ALANYA'DA Fenerbahçe adına futbolun hiçbir çekiciliği yoktu ama istek vardı, inanç vardı. Her şeyden önemlisi Alanyaspor gibi futbolun her halinden yoksun bir rakip vardı.
Fenerbahçe'de varlığını hissettiren sadece Valencia ve Emre Mor'du ama yokluğu en çok hissedilen adam Szalai'ydi.
Sahada olsa Alanyaspor'a piyangodan çıkan o gol de olmazdı.
***
Fenerbahçe'nin verilmeyen bir penaltısı var, Alanyalı Yusuf Özdemir kırmızı kartlık ama en acımasızı Osayi Samuel'in rakibinin bileğini kırmak için yaptığı hareket.
İnsani olmayan her şeye karşı durmalıyız.
Özellikle de böyle bir pozisyonu dikizlemekle yetinen Mete Kalkavan ve ekran başında VAR olduklarını zannedenlere.
Bir cinayeti görmezlikten gelmekle elde edilen rant, korkak hakemlerin gözlerine çekilen banttır. Oysa böylesine bir cinayete karşı durmak, dünyanın her yerinde onurlu hakemler için bir sanattır.
İnsanlık sanatı!
***
Galatasaray, Konya'da sadece 3 puan değil çok şey kaybetti.
O yüzden maç kazanma rekoru kırıp destan yazmakla, sahadaki futbolu okumak arasındaki berbat anonslara iyi bakmak gerekir.
Hele bir orta alan vardı ki, Konyaspor'un yaya geçidi, Galatasaraylı futbolcular da harika seyirciler.
Bir adam deyip geçmeyin, futbol takım oyunudur ama tek kişi çok kişidir.
Yaparken de bozarken de. Maç boyu ayaklarındaki düğümü çözemeyen Icardi, arkasına "cansız bir hatıra" deyip imzalanan donuk fotoğraf gibiydi.
Fenerbahçe'yle aralarındaki puan farkının anlamını hissedemeyenler, bu futbolla liderliğin yokluğunu fark edemeyecek duruma da gelebilir.
***
Beşiktaş'ın futbol olarak keyif vermediği maçlarda "harika goller sergisine" resimleri asılan Aboubakar çıkıyor ortaya.
Sihirli bir ayak geceye dokunurken, arkadaşlarına galibiyetin yolunu tarif ediyor.
Çünkü yüreğiyle vuruyor toplara.
Ama aynı yürekliliği diğerlerinin gösterdiğini söyleyemem!