CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Hedef ‘büyük vurgun’ mu idi?..

Eklenme Tarihi 27 Eylül 2026

Melih Bey selam vererek yanlarına oturduğu arkadaşlarına takıldı:

- Dışarıda yapılan sohbetlerin sonu geliyor galiba. Bakıyorum hepiniz sıkı giyinmişsiniz… Mehmet:

- Dışarıda oturmak hoş, ama özellikle de sabah saatlerinde oldukça serin oluyor. Rüzgarımız da bol maşallah… Selim:

- Ağabey, çaylarımız da geldiğine göre şu fon yolsuzluğu hakkında bizi biraz bilgilendirsen iyi olur. Her kafadan bir ses çıkıyor çünkü…

- Oldukça teknik tarafları olan ve ancak uzmanları tarafından anlaşılabileceği için karmaşık sayılabilecek bir konu. Basitçe, topladıkları paraları borsadaki kuruluşların hisseleri yanında döviz ve kıymetli madenler gibi değişik alanlara yatırarak gelir sağlamaya çalışan kuruluşlar söz konusu.

Bildiğim kadarıyla 2 binden fazla bu tür kuruluş mevcut ve bunlar yatırımcıların paralarını bir havuzda toplayıp, değişik alanlarda hisseler almak suretiyle nemalandırır ve yatırımcıya kazandırırken kendileri de paylarını alırlar. Son gelişme, bunlardan 131 kadarının kurallara aykırı davrandıklarının tespiti ve tasfiyelerine karar alınması ile ilgili… Mustafa:

- Bildiğimiz kadarıyla bankalardaki hesaplarda devlet garantisi var. Fonlarda böyle bir garanti yok mu?..

- Hayır, vaktiyle bankacılık alanında yaşanan sıkıntılar sebebiyle bankalardaki mevduatların 1 milyon 200 bin liraya kadar olanı TMSF güvencesine alınmıştı. Ancak, yatırım fonları, para piyasası fonları, tasarruf finansman sözleşmeleri adı verilen faizsiz konut ve oto edindirme sistemleri gibi finansal enstrümanlarda devlet ve TMSF garantisi yok… Mehmet:

- Yatırım fonlarını bilmem, ama ev veya otomobil almak için kurulan tasarruf finansman sistemlerinin bilgilendirme metinlerinde 'Devlet ve TMSF garantisi yoktur' ibaresinin bulunması, demek ki bununla alakalı… - Doğru. Her ne kadar BDDK denetimi ve lisansı altında çalışsalar da, bankalar veya aracı kurumlar üzerinden hisseleri alınabilen ve portföy yönetim şirketleri tarafından yönetilen yatırım ve para piyasası fonları TMSF kapsamı dışındadır. Bunlarda banka mevduatı gibi doğrudan bir devlet güvencesi bulunmadığı için, değer kaybı veya diğer riskler yatırımcıya ait… Remzi:

- Devlet güvencesi olmadığına ve bütün riskler yatırımcıya ait olduğuna göre, portföy şirketleri tarafından yönetilen fonlara yatırım yaparken çok dikkatli olmak gerekiyor demek ki?..

- Evet, Bunlar üzerinde de belirli ölçüde denetimler söz konusu. Ancak, örnek olayda yaşandığı gibi kötü niyetli birilerinin dikkatlerden kaçırması suretiyle arzu edilmeyen riskler var… İhsan:

- Mevcut olayla ilgili çok değişik yorumlar var. Sizin kanaatiniz ne?..

