Ekrem Kızıltaş

EKREM KIZILTAŞ

Tarihi 9 Ekim 2021

Öğrenin de gelin!..

Yanlış algılar oluşturma çabaları sebebiyle neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlama imkanının azaldığını söylersek, herhalde mübalağa etmiş olmayız.

Paris İklim Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifinin TBMM'de kabul edilmesi öncesinde başlayan ve halen süren kirletme çabaları 'bu kadarı da olmaz' denilecek türden.

Paris Anlaşması'na imza atmanın anlamı kısaca şu: Türkiye, tedbir alınmazsa 2030'da 1 milyar 175 tona çıkacağı düşünülen sera gazı miktarını, 929 milyon tonda tutma vaadinde bulunuyor. Anlaşma gereği olarak 2030 sonrası ile ilgili herhangi bir vaat de yok.

Hesaplamalara bakılırsa Türkiye, hiçbir tedbir almadan hesapladığı miktarın çok altında sera gazı emisyonu üretiyor. TÜİK'in son envanterine göre 2019'da toplam emisyonlar 506,1 milyon ton olarak gerçekleşti ve azalma eğilimi de sürüyor. Dolayısıyla mevcut gidişata göre, hiçbir tedbir almadan dahi Türkiye'nin hedeflediği emisyon rakamının altında kalacağı anlaşılıyor.

Yani Türkiye, sera gazı emisyonlarını azaltma taahhüdü vermeyip, iki katına kadar artırabileceğini söylüyor. Ama birileri, çeşitli yalanlar eşliğinde algı operasyonları peşinde.

Yanlış algılar oluşturanların bir kesimini, Paris Anlaşması'nın imzalanmasını kendi zaferleri sayan güya çevreciler oluşturuyor. Çeşitli bahanelerle Türkiye'nin büyük projelerine karşı çıkan bu güruh, ülke menfaatleri gözetilerek atılan imzayı, ülkedeki gelişmeleri engellemek için kullanma hayalleri görüyor.

Ülkemiz için kaygılanıyormuş gibi yapan bazılarının yanlış algı oluşturma çabaları, ayrı bir mesele.

Kömür ile çalışan termik santrallerin sözleşme gereği kapatılacağından başlayıp, madenleri kapatmamız, nükleer santral yatırımlarını durdurmamız, hatta doğalgaz çıkarmaktan vazgeçmemiz gerektiği, havada uçuşan iddialardan.

Sanayi kuruluşlarını açma iznini uluslararası kuruluşların vereceği, denetimi bunların yapacağı ve pek çok fabrikanın kapanma tehdidi ile karşılaşacağı da iddialar arasında.

Petrol, kömür gibi yakıtların kullanımının en aza indirileceği, bu sebeple araç fiyatlarına yüksek zamlar geleceğini ileri süren bu kesime göre, çıkardıkları metan gazıyla atmosferi kirleten büyükbaş hayvanlar yüzünden hayvancılık da bitermiş…

Gerçeklerle alakasız bu iddiaların vahim tarafı, bilgi sahibi olmayanların bunları yaymaları.

İklim değişikliğinden en fazla etkilenebilecek ülkelerden biriyiz... Sera gazı emisyonu meselesinin ihracatımızla ilgili sıkıntı çıkarma ihtimali de büyük. Paris Anlaşması'na bu açılardan bakmakta fayda var…

Yanlış algı için uğraşanlar, keşke işin doğrusunu öğrenseler. Kötü niyetli değillerse tabii…