CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Hayali bile güzel...

Eklenme Tarihi 15 Nisan 2016
Hazır İİT Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi toplanmışken, Müslümanların problemlerinin en önemlilerini seçilse ve bunlarla ilgili olarak 56 İslam ülkesi tarafından acil eylem planları geliştirilip, vakit geçirilmeden uygulamaya konulsa... İİT'nın kurulduğundan beri yaptıkları ve yapamadıkları hatırlandığında, ilk bakışta imkansız gibi gelen bir düşünce bu. Ama, hayali bile güzel. Gerekenler yapılmadan geçen her yıl, ay, hafta, gün ve hatta saat aleyhimize işliyor çünkü. Çaresine sonra bakarız deyip ertelediğimiz her problem de, iyice içinden çıkılmaz hale geliyor. 'Hemen değilse ne zaman?' sorusunu gerektiren bir zamandayız yani. Rusya Federasyonu ve başka bazı Gözlemci İİT üyeleri neyse. Ama 56 üye ülke, başta Suriye konusu olmak üzere birçok konuda Müslümanlar ve İslam'ın lehine formüller geliştirebilirler. Müslümanların birbirlerinin dertleri ile ilgilenmesi gerektiği hepimizin malumu. Dahası, bazı İİT üyelerinin şu anda problemsiz olmaları, yarın yaşamayacakları manasına da gelmiyor. İslam içerisindeki farklılıkların başkaları tarafından çatışma sebebi olarak kullanılmasını bundan sonra engelleyebilecek formüller, atılabilecek adımlardan birisi. Bu formüllerin temel istinat noktası da Müslümanların kendi problemlerini kendi aralarında çözebilecekleri anlayışını yerleştirmek olmalı. Eskiden bilgi edinme ve iletişim konusunda problemler vardı. Ama artık iletişim de, bilgiye ulaşmak da çok kolay. Ehem mühim ayrımını iyi yapmak; yani 'en önemli' olanı 'önemli' olanın önüne alarak, farklılıklarımızın aramızdaki çatışmalara zemin olarak kullanılmasına mani olabilmek gerek. Teorik olarak da mümkün olan bu husus, Müslümanları birbirlerine düşürmek için kullandıkları argümanları emperyal güçlerin ellerinden almak demek. Belki çok zor... Ama yapılması da şart...

AKLIMIZ ACIYAN
YERLERİMİZDE...
Müslümanların akılları Suriye, Irak, Afganistan ve Filistin... gibi acıyan yerlerinde. Bunların yanında yakında karışabileceği düşünülen potansiyel kaynama bölgeleri de var. İslam ülkelerinin problemlerini halletmeleri ve istikrara kavuşabilmek için başkalarından yardım bekleme lüksleri de yok. Çünkü şimdiye kadar dışarıdan yapılan müdahalelerin hemen tamamının başkalarının çıkarları ile alakalı olduğunu artık biliyoruz. Bundan sonrakiler de şüphesiz ki aynı olacak. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın Zirve'nin açılışında yaptığı konuşma, ne yapılması gerektiği ile ilgili tam bir yol haritası aslında: "İstanbul'da, Şii-Sünni, Afrikalı- Asyalı, Doğulu-Batılı, siyah-beyaz, zengin-fakir, şu veya bu etnik grubun mensubu olarak değil; 1,7 milyar Müslümanın ve tüm insanlığın sorumluluğunu taşıyan liderler olarak bir araya geliyoruz... Ümmetin maslahatını bireysel menfaatlerimizin önüne koyarak, 21'inci yüzyıla damgasını vuracak; sadece koruyan, muhafaza eden değil, aynı zamanda kuran, inşa eden, yön veren bir anlayışla meselelerimize yaklaşmamız gerektiğine inanıyorum. Zira bu, dünya nüfusunun 4'te 1'ini oluşturan Müslümanların küresel sistemde hak ettikleri yeri alması açısından da hayati öneme sahiptir." İslam İşbirliği Teşkilatı'nın dönem başkanlığını Türkiye'nin devralması, bundan sonra ezber bozacak gelişmelerin yaşanabileceğinin müjdecisi. Ve bizim de o gelişmelere çok ihtiyacımız var...