- Öncelikle konuşmak için henüz erken. Bunlardan birisi, kuruluş tarihi olan 2021'den itibaren kapalı olarak çalışan ve 2025'e kadar az sayıda üye ile sahip oldukları hisse değerlerini oldukça şişirip, 2025'te borsaya açıldıktan sonra da ölçüsüz bir şekilde büyüyen bir fon. Yapılmaması gerektiği halde yatırımcıların paralarını belirli hisselere yoğunlaştıran bazı fonlar sebebiyle geçtiğimiz Ağustos sonunda 'herhangi bir kuruluştan ancak belirli oranda hisse alabilme düzenlemesi' devreye girince, ortalık karıştı. Ellerindeki paraları muhtemelen kasıtlı olarak aslında içi boş olan kuruluşlara yoğunlaştıran 7 şirkete bağlı 131 fon, yatırımcıların satış taleplerini karşılayamayınca çöküş yaşandı ve bunlar işleme kapatılıp tasfiye süreci başlatıldı… Mustafa:

SÜTTEN AĞZI YANANLAR…

- Netice olarak yaklaşık 450 bin yatırımcı ve yüz milyarlarca lira kayıptan bahsediliyor. Kanaatiniz nedir?..

- Öncelikle kaybedenler ve kayıplarının tutarı ile ilgili rakamlar şimdilik tahminlerden ibaret. Kesin durum ancak tasfiye süreci bitince belli olur. Bana öyle geliyor ki, tasfiyelerine karar alınan 131 fon ve bağlı 7 şirket, sanki daha ileride mümkün olduğu kadar büyük bir vurgun ve bu arada iktidara karşı toplumsal bir memnuniyetsizlik oluşturma amacına yönelik olarak çalışıyorlardı. Ancak hesapları tutmadı ve umduklarından erken fark edilerek, yakalandılar… Selim:

- İlgili şirketlerin sahipleri, yöneticileri ve birinci derecede yakınlarının malvarlıklarına el konulurken, yakınlarının malvarlıklarının da dondurulması, iyiye işaret. Ancak yine de tedbir alınması ve müdahale edilmesinde gecikildiğine dair iddialar var…

- Bu iddialardan en azından bazılarının samimi olduğu söylenebilir. Ancak gürültülerin çoğunu bu olayı iktidar aleyhine kullanılabilme gayretinde olanların çıkardığı da bir gerçek. Durumun fark edilmesi ile eksik olduğu düşünülen düzenlemelerin yapıldığını ve ardından kötü niyetli şirketler ve bağlı fonların kapatılıp tasfiye kararı alındığını, kim olurlarsa olsunlar sahip ve yöneticilerinin tutuklandıklarını, mal varlıklarına el konulduğunu unutmamak gerek. Şirketler ve fonlarla alakalı bazı kişilerin oraya ya da buraya yakınlıkları gibi içi boş sözlerin herhangi bir anlamı yok. Cumhurbaşkanımızın da vurguladığı gibi yapılması gereken her ne varsa yapıldı ve yapılacak… Mehmet:

- Kıssadan alınacak hisse ise ne olduğunu bilmediğimiz işlere kalkışırken daha dikkatli olmak gerektiği galiba?..

- Evet, Tamahkar ve sahtekar buluşması gibi beylik ifadeleri kullanmak istemiyorum. Yüksek getiri vaatlerine kanıp devlet garantisi olmadığını bile bile içi boş fonlara paralarını kaptıranlara tabii ki üzülürüz. Ancak piyasadaki kar hadleri belli iken, bire on, bire yüz hatta bire üç yüz verdiği söylenen fonlara para yatıranların, kendi durumlarını gözden geçirmeleri gerek. Bu durumda 'Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olma' ihtimali her zaman mevcuttur çünkü… İhsan:

- Benim aklımda kalan, 7 şirket ve tasfiyesine karar verilen 131 fonun aslında ileride patlatılması umulan daha büyük bir olayın başlangıç adımları olma ihtimali. Mevcut durumda yapılması gereken ne varsa kimsenin gözünün yaşına bakılmadan yapıldığını ve yapılacağını da söyleyebiliriz. Belki de ucuz kurtulduk deyip, gelişmeler oldukça konuyu daha iyi kavrayabileceğimize göre, başka konulara geçebiliriz. Cumhurbaşkanımızın Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu'ndaki konuşmasını değerlendirmekle başlayabiliriz, mesela…

KRAL ÇIPLAK!..

