Bugünkü
Takvim

Ortak payda

TEKRARLANAN İSTANBUL seçimleri hem bizim hem de dışarısının gündemi olacak.
Yakında gereken herkes sahne alacaktır. Bunun için kimsenin geri duracağını sanmıyorum.
Söylenmese de hesaplar belli.
İstanbul üzerinden ERDOĞAN'a yüklenmek isteyenler var. Beştepe'yi sarsmak isteyenler var. Bunların kim olduğuna girmeye gerek yok. 23 Haziran'da Binali Bey ipi göğüsleyemezse kazanan CHP olmayacak. Aksine CHP üzerinde enerji toplayan ve arkada duran koalisyon kazanacak.
Dünya aslında küçük bir köy haline geldi. Buradaki çatışma da dünyanın her hangi bir yerindeki mücadeleden farklı değil... Dünyaya şekil vermek isteyenlerle bu şekle itiraz edenlerin mücadelesi bu... Başkan TRUMP zaten son dönemde bunu açıkça dile getirmekte... Yazmıştım! En ilginci, Trump'ın aklının yüzde 51'i olan Wilbur Ross'un ÇİN ile yapılan ticaret savaşında ABD tarafında yer alması.
Rothschildler'in has adamlarından biri olan Ross dengeyi bozacak hamleler yapıyor ve tarafını değiştiriyor.
Konuşulanlara bakılacak olursa rafa kaldırılan MUELLER DOSYASI da Trump üzerinde etkili olmuş. Dosya rafta ama BEYAZ SARAY istenen kıvamda. Yorumlar böyle...
Neyse... Trump'ın geçtiğimiz gün söyledikleri çok önemliydi.
İSTANBUL'u da TÜRKİYE'yi de buradan okuyabiliriz...
ABD Başkanı Donald Trump, Fox News kanalına verdiği demeçte, Çin ile ABD arasındaki 'ticaret savaşından' oldukça mutlu olduğunu, görevde olduğu sürece Çin'in süper güç olamayacağını duyurdu. Trump devam etti: "Milyarlarca dolar alıyoruz. Net olarak görülüyor ki Çin bizim kadar iyi durumda değil. Çin'in ekonomisi çok iyi değil. Bizim ekonomimiz fantastik durumda. Eğer Hillary Clinton başkan olsaydı, şu an Çin bizden daha iyi durumda olurdu. Ama şimdi bize yaklaşamazlar bile. Ben görevde olduğum sürece, Çin asla süper güç olmayacak." Trump'ın bu cümlesi dünya üzerindeki DENGELERİ ve SAVAŞI açıklamaya yetiyor... Genel itibariyle bakıldığında Hillary Clinton'ın KÜRESEL SERMAYE ile ilişkilerinin iyi olduğu görülür. Çok önemli ailelerle aralarından su sızmaz. Eğer 15 Temmuz başarılı olsaydı orada da CLINTON BAŞKAN seçilirdi.
Aradaki bağ bu kadar güçlü ve netti... ABD'nin alacağı tavır ile Türkiye'nin konumu birbirini tamamlardı!
Clinton KÜRESEL SERMAYE ile iyi olduğu için ÇİN ile de iyiydi! Çin'i var eden ve bugünkü irtifaya taşıyan güç ABD'nin içindeki PARANIN SAHİPLERİYDİ.
Yeni oyun kurmak istediler. Çin'i ABD'nin karşısına diktiler.
Ve başarılı da oldular...
Olaylara hissi çerçeveden baktığımız için olan biteni anlamakta sıkıntı yaşamaktayız... Mesela Fetullah Gülen, Türkiye dışında nerede yaşamak istersiniz sorusuna "Çin'de..." diye cevap veriyordu. Bu dünya üzerindeki tercihi de göstermeye yetiyordu.
Türkiye ile Çin'i, ABD ile Çin'i bir araya getiren bir karışımın dışavurumu bu! Peki FETÖ ile yan yana gelmeden de bunu savunanlar var mı? Evet var!
AK Parti içinde de, CHP'de de, İYİ PARTİ'de de var. Peki bu akıma karşı olanlar yani ÇİN'in süper güç olarak ABD'nin karşısına dikilmesinden hoşnut olmayanlar var mı? Elbette var! Her partide, her kurumda, oluşumda... Bunların hepsi doğal.
Zaten TEPEDEKİ KAVGA BU! Bu kavganın anavatanı ise Washington- Londra hattı arası... Trump "Ben değil Hillary gelse Çin bizi bitirirdi" diyerek hem ABD içindeki hem dünya üzerindeki konumunu belli ediyor. SİLAH LOBİSİNE daha yakın olduğunu ima ediyor. Çünkü FETÖ de Hillary kanadına yakındı.
