Ekrem Kızıltaş

EKREM KIZILTAŞ

Entegre olacak ya da edilecekler…

Eklenme Tarihi 4 Ocak 2026

HABERİ
SESLİ DİNLE

00:00 00:00
Tüm Sesli Haberler

Selim, selam vererek yanlarına yerleşen Melih Bey'e:

- Hoş geldin ağabey, dışarıda fırtına gibi esen rüzgarlar varken sıcacık bir soba başında çay içmek gibisi yoktur. Soluklandıktan sonra da olup bitenlerle alakalı yorumlarını dinleyelim. Önce hemen yakınımızda, Yalova'da yaşanan şu DEAŞ olayını bir yorumlarsan iyi olur…

- Yalova'da 29 Aralık'ta düzenlenen operasyonda DEAŞ'lı teröristlerin açtıkları ateş sonucu 3 polisimiz şehit olduğunu, 8 polis ile bir bekçimizin yaralandığını ve 6 teröristin ölü ele geçirildiğini biliyorsunuz. Öncelikle bilmemiz gereken şey, adı geçen örgütün ciddiyetle takip edildiği ve zaten gerektiğinde yapılan operasyonların çoğunu duymadığımız. Ancak, Yalova'da olduğu gibi bir çatışma çıkması durumunda haberdar oluruz… Mehmet:

- DEAŞ'ın çok sayıda uyuyan hücreleri olduğu ve gerektiğinde bunları kullandığı söyleniyor. Gerçeklik payı var mıdır?..

- Muhtemelen. Ancak devletimizin istihbarat ve güvenlik güçlerinin de bunların farkında oldukları ve titizlikle takip ettikleri söylenebilir… Mustafa:

- Tehlikeli işler yapabilecek birilerini izlemekle yetinmeyip gereken her ne ise onu yapmak daha uygun olmaz mı?..

- Adı üzerinde, uyuyan hücreler. Yani sıradan insanlar gibi yaşıyorlar. Unutmayalım ki bir hukuk devletiyiz ve suç işleyebilecekleri ihtimaline binaen onları gözaltına alma ya da tutuklama yetkimiz yok… Remzi:

- Bu, önemli bir ayrıntı. Öyle ya, adam sakin sakin hayatını sürdürüyorken, aldığı emirle bir gün ortalığı kana bulayabilme ihtimali var diye içeri atamazsın. Peki ama bunun ortasını bulabilme imkanı yok mu?..

- İstihbarat teşkilatımız yanında polisi ve jandarması ile güvenlik güçlerimiz, bu tür insanları takip eder ve zaman zaman da gerekenleri yapar. Böylelikle, ihtimal dahilinde olan yüzlerce olay da engellenir. Ancak arada bir yaşanan bazılarından da haberdar oluruz. Yalova'daki gibi… İhsan:

- Anlamakta zorlandığım şey, ABD ve İsrail tarafından yönlendirildiği anlaşılan DAEŞ denilen bu yapının mensuplarının neden uyanmadıkları. Görünüşte İslam'ı dava edinse de ortaya çıktığından beri hep İslam düşmanlarının işine yarayan işler yaptıklarının çocuklar bile farkında oysa…

- Konunun püf noktası da bu zaten. Burunlarından kol aldırmayan bir bakışa sahipler ama dediğin gibi hep İslam aleminin zararına olabilecek işler yapıyorlar. Kuruluşları, bölgeyi bölüp parçalamak isteyenlere maşalık yapmaya hazır PYD/YPG yapısına meşruiyet kazandırmak içindi. Ve başından beri güya PYD/YPG yani SDG ile savaşıyormuş gibi yapıp, Suriye'yi bölme çabalarına zemin teşkil edecek işler yaptılar. Şimdi de PYD/YPG'nin Suriye yönetimi ile entegrasyona girmeme niyetine malzeme temin etmek için tekrar hareketlenmiş gibiler… Mehmet:

