Bugünkü
Takvim

Kimler vardı?

Dünkü "Muhsin Bey Portresi" birçok dostumuzun ilgisini çekmiş. Gün boyu telefonlar susmadı. Onlarca insana telefonda cevap vermenin ne kadar zor olduğunu tahmin edersiniz...
Tatmin edemediğimiz arkadaşlardan özür diledikten sonra kafama takılan sorularla devam edelim...
Önce dünkü yazıda REYTİNG yapan bölümü hep birlikte bir daha okuyalım... "Çok kişi Muhsin Bey'i sadece TÜRK MİLLİYETÇİSİ olarak bilir. Bu eksiktir. Çünkü kendisi aynı zamanda son derece inançlı bir Müslümandı. Yakın çevresi dışında pek kimse bilmez ama Muhsin Bey, Bilgin Balanlı Paşa'yı zor duruma düşüren BİLVANİS'in müdavimiydi.
Nakşibendi Şeyhi Muhammed Raşit Erol'un oğlu Seyyid Fevzeddin'i sık sık ziyaret ederdi.
Aralarında çok güçlü bir bağ vardı. Hatta Seyyid Efendi kaza haberini alınca 'Bir babam bir de Muhsin Bey için bu kadar gözyaşı döktüm' dedi." Bunları kim söyledi?
Muhsin Bey'in en yakın dostu...
Bu satırlar üzerine herkes bir KOMPLO teorisi üretti. Bunlar için ayrı EK yapmak lazım...
Ben BİLVANİS'ten devam edeyim...
Rahmetli Yazıcıoğlu sık sık Seyyid Fevzeddin'i ziyaret ederdi. Bu ziyaretler bir süre sonra birilerinin dikkatini iyice çekti. Her gün binlerce kişinin geldiği KÖY herkese açıktı ama yine de Yazıcıoğlu'nun vaktinin büyük bölümünü buralarda geçirmesi bazı isimleri rahatsız etti. Bu nedenle KÖYE çok ilginçtir şimdi ERGENEKON tutuklusu olan Albay LEVENT GÖKTAŞ da gitmeye başladı. 1992'de Özel Kuvvetler'e katılan Göktaş, açık kimliğiyle mi yoksa kılık değiştirerek mi gitti bilmiyorum... Ama GÖKTAŞ, Yazıcıoğlu'nun hemen hemen her gidişinde oradaydı. Başka tanınmış isimler de vardı.
Yazıcıoğlu görüşmelerinde özellikle YENİ OSMANLICILIĞI öne çıkarıyordu. Artık zihniyet devrimini tamamladığı için TÜRK-KÜRT kardeşliğinin tek çıkar yol olduğunu söylüyordu.
Türkiye'nin büyümesi gerektiğini ve bedenini bunun uğruna paspas yapacağını belirtiyordu. Yani KÜRTLER'in önüne çıkarılması düşünülen Türk milliyetçilerini frenliyordu. Kavganın büyük zarar getireceğini düşünüyordu. İSLAM'IN en büyük HARÇ olduğunu da kimseden saklamıyordu...
Tüm bunlar, ölümü için "kaza değil suikast" demeye yetmez. Ben sadece 'bir de böyle bakalım' diyorum. Karar sizin...
Bugün yerim dar. Bu nedenle cevap bekleyen soruları sıralayıp huzurunuzdan çekiliyorum...
1-
O askerler düşen helikopterden ne söktü?
2- Aldıkları cihazı nereye götürdüler?
3- Teslim alan neden savcılara iletmedi?
4- Genelkurmay fotoğraflar için neden bir açıklama yapmadı?
5- Yoksa Genelkurmay Başkanı Necdet Özel'i dinlemeyen bir grup mu var?
6- Eğer böyle bir grup varsa, bunlar kime bağlı?
NOT: Bunların dışında sorusu olanların ilgisini bekliyorum. Yeter ki mantıklı olsun...


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan TAKVİM veya takvim.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Turkuvaz olarak kişisel verilerinizi işliyor, aynı zamanda kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen tüm çabayı gösteriyoruz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin aydınlatma metnine veri politikası sayfasını ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.
  • ve ya