Destek oradan gelirdi. İnsanların aynı çizgide bulunmasını her zaman kulüp mantığıyla açıklayamazsınız...
Türkiye'de şu an Londra-Pekin arasındaki hattın canlı ve büyük kalmasını savunan çok isim var.
ÖZELLİKLE SERMAYE...
İSTANBUL SERMAYESİ... Belki küçük bir örnek ama yazdığım için hatırlatmakta fayda var. YSK kararları açıklanmadan ÖMER KOÇ'un İMAMOĞLU'nu belediyede ziyaret etmesi anlamlıydı. Nezaket gereği yapılan bir ziyaret. Tamam.
Ama yine de gelen KOÇ olduğu için önemli ve anlamlı. Alman eski CUMHURBAŞKANI'nın da makama gelmesi az bir şey mi? Değil elbette! Ya ÇİN Halk Cumhuriyeti İSTANBUL BAŞKONSOLOSU CUİ WEİ'nin ilk gelen olması! Nezaketen yapılsa da TAVIR GÖSTEREN ziyaretlerdir bunlar. Eleştirmek için yazmıyorum.
Bilinmesinde fayda olduğunu düşünüyorum. Herkes herkesle görüşür.
Ne var bunda! Ama dünya üzerindeki kavgayı anlamaya yarayan temaslar da önemlidir. Bunun altını çizmeye çalışıyorum... Trump'ın HILLARY ile yaşadığı mücadele burada da var! Ve yakında daha da görülür, elle tutulur olacaktır. İSTANBUL SEÇİMLERİ ÖNCESİ VE SONRASI BU REKABET VE MÜCADELE HER YERDE KENDİNİ HİSSETTİRECEKTİR. Karşı taraf, yani Türkiye'nin AVRASYA çizgisine itiraz edenler, en güçlü silahları PARA ile gelecektir. Büyük koalisyon olarak... Dünya üzerinde Türkiye'yi AVRASYA'da görmek istemeyen çok kişi var! Abdullah Gül Bey de, Ahmet Davutoğlu Bey de, Ali Babacan Bey de böyledir! AK Partili ve CHP'li isimler bulmak zor değildir.
ÇİN ile yakınlığı çok fazlasıyla isteseler de arkada Hillary Clinton'a ruh veren enerjiyi bulmak taraftarıdırlar. Yani ABD üzerinden Londra'ya, oradan da Pekin'e uzanan bir hattır bu! Bu hat İSTANBUL sermayesi ile birlikte 23 Haziran'da İMAMOĞLU tarafında yer alır. Açıklansa da açıklanmasa da...
BÜYÜK SİYASET GEREĞİ YANİ!
Bu ordu içinde en keskin haliyle yaşanmaktadır. Türkiye'nin konumu konusunda iki ayrı güç rekabet halindedir. ABD-NATO-BATI taraftarı olanlar ABD merkezli operasyonları görmezden gelip her şartta AVRASYA ekolüne karşı çıkmaktadırlar.
Ankara'nın tutumu AVRASYA ekseninde olduğu için DEVLETTE güç kaybeden diğer odak İSTANBUL seçimlerinden zaferle çıkıp kaybettiği mevzileri geri almak niyetindedir. Bizler insanları PARTİLERE göre ayırırız.
Çok yanlıştır. Bir ismin AK PARTİ'de, CHP'de ya da MHP'de görev alması farklı politikaları savundukları anlamına gelmez. Aynı partide olmaları da aynı frekansta olduklarını göstermez... ABDNATO- BATI ittifakı içinde olanlar ister istemez İMAMOĞLU üzerinde birleşti.
Önce İstanbul'u sonra Türkiye'yi almak istemekteler... Ama bizdeki tartışmalar bunların dışında popüler dille yapıldığı için çok derinlerde olanlar anlaşılmaz.
Durum yine öyle. Maalesef günlük dille 23 HAZİRAN'ı konuşmaktayız. Hiç itirazım yok! Ama anlaşılmaz... Mesela Sayın Abdullah Gül, kabul etmese de CHP ve SAADET ortak aday olması için ricacı oldu. Şimdi CHP ile SAADET'in ortak paydası ne? Ya da koalisyon görüşmelerinde MHP'nin Davutoğlu'na "HAYIR" demesi!
Günlük dilimizle cevap vereceğimiz sorular değil! Ama derinde ortak payda TÜRKİYE'nin gideceği rota... Kavga bu! Başladı ve sertleşecek... Yaşananlarla belki daha iyi anlaşılacak... Bu çekişmeyi özellikle KÜRT SEÇMEN üzerinde göreceğiz... Sürpizler olacaktır.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya