CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Rüyanın sonu

Eklenme Tarihi 18 Ağustos 2013
Yerli ve bazı yabancı ajansların haber başlıklarını gözden geçirirken, Anadolu Ajansı bülteninde ilginç bir başlık dikkatimi çekti.
"Amerikan rüyası bitiyor"
Haber kısaca şöyle: ABD vatandaşlığından çıkanların sayısı 2013'ün ilk yarısında, eski yıla göre yüzde 770 arttı. Bin 810'a ulaşan rakam, son yılların en yüksek düzeyine ulaştı.
Ayrılanların çoğunluğunu 'Gurbetçi Amerikalılar' oluşturuyor. Yurt dışında yaklaşık 6 milyon Amerikalı yaşıyor... Açıklanan rakam küçük gibi olsa bile başlığı bana göre düşündürücü.
Sanki günümüzdeki dünyanın özeti gibi. Bir numaralı KÜRESEL GÜÇ ve dünyayı idare eden Amerika olduğundan, dünyanın neresinde bir olay oluyorsa, ucu gidiyor, bir yerde BEYAZ SARAY'a dayanıyor. Bu çerçeveden bakarsak, dünyanın gözünü çevirdiği Amerika (Beyaz Saray) uluslararası olaylar karşısında son yıllarda çok şaşırtıcı, garip, kendisinden beklenmeyen tavırlar sergiledikçe, evrensel vicdanlarda , "Amerikan rüyası bitiyor" düşüncesine ağırlık kazandırıyor.
İşte son örnek: MISIR... Evrensel vicdanlar, "Gizli Müslüman" olduğu söylenen siyahî bir lider Başkan Obama'nın, Mısır'daki darbe ve katliamlar karşısındaki tavrını anlamakta zorluk çekiyor.
Dünyaya demokrasi ihraç eden Amerikan'ın, Mısır'da, Tunus'ta, Filistin-Gazze'de hayat bulan demokratik duruşlar karşısındaki son tavırları çok şaşırtıcı.
Hele hele, Gezi olayında arka arkaya açıklamalar yapan ABD Dışişleri Bakanlığı ve Amerikan basınının taraflı tavırları karşısında, Demokrat Obama gitti, başkası geldi sanki ABD'nin başına. Amerikan rüyası içi hangi yöntemler kullanılmış neyi farklı yapmıştı da bu dünyayı kasıp kavurmuştu? Çok uzun yıllar uygarlığın merkezi, eski kıtalar olarak kabul edilen Avrupa ve Asya arasında dolaştı.
1900'lü yıllardan itibaren dünyanın diğer ucunda bir genç kıtada bir devlet yükselmeye başladı. Bu yeni kıtada bir medeniyet merkezi kuruldu ve eski kıtaların soylu devletleri ilginçtir, onu ulaşılmaz olarak görmeye başlamışlardı. George Washington önderliğinde yeni devletlerinin yönetim şekline DEMOKRASİ diyorlardı.

İKİNCİ OBAMA DÖNEMİ
'Demokrasi ve Özgürlük', bu rüyanın oluşmasına ve gelişmesine yol açıyordu.
1900'lü yıllardan 2000 'li yıllara bir hat çekelim. Çok uzağa değil, Obama'nın 2008 yılında, ilk başkan olduğunda ne denilmişti?
Ailesi Afrika müslümanı olan siyahî bir lider, Amerika'da Başkan seçilebildi. Bu demokrasinin zaferidir. O'nun kişiliğinde yeni bir Amerikan kimliği şekillenecek. Müslüman coğrafyaya daha sıcak olacak. ABD ile Müslüman ülkeler arasında yeni köprüler kurulacak. ABD'de ekonomik ve kültürel gücü öne çıkaracak. Müslüman coğrafyasına BAHAR gelecek. Başkan Obama, gerçekten; birinci dönemde bu düşüncelere uygun davrandı. Nitekim seçilmesinin hemen ardından ilk seyahatini Türkiye ve Mısır'dan başlattı, Müslüman ülkelere sıcak mesajlar verdi. Her şey,2012 yılı Kasım'ından sonra değişmeye başladı.
İkinci OBAMA dönemi çok farklı gelişiyor. Obama'nın, ikinci dönem İlk seyahatini İsrail'e yapması bir tesadüf değildi. Başkan Yardımcısı Biden'in ekibi onu kuşatıyordu. İsrail'e koşulsuz ve kuralsız destek yeniden başlamıştı. İslam coğrafyası ile ABD arasındaki ilişkiler, BUSH dönemine dönüyordu. Bush demek, "Müslüman ülkeleri işgal etmek, Amerika'ya uşak liderler aramak demektir" olduğundan, Müslüman ülkelerin çok dikkatli olması gerekiyor. Mısır gibi, Suriye konusu da iyi bir örnektir.
Beyaz Saray'ın aşırı teşvikleriyle Suriye detaylarına katılmış Türkiye, Obama'yı kuşatan Neo-Con'larca arkadan hançerleniyor.
ABD Pentagon ve Dışişleri'nin küller arasından çıkan neo-con yöneticileri Türkiye'nin arkasından yeni oyunlar çeviriyor.
Netice olarak, OBAMA'nın ikinci dönemi, bir sukutu hayale yol açıyor.

SONUÇ:
Mısır darbesi, Amerikan rüyasının bitmeye başladığının somut örneğidir. Amerikan efsanesi dağılıyor, Amerikan süper güçlüğü zayıflıyor, artık yeni güçler çıkıyor. Kadim DOĞU (AVRASYA) yeniden bir güneş gibi parlarken, Yeni Türkiye, bu güçlerin önde geleni olma yolunda ilerliyor.