BÜLENT ERANDAÇ

BÜLENT ERANDAÇ

Kürt vatandaşa müşfik teröriste kahredici

Eklenme Tarihi 18 Temmuz 2011
Başbakan Erdoğan'ın "Silahı bırakmadıkları müddetçe ne operasyonlar durur ne de bu süreç daha farklı bir noktaya doğru gider. Bundan sonraki süreç çok daha farklı stratejilerle ve uygulamalarla kendini gösterecektir" sözlerinin arka planı değişik boyutlarıyla değerlendiriliyor.
Stratejistler, "Bundan sonraki süreç çok farklı olacak" sözünün, devlette önemli bir güvenlik paradigma değişikliğini ifade ettiğini belirtiyor.
Çanakkale Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Sedat Laçiner, Silvan saldırısı sonrası gelinen son noktayı Takvim okurları için analiz etti, "Terörle mücadelenin, teröriste 'kahredici' olmak ve Kürt vatandaşlarımıza 'müşfik' davranmakla yürütülmesi önemlidir" dedi.
Hükümetin açılım politikasını başlatması sonrasında, BDP'nin son derece sıkıntı yaratan davranışlar içine girdiğini vurgulayan Prof.Dr.
Sedat Laçiner, bazı detayları yorumladı: "Açılımın sonuca gitmesinde BDP'ye önemli görev düşüyordu.
Bunu yapmadılar, bu olayı fırsat olarak gördüler. Pazarlık yapmanın ötesinde iktidarı köşeye sıkıştırmaya çalıştılar.
Sözün özü ne PKK, ne İmralı, ne de BDP bugüne kadar çözüm yolunda partner veya kolaylaştırıcı olamadılar."
Prof. Laçiner, terörle mücadele konusunda yeni stratejiyi anlatırken, "Bundan sonrasında Hükümet demokratik hakları vermede sadece Kürt kökenli vatandaşları muhatap almalıdır ve hiçbir örgüt veya hareketle ilişkilendirmeden insanların haklarını sonuna kadar vermelidir. Elbette bunu yaparken sürekli pusu ve baskın yiyen güvenlik yapısında da radikal değişikliklere gitmek gerekiyor."

Bütüncül strateji

(BİLGESAM) Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Kurumu Başkanı Doç. Dr.Atilla Sandıklı, yeni mücadele konseptinin nasıl olması gerektiğini Takvim'e açıkladı: "Demokratikleşme boyutu kapsamında özgürlükler temelinde demokratik değerlerin geliştirilmesi, sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik boyutunda eğitim, ekonomi, tarım, hayvancılık, ticaret, sanayi, turizm ve sağlık stratejileri ve projelerine odaklanılması, güvenlik boyutunda koruculuk sisteminin ıslahı, güvenlik güçlerinin modernizasyonu, mücadelede kırsal ve kentsel bütünlüğü sağlayacak eşgüdümün tesisi, uluslararası boyutunda ise örgüte olan dış desteğin en aza indirilmesine ve terörle mücadeleye sağlanan desteğin arttırılması üzerinde önemle durulacaktır."

Koruculuğa revizyon

MİT eski Daire Başkanı Prof.Dr. Mahir Kaynak da koruculuk sisteminin revize edilmesi üzerinde durdu, bazı gelişmelere işaret etti: "PKK hareketi başlangıçta ırkçı değil, sınıfsal bir hareketti.
Militanları köy bastılar ve feodal yapıya karşı savaştılar. Ancak bu davranış kabul edilemezdi ve devlet halkını korumak için harekete geçti.
Ancak büyük bir hata yaptı ve koruculuk sistemini kurdu. Bu yolla aşiretler silahlandı ve devletten yardım aldı.
Ayrıca korucu başları, yani aşiret reisleri hem maddi çıkar sağlıyor hem de bölgedeki iktisadi ve siyasi hareketi kontrol ediyordu.
O zaman şu soruyu sordum: 'Siz korucu başı olsanız PKK'nın tasfiyesine razı olur musunuz?
Sağladığınız imkanlardan vazgeçer misiniz?'
Gelinen son noktada koruculuk sistemi muhakkak gözden geçirilmeli."
Prof.Dr. Mahir Kaynak, bundan sonraki yol haritasını da çizdi: "Yapılacak şey teröre karşı etkili bir mücadele yürütmek ve bölge halkının devletle bütünleşmesini sağlamaktır.
Yani sertlik ve şefkati bir araya getirmeyi becerebilmektir.
Geçmişte birbiriyle silahlı mücadele eden Kürt grupları BDP çatısı altında toplanmış görünüyor. Bu geçici bir birlikteliktir ve bunun devamını sağlayacak eylemlerden kaçınılmalıdır."