- Kendilerini herkesten daha Müslüman göstermeye çalışıp, bölgenin baş belası İsrail'in arzu ettiği hedeflere ulaşması için çalışmak, nasıl bir aymazlıktır, anlamak hakikaten güç. Tabii DAEŞ'in bütün bunlara rağmen Türkiye içinde kendisine hala taraftar bulabilmesini anlamak daha da güç…

İslam'ı hakkıyla öğrenmek gerek…

- Haklısın. Ancak insan sayısınca anlayış olduğunu ve işleri üçleri başkalarını kandırmak olanların da iyi çalıştıklarını unutmamak gerek. DAEŞ'in ağırlıklı yapısının, dini konularda derinlemesine bilgi sahibi olmayanlardan oluştuğu biliniyor. İslam'la yeni tanışan ya da bazı kötü tecrübelerden sonra hidayete kavuşanları, cihat ederek doğrudan cennete gidecekleri vaadiyle kandırıp aralarına alıyorlar. Tekfirci bir anlayışla, bağlılarını kendilerinden başkalarının gerçek Müslüman olmadığına inandırıyorlar. Bir kere aralarına girilince de geçmiş olsun… Mehmet:

- Olup bitenleri düşününce, bu yapının insanları İslam'dan soğutmak üzere çalıştığını anlamamak mümkün değil. İnsanları dinle kandırdıklarına göre, onlarla mücadelenin en iyi yolu çocuklarımızın dinlerini en iyi şekilde öğrenmeleri… Peki Melih Bey, attıkları imza gereği PYD/YPG'ye verilen süre yıl sonu itibariyle dolduğuna göre şimdi ne olacak?..

- PYD/YPG ya da SDG'nin Suriye yönetimi ile 10 Mart'ta yaptığı anlaşma gereği geçen yılın sonuna kadar sınır kapıları, petrol sahaları ve silahlı unsurların entegrasyonu sağlanmadığına göre, bunların gerçekleşmesini sağlayacak müdahaleler başlayacak demektir… Selim:

- Yani?..

- Suriye güçlerinin, muhtemelen Türkiye'nin desteği ile yapacağı operasyonlar yaşanacağını söyleyebiliriz. Ya entegre olacak ya da edilecekler yani. Tabii bundan önce, konunun suhuletle halline yönelik başka gelişmeler de yaşanabilir… Mustafa:

- DEAŞ hücrelerinin hareketlenmelerinin Suriye'nin kuzeyindeki gelişmelerle bir bağlantısı var mıdır?..

- Kesinlikle. Hatırlarsanız, Suriye içinde beraber devriye gezen ABD ve Suriye askerlerine yönelik bir DAEŞ saldırısı yaşanmıştı. Aynı günlerde Avustralya ve başka ülkelerde de benzer hareketlenmeler oldu. Bunlar, DAEŞ'in hala var olduğunu ve Suriye'deki PYD/YPG'nin bunlarla mücadele için gerektiğine dair mesajlardı. ABD'nin, Suriye devletinin DAEŞ ile mücadelede partner olduğu yönündeki açıklamalarına rağmen, istikrarsızlık peşinde olan İsrail'in ülkedeki Nusayri ve Dürzi azınlık yanında PYG/YPG'yi de kullanmaya çalıştığı, çok net... Remzi:

- Suriye yönetimi ve tabii ki bölgeyi yakinen takip eden Türkiye'nin, İsrail'in bu niyetlerine yönelik hazırlıkları vardır herhalde?..

- Mutlaka. Suriye'de işlerin değiştiği 2024 8 Aralık tarihinden itibaren özellikle de İsrail'in ülkeyi karıştırmak için Nusayrileri, Dürzileri ve SDG'yi kullandığı biliniyor. Muhtemelen Türkiye'nin de desteğiyle bu tür ihtimallere yönelik hazırlıklar yaptığı anlaşılan Suriye yönetiminin, şimdiye kadar yaptığı gibi bundan sonra da kalkışmaları boşa çıkaracağını söyleyebiliriz… Mehmet:

- Cenab-ı Hakk korusun, ama böyle bir durumda İsrail'in ne yapacağı sorusu aklımı kurcalıyor. Suriye'de hoşlanmadığı gelişmeler olduğunda herhangi bir şekilde işe müdahil olur mu dersiniz?..