- Memnuniyetle. Cumhurbaşkanımızı Recep Tayyip Erdoğan, sanıyorum sadece bizde değil dünya çapında merakla beklenen konuşmasında yine 'kral çıplak!' diye haykırdı ve özellikle de birilerinin duymaktan hoşlanmadığı 'Dünya 5'ten Büyüktür' ve Daha Adil bir Dünya Mümkün' şeklindeki tezlerini dile getirdi. Bu seneki genel kurulda, görev süresi dolduğu için genel kurula son defa katılan BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in, "BM Güvenlik Konseyi'ni günümüz zorluklarının gerektirdiği meşruiyet ve etkinliğe sahip olacak ve günümüz dünyasını yansıtacak şekilde yeniden yapılandırmalıyız." şeklindeki konuşması da gösteriyor ki Cumhurbaşkanımızın dile getirdiği gerçekler ciddi manada taraftar bulmaya başladı… Araya giren Mehmet:

- BM Toplantısı için ikinci defa vize verilmeyen Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın yokluğunu aratmayacak bir şekilde İsrail'in Gazze ve Batı Şeria'ya ve bu arada Lübnan'a yönelik alçakça saldırıları başta olmak üzere, bölgemiz ve dünyanın mazlum coğrafyalarında yaşanan her türlü olumsuzluğa dikkat çekti Cumhurbaşkanımız. Konuşmasının kalabalık bir kitle tarafından ve alkışlarla izlenmesi de gösteriyor ki oldukça etkileyici bir hitaptı… Mustafa:

- BM'de konuşan başka birçok isim ve bu arada tam olarak aynı olmasa da Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un sözleri de Cumhurbaşkanımızın söyledikleri ile benzer manalar içeriyordu. Genel Kurul'un en dikkat çekici yönlerinden birisi de İsrail Başbakanı Netanyahu'nun boş salona konuşması oldu. Ne dersiniz?..

- Netanyahu konuşmaya başlarken salonun boşalması ve bu arada yükselen protestolar, İsrail'in düştüğü durumu gösteriyor. Boş salonda utanmadan yalanlarını tekrarlayıp duran eli kanlı katili, yaklaşan seçimler sebebiyle kötü günlerin beklediğini biliyoruz. Tabii ortaya çıkan manzaraya bakılırsa cilaları tamamen dökülen ve artık dünyanın nefretini kazandığı netleşen İsrail'i de iyi günlerin beklemediği açık… Selim:

- Beter olsunlar. Bu arada son günlerde azalsa da Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları ve bunun devam etmesi durumunda Mekke İttifakı'nın ne yapacağı konusu gündemde. Bu konuda neler söylersiniz?..

- Öncelikle Husilerin, düşman olduklarını söyledikleri ABD ve İsrail dahil başka ülkelerin gemilerine dokunmama sözü verirken, sadece Suud gemilerini vurmaları ve bu ülkeyi adeta Abraham Anlaşması'na katılmaya zorlamaları, son derece tuhaf bir durum.. Mekke Savunma İttifakı'nın dolayısıyla Türkiye ve Pakistan'ın Husilerle çatışmaya girip girmeyeceği tartışmaları anlamsız. Herhangi bir devlete karşı kurulmadığı sıklıkla vurgulanan İttifakın detayları yeni belirleniyor ve öncelik caydırıcılık ve diplomasi olacağı için de Husi meselesinde doğrudan savaşa girme konusunu düşünmek için bir sebep yok… Saatine bakan İhsan:

- Evet, her güzel şey gibi bu sohbetin de sonuna geldik. Fon yolsuzluğu ili ilgili olarak, devlet garantisi olmayan sahalarda dolaşmamak gerektiğini öğrendik. Dolayısıyla, sütten ağzımız yandığına göre yoğurdu üfleyerek yiyeceğimizi düşünmek gerek.. Geleceğimizin bugünden daha güzel olması duası ile sohbetimizi sonlandıralım…

- Amin…