CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Ufak tefek tüyolar...

Eklenme Tarihi 18 Mayıs 2015
Seçim yaklaştıkça meydanlardaki hararet de yükseliyor. Hemen her gün birkaç yerde konuşmak mecburiyetindeki liderlerin işi zor ve belli ki daha da zorlaşacak.
Muhalefettekiler, birbirlerinin kopyasıymış gibi gözüken ve yapılıp yapılamayacağı konusunda kimsenin emin olamayacağı vaatlerle halkın karşısına çıkmayı tercih ediyorlar. Nerden bulacaklarını açıklamaya yanaşmadıkları gibi, vaatleri karşılamak için hangi hizmetleri azaltmak ya da iptal etmek durumunda kalınacağı konusuna da değinmiyorlar.
İlk tüyomuz şu: Özellikle de emekliler iki ikramiye ya da 14 maaş konusuyla pek ilgili değiller. Geçmiş dönemlerde de karşılaştıkları bu tür vaatler sonrası neler yaşadıklarını unutmuş değiller çünkü.
Muhalefetin zorlandığı bir başka konu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı da hedef almaya çalışmaları. Halkın seçtiği Cumhurbaşkanı'nın çeşitli vesilelerle yaptığı programları engellemeye çalışıyorlar.
Halk nezdinde bir karşılığı olacağı zannı ya da bir netice alabilme ümidiyle de yüksek yargının kapılarını aşındırıyorlar.
Cumhurbaşkanı'nın yetkileri konusunda Anayasa'yı okumaları tüyosu vermeye gerek yok. Ama boşu boşuna yargı organlarının kapılarını aşındırmaları, bu konuyu pek bilmediklerini akla getiriyor ki, işte bu aleyhlerine olabilir.
CHP'li Fikri Sağlar'ın, Münih'te yaptığı bir konuşmada "Recep Tayyip Erdoğan'ın Müslüman olduğuna inanmıyorum" demesi de fayda yerine zarar getirebilecek bir husus.
Bu sözün sebebi olarak zikrettiği şeyler anmaya bile değmez.
Sağlar'ın Sayın Cumhurbaşkanı'nın İmam-Hatip mezunu olduğunu unutmuş olması belki mümkün.
Ancak vaktiyle Kültür Bakanlığı bile yapmış bu zatın, insanımızın çoğunun bildiği 'bir kişiye izafe ettiğiniz kusur eğer onda yoksa sizde olması ihtimali vardır' kuralını olsun bilmesi gerekirdi.
Bu mesele, bir ara kendi adıyla anılan Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nin kurucusu Ord. Prof. Dr. Mazhar Osman Usman'ın bir anekdotunu hatırlatıyor aslında. Mazhar Osman, kendisine 'deli' diye takılan dostlarına şöyle dermiş: "Sizin bana deli demeniz önemli değil, ama ya ben size deli dersem neler olur biliyor musunuz?.." Yani, Sağlar'ın Sayın Cumhurbaşkanı'nın Müslüman olup olmadığı konusunda ne düşündüğü çok da önemli değil. Ama tersi önemli olabilir... "

Kürtçe Kur'an" mı, o da ne?..

Bir
ara HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın kafasına taktığı Kürtçe Kur'an meali, şimdi de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin gündeminde. Ancak tuhaf olan meseleyi yanlış anlamış olması. Yanındakiler de farkında olmadıkları için olsa gerek, Bahçeli, Kürtçe Kur'an mealinden değil, Kürtçe Kur'an'dan bahsediyor!.. Kürtçe Kur'an demekle de kalmayan Bahçeli, bunun Türkçe Ezan'la bir olduğu gibisinden laflar ettiği gibi Sıffin'le de alaka kurmaya çalışıyor.
Oysa konu Kur'an meali. Diyanet, belli başlı bütün dünya dillerinde meali olan Kur'an-ı Kerim'in Kürtçe dilinde de mealini hazırlatmış, hepsi bu.
Sayın Bahçeli değilse de umarız yanındakiler meseleyi azıcık araştırırlar da, Kürtçe Kur'an diye bir şeyin olmadığını, zaten olamayacağını ve dolayısıyla Kürtçe Kur'an meali meselesini bu şekilde gündeme getirmenin kendilerine bir faydası olmayacağını anlatırlar...