Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın Milli Nizam Partisi'ni kurduğu yıllardan itibaren yanında olan Osman Nuri Önügören'in en bariz vasfı, pek öne çıkmaması ama ne zaman kendisine ihtiyaç hissedilse saflardaki yerini almasıydı.
Türkiye'nin yakın yıllarının aktif bir şahidi olan Osman Nuri Önügören'in uzun yıllar boyunca süren mücadele hayatında birçok hatırası vardı şüphesiz. Bir sohbetimizde anlattığı ve mutlaka yazmalısın dediği bir hatırası, kendisini, Erbakan Hoca'yı ve vaktiyle nasıl çalışıldığını gençlerin öğrenmesi açısından önemli.
Milli Nizam Partisi kapatıldıktan sonra kurulan Milli Selamet Partisi'nin yurt çapında teşkilatlanma günleri.
Erbakan Hoca bağımsız milletvekilidir ve kapatılmaya sebep olabilir düşüncesiyle MSP'nin kuruluşuna açıktan destek olamamakta, bağımsız faaliyetler yürütmektedir.
İşte bu günlerde, İstanbul'a gelen Erbakan Hoca'yı Osman Nuri Bey arabası ile çeşitli yerlere götürür ve akşam son uçakla da Ankara'ya uğurlar. Ancak evine dönüp yatmaya hazırlandığı sırada telefon çalar.
Arayan Erbakan Hoca'dır: Konya civarındaki köylerde faaliyetler yapılması gerektiğini, ancak Ankara'da bu iş için yardımcı olacak arabalı kimse olmadığını belirterek, sabah namazı Ankara'da olmasını ister.
Osman Nuri Bey, sabah namazı Erbakan Hoca'nın evinin önündedir.
Konya'ya gidilir ve en uzak köylerden başlamak suretiyle çalışmalara başlanır.
İlk gece sabaha karşı dönülen Konya'dan bir-iki saatlik uyku sonrası en uzaktaki köyden başlamak üzere sabah namazı tekrar yola çıkılır.
Aynı şekilde köy faaliyetleri sürdürülür ve gece yine geç saatte dönülen Konya'dan ertesi sabah tekrar başka köylere gidilir.
'Seni öldü zannettik!..'
Programın son günü, son köye sıra geldiğinde vakit gece yarısı olmuştur.
Osman Nuri Bey, köylülerin yatmış olabileceğini söylese de, Erbakan Hoca o köye de uğramaları ve hiç değilse ışığı yanan bir evin kapısını çalıp, gecikme sebeplerini bildirip özür dilemek ister. Köye yaklaştıklarında şaşırırlar.
Köylüler köy girişinde kendilerini beklemektedir. Erbakan Hoca konuşmasını yapıp ayrılacakları sırada bir çocuğun kaybolduğu anlaşılır ve aramaya onlar da katılırlar.
Çocuk bulunur ve yola çıktıkları sırada Erbakan Hoca, Konya'ya uğramadan Karabük'te gitmeleri gerektiğini söyler.
Osman Nuri Bey yorgun ve uykusuzdur. Yolda benzinliklere uğrayıp yüzünü yıkamakta ve imkan buldukça demli çay içerek uyanık kalmaya çalışmaktadır.
Karabük'deki program gece geç saatlere kadar sürer ve sabaha karşı Ankara'ya inerler. Erbakan Hoca'yı evine bırakan Osman Nuri Bey, Balgat'ta oturan kayınpederinin evine kendisini zor atar ve sabah namazını kıldıktan sonra adeta baygın bir şekilde uykuya dalar.
Öyle ki, uyandığında kayınpederi: "Bu nasıl uyku evlat, bir ara seni öldü zannettik" der.
Türkiye'nin bugünlere gelmesinde büyük katkıları olan isimlerden birisiydi Osman Nuri Önügören. Cenab-ı Hakk'tan kendisine gani gani rahmet, ailesi ve yakınlarına sabr-ı cemil niyaz ediyorum...