CANLI YAYIN
BEKİR HAZAR

BEKİR HAZAR

Üfff ya üf işte

Eklenme Tarihi 21 Şubat 2013
Bir film izledim.
Yaşanmış olayları anlatıyor..
Bir zamanların Amerika'sı.
Zenciler yasaklarla yaşıyor.
Mesela;
Bazı kafelerin girişinde;
"Zenciler ve köpekler giremez" yazıyor.
Siyahlar yavaş yavaş örgütlenmeye...
Yürüyüşlere başlıyor.
İşte film böyle bir ortamda...
Bir kasabada geçiyor.
Zenciler toplanıyorlar.
İçlerinden üç çocuğu seçiyorlar.
Onlara görev veriyorlar.
Kasabanın merkezinde...
Sadece beyazların gittiği...
Bir kafeye girme görevi.
Yapılacak eylem bu.
Kafeye girecekler...
Kafe yasağına direnecekler.
Üç çocuk beyazlarla dolu...
O kafeye giriyor.
Daha adım atar atmaz...
Masalardaki beyazlar şok geçiriyor.
Hepsinin gözleri faltaşı gibi açılıyor.
"Oh my god" oluyorlar.
"Hadi lan" falan diyenler.
"Destuur" çekenler.
Ne yapacaklarını da şaşırıyorlar.
Çünkü böyle bir şey...
Yaşanmış değil hiç.
Garson "Ne var lan" bakışları fırlatıyor.
Limonata istiyorlar.
Limonata...
Suratlarına fırlatılıyor.
İçeri şerifler giriyor.
Yere yatırıyorlar üçünü de.
Kelepçeleyip...
Döve döve götürüyorlar.
"Zencisiniz lan siz...
Ne işiniz var beyaz kafede"
diyerek.
21.Yüzyıl'a daha çok var.
O dönemler öyle yani.
Kafelere herkes giremez.
Öyle işte.
Zenciysen...
Zenciliğini bileceksin.
***

Ve 21. Yüzyıl'dayız.
Gülriz Sururi Hanımefendi.
O bir sanatçı.
O bir sanatçı ruhu taşıyan...
Narin bir insan. O bir entelektüel.
O bir aydın.
Diyor ki;
"10-12 yıl önce...
Bunlar yoklardı.
Sistematik olarak hem de.
Nişantaşı'nda kafelere...
Oturmaları emredildi.
En beklenmedik restoranlara...
En beklenmedik kafelere...
Sinemalara, tiyatrolara yayıldılar."
Hanımefendinin bahsettiği...
Yayılmacı kişiler...
Başını örtenler.
Nişantaşı'ndaki kafelere geliyorlarmış.
"Oh my god" bizde kullanılmaz.
"Oha oldum" falan durumları.
Cık cık cık...
Kafelere yahu.
Olacak iş mi?
Hem de 21. Yüzyıl'da ha.
Destuur.
***

Nişantaşı kafelerine...
Beyaz Türkler girer.
Olay bu.
Uzatmaya gerek yok.
Adamın asabını bozmayın.
Nişantaşı ha!!!
Hem de başı örtülü.
***

Efendim İstanbul trafiği malum.
Bir de geceleri...
Başka bir trafik var.
Alkollü trafik yani.
Kontroller artmış.
Ortaköy, Bebek...
Nişantaşı'nda...
Kontroller sıklaşmış.
Arabasıyla geçen...
Baş örtülüler de artık...
Sıkı bir şekilde durduruluyor...
Ve "Üfleyin hanımefendi" denerek...
Alkolmetre'ye...
"Üfff" yaptırılıyormuş.
"Yahu başı örtülü içer mi?..
Ne gerek var üfletmeye"
diye...
Asabı bozulanlar olabilir.
Zencilik yapmayın şimdi.
Çünkü;
Ortaköy, Bebek...
Ve Nişantaşı'nda...
Gecenin yarısından sonra...
Başörtülü patlaması yaşanıyormuş.
Mekanda alkolün dibine vurduktan sonra...
Arabasına binip...
Başını örtüp...
Trafik kontrolünden sıyırmak isteyen...
Beyaz Türk patlaması...
Tavan yapmış.
***

"Hanımefendi üfleyin lütfen"
"Ama benim başım bağlı"
"Tamam da ayağınızda...
Mini eteğiniz var ama..."
"Tamam ya... Üfff"