Yeni başlamıştı işe. Gırgır şamata yapısı ve taklitleriyle futbolcuları ve teknik adamları güldürüyordu.
Artık evlere çağrılıyor, özel muhabbetlere konuk ediliyordu Galatasaraylı oyuncular tarafından.
Kısa zamanda futbolcu ve teknik kadro ile bu kadar yakınlaşması yılların muhabirlerini kıskandırıyor ve kızdırıyordu.
Galatasaray bir gün mağlup olmuştu deplasmanda.
Ertesi gün gazeteler yerden yere vuruyordu takımı…
Toy muhabir Ceyhun havaalanında karşılamaya gitti takımı.
Tüm tv ve gazete muhabirleri de oradaydı.
Tamamı "Fatih Terim'e nasıl yaklaşacağız, soru sormaya nasıl cesaret edeceğiz?" diye düşünüyordu.
Çünkü yüzü asıksa yaklaşmak mümkün değildi.
Takım mağlup olduğuna göre uçaktan gülerek inmesi de mümkün değildi.
Nitekim Fatih Terim uçaktan gergin indi, tüm muhabirlerin yanından asık suratla geçti.
Tam Ceyhun Yılmaz'ın yanına geldiğinde durdu.
Ceyhun'un kulağına eğilip bir şeyler söyledi.
Ve yürüdü gitti.
Ceyhun'un havasına diyecek yoktu ama gazetecilerin tamamı burnundan soluyordu.
Hepsi yanına koşup etrafını sardılar, "Ne dedi Fatih Hoca?" diye sıkıştırdılar. "Bizden saklama, dünkü muhabirsin daha. Adamı hasta etme söyle" dediler.
Ceyhun Yılmaz yüzlerine baktı ve "Fatih Hoca 'Yine yeşillendi fındık dalları' şarkısını söyledi kulağıma" cevabını verdi.
Gazetecilerin öfkesi daha da arttı. İçlerinden "Hadi ulan kimi kandırıyorsun? Doğruyu söyle." diyenler oldu. "Dünkü çocuğa bak ya bize haber atlatmaya çalışıyor" diye sinirlendiler.
Ceyhun "Kulağıma şarkı söyledi" diye tekrarladı.
Kimse inanmadı. Gazeteciler söverek ayrıldı yanından.
Halbuki Ceyhun Yılmaz yalan söylemiyordu.
Fatih Terim gerçekten şarkı söylemişti.
Bugün bakıyorum Hıncal Uluç'u yazmayan köşe yazarı kalmamış durumda hemen hemen…
Hatta programlar yapılıyor.
Daha önceki gün sabah Kanaltürk'te Müge ve Gülşen bir programı Hıncal Uluç'a ayırdı.
Defne Joy Foster'in ölümü ile ilgili yazdıklarından dolayı yerden yere vurulduğu yazılar ekrandan taşıyordu.
Hatta NTV'de Ruşen Çakır bile dayanamamış, kameraya dönüp Hıncal Uluç'a sallıyordu.
Herkes günlerdir cevap bekliyor…
Ancak Hıncal Uluç'tan bir açıklama yok.
O da sanki şarkılar fısıldıyor köşesinde…
Süheyl Batum da Türk Silahlı Kuvvetlerine "Kağıttan kaplanmış" dedi.
Öyle bir cümle sarfetti ki, gittiği adres "Darbe" kapısıydı…
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na gazeteciler Çarşamba günü konuyu sordu.
Kılıçdaroğlu "O defter kapanmıştır" dedi.
CHP liderinin bu açıklaması da sanki kulağa okunan uzun hava gibiydi.
Ben öyle hissettim.
CHP milletvekili Canan Arıtman da "Arap kadınları gibi olmak istemiyoruz" demiş.
Sayın Kılıçdaroğlu da "Yanlış bir söylem. Doğru bulmuyorum. Canan hanımın Arap kadınlarını tanıması lazım. Onu Irak gezisine götüreceğim" açıklaması yapmış.
Sanırım Canan Hanım da Bağdat'ta uçaktan inince Arap kadınların kulağına gazel okur.
CHP bu aralar sık sık kulaklara eğiliyor.
Beraber ve "Sol"o şarkılar söylüyor.
POTpori üzerine POTlar kırıyor…