CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Olması gereken, olur...

Eklenme Tarihi 10 Mayıs 2016
İnsanoğlu değişimi sever ve ister; tabii ki kendi hayatında ve kendisini ilgilendirenler hariç olmak kaydıyla.
Çünkü başkalarının hayatında izlemesi zevkli olan meslek değiştirme, pozisyon değiştirme, ev değiştirme, şehir değiştirme... gibi şeyler, kendi hayatımız açısından sancılı bir süreçtir.
Değişimin her zaman lehe olacağına dair kesinlik olmadığı gibi, lehe bile gerçekleşmiş olsa, en azından bir süre bunun böyle olduğunu kavrayabilmek mümkün değildir.
Anlayana kadar da vücut kimyanızın bozulması riski ile baş etmek zorunda kalabilirsiniz.
Türkiye, AK Parti iktidarında bir ilk daha yaşıyor.
Göreve geldiğinden beri Cumhurbaşkanı ile senkronize bir şekilde Türkiye'ye hizmet eden Başbakan Ahmet Davutoğlu, AK Parti'nin 22 Mayıs'ta olağanüstü kongre yapacağını ve kendisinin aday olmayacağını açıkladı.
Yani Türkiye bir başbakan değişikliğine gidiyor.
Muhalefet partilerinin mensupları pek akıl erdiremiyor olsalar da, bu sancısız bir şekilde olacak belli ki; tereyağdan kıl çeker gibi, tabir caizse.
Cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından seçilmesi ile oluşan yeni durumun, dünyaya bakışları farklı bir cumhurbaşkanı ve başbakan söz konusu olduğunda ciddi sıkıntılar doğurabileceğini zaten biliyorduk.
Son gelişme, yeni durumun birbirleriyle tam bir uyum içerisinde olan Cumhurbaşkanı ve Başbakan'la bile sağlıklı sürdürülmesine pek imkan vermediğini gösterdi bizlere.
Ve yaşadıklarımız, sistemin artık başkanlık sistemine doğru evrilmesinin mutlak bir gereklilik olduğunu, bir kez daha ve tabir caizse 'acil' koduyla hatırlattı.

Hayır vaki olanda...

Devlet yönetimi sadece belirli kişilerle sürdürülen bir faaliyet değil.
Yapı gereği oldukça karmaşık bir bürokrasi trafiği var. İşleyiş sırasında yukarılardaki anlayışın aşağıya doğru sapmalar yapması da belirli ölçülerde normal.
Hele de işleyişi durdurabilmek ya da en azından duraklatabilmek için pusuda bekleyen ve fırsat buldukça ataklar yapanlar hesaba katıldığında, yönlendirmenin tek bir merkezde toparlanması gerekliliği çok açık.
Belli ki olması gereken bir şey vardı ve oldu. Neden oldu, nasıl oldu diye sormanın ve 'keşke olmasaydı' diye hayıflanmanın anlamı yok artık.
'Hayır vaki olandadır; ne ki olmuştur onda hayır vardır...' sözünün gerçek anlamını kavradıkları belli taraflar açısından herhangi bir problem gözükmüyor.
Olmasaydı keşke düşüncesi sebebiyle buruk olanlar da olması gerekenin bir cüzü zaten...
Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun, AK Parti'nin 22 Mayıs'ta olağanüstü Kongre'ye gideceğini açıkladığı sırada televizyonların yaptığı canlı yayın, her şeyi ortaya koyuyordu aslında.
Konuşma öncesinde ekranda döviz fiyatlarını gösteren rakamlarda yükseliş varken, konuşma boyunca düşüş gözlendi.
Birileri kriz ekiyor, kriz bekliyor ve kriz satıyorlardı. Ancak Başbakan konuştukça, birilerinin oluşturmaya çalıştığı kriz havası yerine, gerçeklere fiyat biçti piyasa...
Ve döviz fiyatları olması gerektiği yere yerleşti. Yaşanan, ortak bir hedefe kilitlenmiş olanların, başkaları için kriz manasına gelen bir olayın üstesinden bile nasıl kolaylıkla gelebildiklerinin bir başka ispatı oldu.
Birileri anlamakta zorlanıyor olsalar da, işte Yeni Türkiye bu...