bir dünyada.
Katillere cesaret verenlerin ve tacizin önünü açanların, bu çocukların yaralanmasındaki payları da büyüktür.
***
O çocuklar nasıl büyüyecek?
O küçücük yaşlarında omuzlarına yüklenin "haksızlığın" vebalini öderken, ne çok şeylerini kaybedecekler kim bilir!
***
Ortaokul yıllarımda bir oymacı atölyesinde çalışıyordum.
Yanımızda deri mont ve kürk üzerine üretim yapan dükkanlar vardı.
Bir gün büyüklerin, dükkanın parmaklıklarının ardından küfür ve tükürük yağdırdığını gördüm.
Odanın içinde 12 yaşlarında yere çömelmiş bir çocuk vardı.
"Hırsız" diye bağırıyordu büyükler!
Nedenini sordum, "deri mont çalmış" dediler.
Çocuğu aslanlarla dolu bir arenaya atılmış kedi yavrusu gibi gördüm.
Ve yarım saat sonra geri döndüğümde, çocuğun o küçücük odada kendini astığını da gördüm.
Aradan 45 yıl geçti, o fotoğraf hala gözlerimin önünde.
Belki işlemediği bir suçun bedelini canıyla ödeyen o isimsiz çocuğu hiç unutmadım.
İnsanları suçlamak için fırsat kollayan ejderhaların vicdanlarının sızlamadığına da adım gibi eminim.
***
Ve biliyorum ki...
Bu dünyada şeytanın yanındaki koltuk her zaman boştur. Dileyen oturabilir.
Ve görüyorum ki... Geçen yıllar içinde o koltuğa rezervasyon yaptıranlarda patlama yaşanıyor!
ATAKÖY 11. KISIM SİTE YÖNETİCİLERİ
Bir sitede yönetime gelen insanların, meseleye kapıcıları harcamakla başladığını gördüğüm zaman, bütün duygularım ayaklanıyor.
Ezileni ezmek öyle mi?
Ataköy 11. Kısım'da yeni site yönetimi, kapıcıları kovup taşeron firmanın adamlarını siteye yerleştirmek istiyor.
İnsanların 20 yıldır evlerini, çocuklarını emanet ettiği insanları harcamakla görev yapıyor gibi görünmek kolay olduğu için.
Taşeron firmaların mutlaka bir başka yöneticiyle bağlantısı olduğu için.
Onların kendi kişisel hesapları sitede oturan insanların güvenliğinden ve huzurundan daha önemliyse, bunun adı keyfi yöneticilik.
Ama komşuluk duygusunun kapıcılara sahip çıkmakla ayaklandığını gördüğüm zaman da. Böyle yöneticilerin hiçbir hükmünün olmadığını gösteren direnişe başımı eğiyorum.
Çünkü yürekli insanlar ezilenden yanadır. Kapıcıları kovdurmaya çalışan apoletli zatlardan değil!
Mutluluk Takvimi
* Sokak köpeklerini doyur.
* Hapishaneye kitap gönder.
Buluttan zarflar içinde
Sevda mektupları vardı
Sarmaşık güller gibi
Herkes içinden ağlardı
Şarkılı balkonlarda
İnce saz geceleri
Gözlerimizde tüter
Eski yaz geceleri
Yıllar boyu saklanırdı
Ayrılığın son busesi
Denizlere atılırdı
İyiliğin hikayesi
Hakkı YALÇIN