- Suriye'nin istikrarlı bir hale gelmesine mani olmak isteyeceği çok açık olan İsrail'in bu durumda ne yapacağı ve herhangi bir şekilde müdahil olmaya kalkışırsa nasıl bir karşılık alacağı, şimdilik belirsiz. Suriye yönetiminin artık uluslararası alanda ciddi bir karşılığı olduğu ve İsrail'in elini kolunu sallayarak buraya karışmasının hoş karşılanmayacağı, işin bir yönü. Öbür tarafı ise, bütünlüğü yanında huzur ve istikrarı önceliklerimiz içinde olan Suriye'ye yönelik bir müdahalede bizim yapacaklarımız da önemli… Mustafa:

- Bu doğrudan bir kapışma olabilir demek mi?..

- Hayır, böyle bir şeye gerek yok. Türkiye'nin sağlayabileceği çeşitli desteklerle Suriye devleti, yapılması gerekeni yapar zannediyorum. İsrail'in de bizimle kapışmayı isteyebileceğini hiç zannetmiyorum… Mehmet:

- İki yılı aşkın bir zamandır silahsız insanların bulunduğu Gazze'de ve İran'ın kısıtlı desteğine sahip Hizbullah karşısında Lübnan'da yapabildiklerine bakınca, Türkiye ile karşılaşmayı hayal bile edemeyecekleri söylenebilir. ABD destekli bütün teknolojik saldırı üstünlüğüne rağmen kara ordusu konusunda İsrail'in son derece zayıf olduğu çok açık… Melih Bey:

- İran ile yaşanan 12 Gün Savaşı sırasında Demir Kubbe'nin neye yarayıp neye yaramadığının ortaya çıkışını da unutmamak gerek. Tamam, İsrail bir tüy sıklet değil ama birilerinin zannettiği gibi ağır sıklet de değil… Selim:

ABD'de Kur'an üzerine yemin…

- Ağabey, New York Belediye Başkanı seçilen Zohran Momdani'nin Kur'an-ı Kerim'e el basarak yemin ettiğini okudum. Bu birilerinin canını fena sıkmıştır herhalde?..

- Hem de nasıl! Gerçi laikliği bize bir din gibi yutturmaya çalışanların foyaları meydana çıkalı çok oldu, ama New York'un seçilmiş ilk Müslüman belediye başkanının Kur'an-ı Kerim üzerine yemin etmesi ile geçmişte ne büyük yalanlar söyledikleri bir kez daha netleşti… İhsan:

- İslam'ı hayatımızdan uzaklaştırmak isteyenlerin yaptıkları hatırlanınca, üzülmemek elde değil. Yıllarca bize hikayeler anlatarak baskı altında tutmaya çalışmışlardı. Sonrasında Batılıların kiliselerde evlendiklerini, seçilenlerin kutsal kitaplarına el basarak yemin ettiklerini ve bu arada Yunanistan, Bulgaristan ve birçok ülkede milletvekili ya da belediye başkanı olarak seçilen Müslümanların da Kur'an- ı Kerim üzerine yemin ettiklerini öğrenmiştik… Melih Bey:

- Olması gereken de bu idi zaten. Umarım bizde hala kuyruklarını dik tutmaya çalışan laikperestler de ders alırlar… İhsan:

- İnşallah. Evet, bugünlük de bu kadar diyelim. Cenab-ı Hakk'tan DAEŞ ve benzeri yapılar konusunda bizlere uyanıklık vermesini ve bu arada Suriye'deki gelişmeleri hayırla neticelendirmesini niyaz ederiz…

- Amin…