CANLI YAYIN
BEKİR HAZAR
BEKİR HAZAR

Üstünlüğün gazetecileri

Eklenme Tarihi 25 Temmuz 2010
Televizyonlarda, gazetelerde yıllardır sadece ve sadece belirli bir zihniyet hakimdi..
Darbelerle büyümüş, darbelerle yetişmiş, darbeleri alkışlama ve kollama eğitimi almış bir zihniyetti bu...
Bir yerlerden geliyordu senaryo kasetler, veriliyordu yayına...
Bir yerlerden geliyordu senaryo bilgiler, çekiliyordu manşetlere...
Araştırmacı, Emredersinci bir gazetecilik ahtapot gibi sarmıştı medyanın tüm hücrelerini...
Bu zihniyete hayır diyen cılız seslerin tepesine biniliyor, andıçlar hazırlanıyor, kafalar koparılıyordu...
Şimdi devir değişti...
Başbakan'ın dün Bingöl'de yaptığı referandum konuşmasını dinlerken sarfettiği bir cümleye fena halde takıldım... Ayrıca da kapıldım... "Hukukun üstünlüğü mü yoksa üstünlüğün hukuku mu?" diyordu Başbakan...
12 Eylül'de yapılacak oylama sonucu "Evet" çıkarsa Türkiye'de bir dönemin kapanacağını söylüyordu... "Üstünlüğün Hukuku" dönemi tarihe gömülecekti büyük ölçüde...
Şöyle bir düşündüm... Aynı cümle medya için de geçerliydi...
Gazeteciliğin üstünlüğü mü?...
Yoksa üstünlüğün gazetecileri mi?
12 Eylül öncesi öldürülenlere ağlayan da biz gazetecilerdik.
Her ortamda "Demokrasi" naraları atan da...
12 Eylül'de medya kapılarından girip genel müdür odalarına oturan subaylara alkış tutanlar da...
Şimdi de bazılarında değişen bir şey yok...
Darbe tellallığı, tankların yürümesini 4x4 gözle bekleyen o üstünlüğün gazetecisi zihniyeti hala o kadar çok ki...
Ne zaman bunlardan birini ekranda görsek "Ben demokratım. Ben demokrasinin anasıyım çünkü demokrasi olmazsa olmaaaz" diye söze girer bu zihniyetin tipitipleri...
Sonra baltayı eline alır, halkın iradesine utanmadan, sızlanmadan yüzsüzce indirir...
Evet yüzsüzdür bunlar...
Kasarlanmışlardır. Çünkü bağlı oldukları üstünlük onları böyle eğitmiştir...
Sandığa gitmezsin... "Vaay nerde kaldı halkın iradesi ve demokrasi... Bunun adı faşizmdir" derler...
Sandığa gidersin "Hadi ya sandığa gidilir mi...
Çobanın oyu mu?"
diyerek demogajilerle kıçlarını yırtarlar...
Üstünlüğün hukuku bu ülkede elbet bir gün yerini nasıl hukukun üstünlüğüne bırakacaksa...
Üstünlüğün gazetecileri de her geçen gün eriyip gidecekti...
Türkiye tek tip tornadan çıkmış, eskimiş ve köhnemiş gazetecilik günlerinden de sıyrılma mücadelesi vermektedir...
Kumandalı gazetecilik artık pişmiş kelle gibi sırıtmaktadır...
Tankları bekleyenler demokrasi kahrıyla can çekişmektedir...
Yeni nesil dünyaya batı penceresinden bakıyor...
Türkiye'yi medya pompasıyla 3. dünya ülkesine çevirenler, tabularla yaşatanlar kendi kendilerini bitirip tasfiye ediyorlar...
Önümüzdeki seneler gazetecilerin üstünlüğü kavramının hakim olacağı