KATİL oğlu katil Esed, PKK elebaşısı Öcalan ile birlikte Mihraç Ural'ı eşzamanlı olarak Suriye topraklarında ağırladı ve sürekli olarak Suriye'de Türk düşmanlığı yaptırttı... Türk Devleti'nin sınır ötesi istihbarat ve operasyon gücü ile bir katil daha yakalandı. Yanına kar kalmadı, Şam'da ve Beyrut'ta konforlu bir hayat süremedi...
Suriye'de halk kazandı, kardeşlerine gönüllerini açan Türk milleti de kazandı. Mezhepçiler... Diktatör ve yandaşları... İran... Rusya ve tüm İslam düşmanları da kaybetti... Mihraç Ural adlı azılı Türk ve İslam düşmanı yakalanınca ülkemizdeki mezhepçiler çok üzüldüler. Türkiye'de yaşayan Suriyelilerin neredeyse üçte biri ülkelerine geri döndü. Esed rejiminin 13 yıl boyunca yaptığı katliamları aklamaya çalıştılar. Suriye'de insanlar öldürülürken her şey normalmiş gibi algı yaptılar. 60 yıllık katil bir rejim son nefesini verip yok oldu. Onca acıdan, onca zulümden sonra yediden yetmişe herkesin yüzündeki o mutluluğa ve şükre şahit olmuştuk.
RÜŞVETTEN YARGILANIYORLAR
İSTANBUL Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik yürütülen soruşturmalarda her gün yeni bir "etkin pişmanlık" ifadesi kamuoyuna yansıyor. İzmir'de belediyeye bağlı kooperatiflerle ilgili yolsuzluk dosyalarında bizzat mevcut belediye başkanı savcılığa şikâyetçi olmuş. Manavgat'ta bir baklava kutusuna gizlenmiş 110 bin Euro rüşvet, kameralar önünde suçüstü yakalanmış. Antalya'da ise itiraflar ve iddialar çok çirkin... YENİ PARTİ yönetimi, tüm belgeli ve ağır iddiaları "siyasi operasyon" olarak nitelendirmeyi sürdürüyor. "Ekrem İmamoğlu bizim Cumhurbaşkanı adayımız" söylemiyle kendi seçmenlerinin beynini uyuşturmuş. Özgür Özel hırsızlık yapanları değil de hesap soranları hedef alıyor.
SOSYAL MEDYANIN ESİRLERİYİZ
GOOGLE ne aradığınızı bilir. Amazon ne aldığınızı bilir. Telefonunuz nerede uyuduğunuzu bilir. Akıllı televizyonunuz ne izlediğinizi bilir. Aracınız nereye gittiğinizi bilir. Kapı zili kameranız sizi kimin ne zaman ziyaret ettiğini bilir. Bunların her bir parçası toplanır, işlenir ve sizin haberiniz olmadan başkalarına parayla satılır. Belki de asla bir parçası olmayı kabul etmediğiniz ve bundan tek bir kuruş bile kazanmadığınız trilyonlarca dolarlık bir büyüklük oluşur. Her gün, her saniye, şirketler hayatımızın en mahrem konularını, arzularımızı, korkularımızı, alışkanlıklarımızı, ilişkilerimizi tespit ediyor, tasnif ediyor ve defalarca satıyor. Konu sadece para ile ilgili de değil... Bu hal, insanları bu şirketlerin ve sahipleri olan zihniyetlerin adeta birer kölesi haline getiriyor. Bu yazdıklarım paranoya değil, vesvese değil, Sizce bütün bunlar normal mi?