CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş

EKREM KIZILTAŞ

Demirel deyince...

Eklenme Tarihi 19 Haziran 2015
Türkiye siyasetinin önemli isimlerinden Süleyman Demirel vefat etti. Demokrat Parti'nin devamı sayılan Adalet Partisi'nin başında geçişinden itibaren, 1965 ila 1993 arasında yaklaşık 12 yıl Başbakanlık yapan Süleyman Demirel, 1993-2000 arasında da 9. Cumhurbaşkanı olarak görev yaptı.
Hayatı, Demirel'in köşesine çekildiği günlerde tanımaya başlayan genç nesil istisna olmak üzere, Süleyman Demirel ismi geçtiğinde, hemen herkesin zihninde değişik bir tablo oluşur. Kimimiz Boğaz Köprüsü'nü, Ereğli Demir Çelik'i, Keban Barajı'nı hatırlarken; kimimiz de 28 Şubat döneminin Cumhurbaşkanı olarak akıl almaz bir şekilde halktan kopuşunu hatırlar mesela. İki defa darbeye muhatap olmuş birisi olarak, halkın oylarıyla işbaşına gelmiş olan bir iktidarın post-modern bir darbeyle işbaşından uzaklaştırılmasında oynadığı rol, herhalde hayatının unutulmazları arasındadır.
Süleyman Demirel'e takılan Çoban Sülü, Morrison Süleyman, Barajlar Kralı, Baba, Nurlu Süleyman, Bir Bilen gibi lakaplar, zihinlerde oluşan farklı tabloların yansımalarıdır.
İslamköylü Çoban Sülü, DSİ'deki hizmetleri sebebiyle Barajlar Kralı olarak anılır. Temsilcisi olduğu yabancı bir şirket sebebiyle bir dönem de Morrison Süleyman olarak bilinirken, Adalet Partisi Genel Başkanı olduğu günlerinde Masonluğu ortaya çıkar.
Halkla rahat temas kurabilmesi sebebiyle Baba olarak anıldı. Nurlu Süleyman denilmesi de, sonradan düşman olacağı dindar kesimle kurmaya çalıştığı bağın bir ifadesiydi.
Halkın içinden gelen ama yükselişi sırasında yabancılaşmaya başlayan Demirel, Cumhurbaşkanlığı döneminde halktan tamamen kopup, hakim çevrelerle kol kola girdi. Nurlu Süleyman'dan, okumak isteyen başörtülülerin Suud'a gitmeleri gerektiğini söyleyen Süleyman'a geçiş; birçok başka şey gibi, çok da şaşırtıcı değildi. Söyleyen, 'dün dündü, bugün bugündür' diyen bir adamdı o çünkü.

İbret vesilesi

Yaşı, cinsiyeti, dini, dili, dünya görüşü, statüsü ne olursa olsun her insanın ölümü acıdır. Her ölüm aynı zamanda bir ibrettir de. Karşılaştığımız her ölüm, bizim de öleceğimizi hatırlatır. Cumhurbaşkanlığı, başbakanlık ve bakanlık gibi önemli görevlerde bulunan kişilerin vefatları, ayrı bir ibrettir. Cenazelerine gösterilecek ilgi, nasıl bilindiklerinin ve hizmet dönemlerinin gerçek bir değerlendirmesidir çünkü.
Mesela Turgut Özal, Necmettin Erbakan gibi son dönemin önemli isimlerinin cenazelerini ve bu arada geçtiğimiz günlerde vefat eden Kenan Evren'in cenazesini hatırlamak, bulunulan makam ve mevkilerin nasıl değerlendirilmesi gerektiği açısından bir ibret vesilesidir. Turgut Özal ve Necmettin Erbakan'ı layık oldukları şekilde uğurlamak için insanımızın cenazelerine gösterdikleri ilgi, nasıl bir hayat yaşadıklarının göstergesi ve birer hizmet insanı olarak üzerlerine düşeni yapmış olduklarının da ispatıdır.
Ahiret alemine milyonların dualarıyla gitmekle, kuru bir devlet töreniyle ya da ne yapacağını bilmeyenlerin alkışlarıyla gitmek arasında herhalde büyük bir fark vardır.
Bugün Ankara'da yapılacak devlet töreni sonrası yarın İsparta'da defnedilecek Süleyman Demirel'in cenazesine gösterilecek ilgi de, anlayanlar açısından ibret.
Efendimiz (sav) 'ölülerinizi hayırla yad edin' buyuruyor... Cenab-ı Hakk taksiratını affetsin.