CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Subaylar neden intihar ediyor?

Eklenme Tarihi 24 Eylül 2010
Yüzbaşı Doğan Akın Heybeliada'da bulunan lojmanlardaki dairesinde canına kıydı. Ergenekon'da adı geçen 10 asker intihar etmiş oldu. Bu konuda detaylı incelemelerin yapıldığına tanık olmuyoruz. Kamuoyunda, bu intiharların arkasında ne olduğu merak ediliyor. Subaylar hayatına neden kastediyor? Hepsi intihar mı? Üst üste gelmesinin bir anlamı var mı? Psikolojik baskı altında kalıyorlar mı? Strateji uzmanı emekli Albay Mesut Ülker'in bir açıklaması olmuştu. "Hatayı büyükler yapar, faturayı küçükler öder" demişti. Emekli Albay Ülker'in "Fiili olarak sokakta yer alıyorlar. Yükü kaldıramıyorlar. Olaylara bakın, yüksek görevde bulunananlar, bulunmuş olanlar hiç fatura ödemiyor. Yanlış yapan büyükler ortaya çıkarsa küçükler intihar etmez. Komuta kademesi mutlaka iç muhasebeyi iyi yaparak aşağıdakilere güven vermeli" sözlerinin üzerinde düşünmekte yarar var. Ama unutmamak gerek intihar çözüm yolu değildir, aksine çözüm yollarını kapatan bir engeldir. İNTİHAR EDEN SUBAYLAR:
Emekli Jandarma Albay Abdülkerim Kırca (10 OCAK 2009) JİTEM'in eski Diyarbakır Bölge Komutanıydı.
Özel Harekat Dairesi Başkanı Behçet Oktay (27 ŞUBAT 2009) Tabancasıyla aracında ölü bulundu.
Kıdemli Yüzbaşı Olgun Ural (26 MART 2009) Eğitim Komutanlığı'nda görevliydi.
Emekli Albay Belgütay Varımlı (21 KASIM 2009) İstanbul'da 9. kattaki evinin balkonundan atlayarak yaşamına son verdi.
Deniz Yarbay Ali Tatar (19 ARALIK 2009) Amirallere suikast soruşturmasında 9 gün tutuklu kaldıktan sonra 16 Aralık'ta serbest bırakılmıştı. Tekrar yakalama kararı çıkınca Tatar evinde intihar etti.
Albay Berk Erdem (9 ŞUBAT 2010) İzmir'de intihar etti.
Üsteğmen Sema Koç (2 MART 2010) GATA' da çalışan Koç (28), Ankara'da lojmanda canına kıydı.
Üsteğmen İbrahim Ünal Sarıoğlu (13 MART 2010)
Uzman Çavuş Erdem Acar (16 MART 2010)
Ast. Atakan Timuroğlu (23 MART 2010)

* * *
'EKSEN ANKARA UFUK 360 DERECE'
"Eksenimiz Ankara ekseni, ufkumuz 360 derecedir" ifadesini Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, 2010 yılına girerken kullanmıştı. Bu sözlerin hedefi Avrupa'dır. AB'nin uluslararası gücünün düşüşte olduğu sır değil. AB'nin dünya ticareti ve üretimindeki payı azalıyor. AB'nin nüfusu yaşlanıyor. Peş peşe gelmekte olan kemer sıkma paketleri, Avrupalı çalışanlarının kazanılmış haklarını yok ediyor. Sosyal devlet modeli zayıflıyor. Halbuki AB'nin çekici yanlarından biri sosyal devletti. Tüm bu gelişmeler, ister istemez AB'nin uluslararası politikadaki rolünü de etkiliyor. Dünya, Batı merkezli bir yapıdan uzaklaşıyor. Avrupalılar'ın dünyaya hükmettiği dönem sona eriyor. Bu noktada ister istemez akla AB genişleme süreci geliyor. Bu kadar zorluk yaşayan AB, genişlemeye devam edecek mi? Giderek gücü azalmakta olan AB'nin çekiciliği de azalıyor. Şimdiye dek kendi çevresinde etki yaratmada AB'nin en büyük silahı üyelik vaadiydi. Şimdi bu vaadin çekiciliği törpüleniyor.Türkiye gibi büyük bir ülke için 5-10 yıl sonra AB hala çekici olacak mı? Hele önerilen tam üyelik değil, "imtiyazlı ortaklıksa." Gözler Batı'dan Doğu'ya yöneliyor. Türkiye, tüm krizlere doğru yanıtlar üreten, vizyon oluşturan bir ülke konumuna geldi. Batıdan kopmadan, tarihi refleksleri ile Ortadoğu ve yakın Asya ile daha çok yakın ilişkiler dönemi yürüyor. "Ufku 360 derece" olan Türkiye, önümüzdeki yıllarda, etrafındaki sorunları çözmeye, güç oyununa daha etkili şekilde
katılmaya adaydır.