Burhan Özfatura, iki kez iki ayrı partiden büyükşehir belediye başkanlığını kazanmış, muhafazakar demokrat bir siyasetçidir. Bir taraftan, "İzmir nasıl kalkınır?" Toplantılarını takip eder, diğer taraftan "intermedya"da yazar olarak, memleketin önemli meseleleri hakkında yorumlar yapar.
Burhan Özfatura, bölgesel güç konumuna gelen Türkiye'nin, "kendi savaş uçağını üretmek" için harekete geçmesi konusunda, bazı saptamalarda bulunuyor.
Özfatura'ya göre, 2010 yılı itibariyle, Savunma Sanayi Müsteşarlığı'nca sözleşmeye bağlanmış projelerin tutarı 26 milyar dolar. (40 milyar TL.) Milli Savunma Bakanlığı'nın, yıllık silah ve ekipman harcaması, 5 milyar TL.
Bunun, sadece yüzde 3-4'ü, MKEK tarafından karşılanabilmektedir.
MKEK, 6 bine yakın personeli ve 10 fabrikası ile iri ve hantal bir kamu işletmesi. Ürettiği hiçbir stratejik silah yok.
Burhan Özfatura, muhtemel sıkıntılara işaret ederek, "İsrail ve ABD'ye milyar dolarlar akıtmaktan kurtuluruz. Bu arada, rüşvet ve astronomik komisyon çarkı da kırılmış olur.
Elbette, bu konuda başarılı olmak, kolay değildir. Zira dış ve iç çıkar odakları, her türlü engellemeyi yapacaklardır" uyarısında bulunuyor. Ve devam ediyor: "Modern silah sanayini, oradan buradan teknoloji dilenerek kuramayız. Bunu, kendimiz üretmek zorundayız. Bu da nitelikli kadrolar, ciddi Ar-Ge bütçeleri, iddialı ve çalışkan yöneticilerle mümkün olabilir. Zihniyet değişikliği ve silkinme operasyonu şart."
AVRUPA'NIN ALTERNATİFİ
İngiliz Economist dergisi 2011 yılına yönelik öngörülerini sıralarken, "Acı gerçek şu ki Türkiye'nin Avrupa dışında gerçek bir alternatifi yok, Türkiye'de herkesin, gözünü liberal ve demokrat Avrupa'ya dikip, katılaşmış, demokratik olmayan Ortadoğu'dan kaçınması gerekiyor" iddiasında bulunuyor.
Bu sözler ve öngörüler karşısında, "Hadi oradan" demek geliyor insanın aklına. Bu sözler artık yeni Türkiye'yi bağlamaz. Çünkü dünya değişirken Türkiye yerinde duramaz.
Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy ve Alman Başbakanı Merkel'in gözünün içine bakarak Türkiye bir kenarda beklemez.
Geçti artık o dönemler.
Türkiye, kendinden söz ettiriyor.
Yakın coğrafyamızda etken güç, bölgesel aktör olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.
2024'e dek bekletecekler
İngiliz Economist dergisine, Avusturya Dışişleri Bakanı Michael Spindelegger adeta bir itirafla karşılık veriyor: "Türkiye ile AB müzakerelerinin 2024'ten önce biteceğini düşünmüyoruz."
Avusturya'nın başından beri Türkiye ile tam üyelik yerine özel bir ortaklığın (imtiyazlı ortaklık) hedeflenmesi görüşünde olduğunu ifade eden Spindelegger, "Şu anda Türkiye ile müzakerelerin 2024 yılından önce tamamlanmasının düşünülmediğini" söylüyor.
İngiliz Economist dergisine şimdi soruyoruz? Türkiye'nin bu oyunlar karşısında alternatifi olmaz mı?
Türkiye'nin alternatifleri vardır.
En büyük alternatifi, jeostratejik konumu, yakın coğrafya ile tarihi ve dini duygu ve düşünce haritasıdır.
İngilizler bölmeyi bilir
The Economist dergisi 2011 yılına yönelik beklentilerini sıraladığı özel sayısında öngörülerini sürdürüyor. "Dünyadaki ülke sayısı 193'e yükselecek. Ocak ayında yapılacak referandumun ardından Sudan bölünecek. Güney Sudan adında yeni bir ülke oluşacak."
Bu ne demek?
Birinci Dünya Savaşı sonrasına bakınız, ne demek istedikleri ortaya çıkar.
Osmanlı'yı böldüler, paylaştılar, cetvelle Ortadoğu haritası çizdiler, petrol sahalarını Türkiye'den aldılar.
Almasalardı ne olurdu? Herhalde Türkiye, dünyayı idare eden güç olurdu.
Zaten bunu bildikleri için cetvelle harita çizdiler.