Bugünkü
Takvim

ABD, Fener ve Yıldırım

Daha önce Fenerbahçe, ABD, Cumhuriyet ve Başkanlarla ilgili birkaç yazı bu köşede yer almıştı. Her defasında SADECE analiz yapıp hep birlikte düşünmeye davet etmiştim. Ancak dün basında yer alan bir haber "FUTBOL SADECE FUTBOL DEĞİLDİR" sözünü bir kez daha hatırlamama neden oldu!
Nasıl mı?
Başlayalım o zaman!
ABD, 6 Haziran 1944 Normandiya çıkarmasını yaptıktan sonra tüm Avrupa'ya olduğu gibi Türkiye'ye de pençesini attı. Kısa süre içinde bütün kurumları kendisine bağladı. Artık onların istemediği ne bir SİYASETÇİ, ne bir ASKER, ne de bir İŞADAMI sivrilemiyordu. "Ben kimseyi dinlemem" diyenler de ACI SONA katlanıyordu.
Mesela bir sırrı arkadaşıyla paylaşan NİHAT ERİM gibi! İçeriyi ele geçiren ABD, Kurtuluş Savaşı'nda destan yazan milleti bir arada tutan FENERBAHÇE'yi de unutmamıştı...
Özellikle YOLA TÜKÜREN ADAMI BİLE Washington'a rapor eden ŞÜKRÜ SARAÇOĞLU döneminde BAĞLILIK üst düzeydeydi! Yapacağı bir şey de yoktu! Çünkü GİZLİ ANLAŞMALAR bunun dışına çıkmasını engelliyordu!
ABD ile kurduğu iyi ilişkiler, Aziz Yıldırım'ın dayısı FARUK YALÇIN'a NATO Müteahhidi sıfatını kazandırdı. Yalçın Ailesi de bu yolla SERVET SAHİBİ oldu.
Faruk Yalçın da STADA ismini verdirerek Saracoğlu'na olan vefasını sonsuza kadar gösterdi!
Yalçın, Saraçoğlu'nun kendisine verdiği desteği TEKFEN Holding'i kuracak olan Nihat Gökyiğit, Feyyaz Berker ve Necati Akçağlılar'dan esirgemeyecekti. 3 arkadaş, Yalçın'ın desteğiyle büyüyüp NATO müteahhidi olacaktı. Neyse...
Amerikalılar'ın çok korktuğu MİG SAVAŞ UÇAKLARI dosyasını alıp teslim eden Güney Sporel de efsane başkanlardan Zeki Rıza Sporel'in yeğeniydi.
Hasan Sporel'in oğluydu. Hasan Bey, 1923'te Romanya karşısına çıkan Milli Takım'ın kaptanıydı.
Galatasaray'a ilk golü atan Fenerli'ydi. ABD'ye eğitim için gittiğinde üniversite takımındaki katı defansı yüzünden adı DARDANEL'e, yani Çanakkale'ye çıkmıştı... Daha sonra o da Fener'e başkan olma onuruna erişecekti...
Daha önce yazdığımız için uzatmayalım...
Bu zincir Aziz Yıldırım'a kadar uzandı. Kendisi de NATO işleri yaptı. Para kazandı. Dayısının açtığı yolda yürürken hiç zorlanmadı.
Yaptığı iş ve sahip olduğu ilişkiler sonucu ASKERLE arası hep iyi oldu. Hem darbeciyle hem de MİLLİ askerlerle oturup kalkıyordu. Bütün bunlarda bir sakınca görmüyordu.
Ama akıllı bir adamdı.
Türkiye'nin değiştiğini anladı.
Darbe yanlısı askerin SİVİL İRADEYE mesafesini gördü.
Özellikle 27 Nisan e-muhtırasından sonra Erdoğan'ın yanında yer almaya özen gösterdi. Tanıdığı birçok rütbeliye "YANLIŞ YOLDASINIZ" dedi.
Eskişehirspor'un soyunma odasında ne aradığını bir türlü bilmediğim AZİZ YILDIRIM için düğmeye o zaman basıldı! Şike var mıydı, yok muydu bilmiyorum.
Ama Yeni Türkiye'ye uygun hareket etmeye çalışan Aziz Yıldırım birilerinin HEDEFİ oldu.
NATO'nun zengin ettiği aile artık ABD'nin hasmıydı!
Dinlemeler, takipler, deliller ortadaydı. Savcı ve polis gereğini yaptı. Hukuk yoluna devam ederken perde arkasındakiler siyaset ile Fenerbahçe camiasını karşı karşıya getirdi. Zaten hedeflenen de buydu.
Cumhuriyetin harcı olan camianın ayaklanması istendi. Tıpkı Cumhuriyet mitingleri gibi...
Belki böylece MİLLİ TÜRKİYE'nin önüne geçilebilirdi.
Ancak Ankara bunu gördü. 150 yıl hapis istenen ŞİKE cezaları 3 yıla indirildi. Oyun bozuldu. Metris'e Yıldırım'la birlikte giren birçok isim serbest kaldı. Bir daha başkanlık yapmayacak olan Aziz Yıldırım da sırada... Çünkü çok yıprandı.
DERİNLERDE bu gerçek bilindiği için birileri hemen ortaya kendini attı. Uçağına atladığı gibi SUYUN ÖTEKİ tarafına geçen işadamının KULİSİNİ biliyorduk.
Onu takip etmeye çalışırken dün gerçek adı STEVEN olan arkadaş "8 yıl önce istifa ettim. Çok ciddi karalama kampanyalarıyla karşılaştım. Ancak bugün çok büyük teveccüh var. Dünyada kulübünden üst üste iki kez ihraç edilen başkan adayı benim. Dava süreci mayısta sona erecek.
Yetişirse aday olacağım" diyerek ortaya çıktı... Bu arkadaş JOE BIDEN'ın da katıldığı Kuzguncuk'ta SAHİR EROZAN YALISI'ndaki davette VIP misafirdi. Fener Başkanlığı orada konuşuldu mu bilmiyorum. Ancak daha önce "beni bu işlere karıştırmayın" derken birden bire FENERBAHÇE ile gündeme gelmesi tuhafıma gitti.
En doğal hakkı olduğunu bilsem de...
SÖZÜN ÖZÜ: Fener'in önünde iki seçenek var. Ya ABD'ye uyumlu bir isimle yola devam edecekler ya da İSTİKLAL SAVAŞI'ndaki ruha sahip çıkacaklar.
Maalesef futbol sadece futbol değil... Zaten öyle olsaydı Yıldırım, hıncını takımdan göndereceği Emre Belözoğlu'ndan almazdı... Yeni Türkiye, yeni Fenerbahçe ile büyüyecek... Bunu KUKLACILAR önleyemeyecek.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya