Hüsamettin Özkan,1998-2002 yılları Türkiye siyasetinin kara kutusu. Türkiye bu yıllar içinde tarihinin en hareketli ve sıkıntılı dönemini yaşadı. Ergenekon davalarının görüldüğü İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin merhum Ecevit'in doktor raporuyla görevden uzaklaştırılmak istendiği iddialarını soruşturmak için hastane belgelerini istemesi, dikkatleri o yıllarda yaşananlara çekiyor. Mahkeme heyeti, Bülent Ecevit'in sağlık durumuyla ilgili kendisinde bulunduğu bildirilen tüm rapor ve belgelerin Rahşan Ecevit'ten istenmesine karar vermiş. Bu dönemde ne olmuştu? Başbakan Ecevit 2002 yılında Hastaneye yatmıştı. O dönemle ilgili konuşanlar "Hüsamettin Özkan Başbakan olmak istiyordu. Ecevit'e 'çürük' veya 'iş göremez' raporu verilecekti ve düşürülecekti" diyor. Yaşananlara 57. Hükümet'e yapılan operasyonun bir parçası olarak bakılmış, Ecevit Hükümeti'nin düşürülmesi için yapılan bir operasyon olduğu söylenmişti. Başkent Üniversitesi'nin Ecevit'le ilgili verdiği raporun, Eski Başbakanlık Müsteşarı Ahmet Şağar ve Rahşan Ecevit'te bulunduğu belirtiliyor. Rapor açıklanırsa, şifreler önemli ölçüde çözülecektir. SEN DOĞRUYU BİLİRSİN, ONA GÖRE OYUNU KULLAN
İktidar, anayasa referandum sloganını, "Sen doğruyu bilirsin, ona göre oyunu kullan" olarak belirlemiş. Güzel ve anlamlı bir slogan. Türk milletinin karakteri nedir? Atatürk veciz konuşmalarında bunları sıralamıştı. "Türk milleti zekidir... Türk milleti milli birlik ve beraberlik içerisinde güçlükleri yenmesini bilmiştir. Türk milleti güzel her şeyi, her medeni şeyi, her yüksek şeyi sever, takdir eder. Büyük şeyleri büyük milletler yapar. Türk milletinin son yıllarda gösterdiği harikaların yaptığı siyasi ve sosyal inkılapların gerçek sahibi kendisidir. Giriştiğimiz büyük işlerde, milletimizin yüksek kabiliyet ve yüksek sağduyusu başlıca rehberimiz ve başarı kaynağımız olmuştur. Bizim milletimiz derin bir maziye maliktir. Bir milletin başarısı, mutlaka bütün milli güçlerin bir istikamette oluşmasıyla mümkündür. Bu nedenle bilelim ki, elde ettiğimiz başarı, milletin güç birliği etmesinden, ortak hareket etmesinden ileri gelmiştir. Eğer aynı başarı ve zaferleri gelecekte de tekrarlamak istiyorsak, aynı esasa dayanalım ve aynı şekilde yürüyelim. Artık bugün demokrasi fikri daimî yükselen bir denizi andırmaktadır. 20. yüzyıl, birçok müstebit hükümetlerin bu denizde boğulduğunu görmüştür. Yeni Türkiye devletinin yapısının ruhu millî egemenliktir. Milletin kayıtsız şartsız egemenliğidir... Türk milletine doğru ve güzeli veriniz, anlatınız, muhakkak kucaklar.'' Şimdi soruyoruz. Böyle bir millet, referandumda ne yapar? Elbette, güzelliklere, yeniliklere, değişime "Hayır" demez.
DEĞİŞİM ŞEHİRLERİ KUŞATIYOR
''Zihinlerde değişim başlamadıkça, hiçbir şey değişmez...'' Doğru bir söz. Yaşananlara bakın, zihinlerde başlayan değişim, şehrin surlarını kuşatmaya başladı. Bugün içinde bulunduğumuz hengameden, yarınlarda kurtulmuş olacağız. Bu kurtuluş, yeni nesillerin huzur ile süslenmiş Türkiye'mizde yaşayacağı günlerin mimarı olacaktır.
GAYYA KUYUSU
Halk arasında "Gayya Kuyusu" deyimi çok olumsuz, ümitsiz, çıkılması ya da aşılması zor durumlar anlamında kullanılan bir terimdir. Oraya giren, bir batmayla boğulup kurtulamıyor. Müddet dolmadan da kurtuluş yok. O halde debelenip durulacak, battıkça çıkılacak, çıkıldıkça batılacak bir kuyu. Allah cümlemizi korusun bu kuyudan.
GÜNÜN ANLAM VE ÖNEMİ
Muhalefet "Böyle anayasa olmaz" demiş. TBMM Anayasa Komisyon Başkanı Burhan Kuzu Hoca "Olmaz ama 367'den sonra böyle oldu" diye konuşmuş.