REUTERS, Bloomberg ve Financial Times gibi finans ve politika odaklı mecraların değerlendirmelerinde, New York'taki temaslar, özellikle "Türkevi" merkezli yürütülen diplomatik trafik ve oturumlar "Stratejik bir kaldıraç" olarak görülüyor. Amerikalı yorumcular, Başkan Erdoğan'ın sert söylemlerini Türkiye'nin "Küresel Güney" ile İslam dünyasındaki liderlik iddiasını ayna gibi yansıttığını belirtiyor. ABD'li realist stratejistler, Erdoğan'ın "Dünya 5'ten Büyüktür" vurgusunu, BM Güvenlik Konseyi'ne yönelik reform çağrılarını "Küresel güç dengelerinin değiştiğini gören bir GÜÇ refleksi" olarak analiz ediyor. Batı medyasına göre Ankara; Washington ve Avrupalı müttefikleriyle savunma sanayi, bölgesel güvenlik ve yaptırımlar gibi kronikleşmiş başlıkları doğrudan müzakere etmek için BM zeminini bir "Fırsat penceresi" olarak kullanıyor.
Bu durum, Türkiye'nin kendi ulusal çıkarlarını koruyan "Pazarlık gücü yüksek" bir aktör olarak konumunu tazelediği şeklinde yorumlanıyor. Le Monde, Frankfurter Allgemeine Zeitung ve Euronews gibi Avrupa merkezli yayın organlarında, Türkiye'nin kürsüden dile getirdiği uluslararası sistem eleştirileri sayfalardan taşıyor. Avrupalı analistler, Türkiye'nin BM Güvenlik Konseyi'nin yapısına yönelik itirazlarını ve "Küresel Güney" ile kurduğu empatiyi aktarıyor. Batı ile gelişmekte olan dünya arasında kritik krizlerin (gıda güvenliği, bölgesel göç dalgaları, insani yardımlar) çözümünde Ankara'yı vazgeçilmez bir transit ve diyalog köprüsü olarak konumlandırıyor. Orta Doğu Basını ise: "Türkiye'nin Vicdani Liderliği ve Bölgesel Baskı Unsuru" yorumlarını öne çıkarıyor. Al Jazeera ve Körfez basını, Türkiye'nin BM platformundaki en sert ve net Gazze, Lübnan ve Orta Doğu çıkışlarını manşetlerine taşıdı. Türkiye'nin İsrail'in politikalarına ve Batı'nın buradaki ikircikli tutumuna karşı en çok ses yükselten lider ülke olması, Arap ve İslam dünyasında Ankara'nın "Bölgesel vicdanın sözcüsü" olma rolünü ve diplomatik prestijini pekiştirdiği şeklinde değerlendiriliyor. Asya medyası ise "Esnek Dış Politika diplomasisi" başlıklarıyla Türkiye'yi sayfalarına taşıdı. Asya basınındaki analizlerde, Türkiye'nin geleneksel güvenlik politikalarının ötesine geçerek, bölgesel ulaştırma/ ticaret koridorları gibi ekonomik entegrasyon hamlelerine BM marjında hız verdiğine dikkat çekiliyor.
Asyalı analistler, Türkiye'nin doğu ile batı arasında mekik dokuyan esnek dış politika modelini, yeni yatırım ortaklıkları kurmak adına etkili bir ekonomik diplomasi aracına dönüştürdüğünü vurguluyor. Çinli analistler, Türkiye'nin BM zemininde Batı hegemonyasını ve mevcut BM'nin kilitlenmiş yapısını eleştirmesini, küresel sistemde "Küresel Güney" ve gelişmekte olan ülkelerin elini güçlendiren cesur bir duruş olarak değerlendiriyor. Türkiye'nin BM Genel Kurulu marjındaki çok boyutlu temasları; "stratejik özerkliğini" koruma çabası olarak övülüyor. Türkiye'nin hem NATO üyesi kalıp hem de Şanghay İşbirliği ya da ASEAN gibi farklı platformlarla diyalog kurabilmesi Pekin'de, küresel sistemin kırılgan geçiş sürecinde "akıllı bir denge diplomasisi" olarak yorumlanıyor. Türkiye'nin BM'de ve küresel sahnede artan ağırlığı, Batı merkezli tek kutuplu dünyanın çözülmesinin doğal bir sonucu olarak görülüyor.
Çinli stratejistlere göre Türkiye çok başarılı ve "Yeni çok kutuplu dünya düzeninde bağımsız ses çıkarabilen ÖNCÜ bir GÜÇ." Buna karşılık Hindistan stratejistlerinden ise "Eyvah, Türkler Pakistan ile ihtilaflarımızı da BM kürsüsüne taşıdı" diye feryatlar geliyor. İsrail'de ise "Türkiye, BM kürsüsündeki sert söylemleriyle küresel kamuoyunu İsrail aleyhine mobilize etmeye çalışan baş aktör, sahadaki ve diplomasi alanındaki hamleleriyle ise bölgesel etki alanını genişleterek bizi sıkıştıran stratejik bir tehdit." feryatları havada uçuşuyor. Strateji merkezlerinin ortak perspektifi şöyle; "Türkiye, BM zeminini sadece iyi niyet temennilerinin dile getirildiği bir platform olarak değil; doğu ile batı, kriz ile diyalog arasında kendi millî çıkarlarını MAKSİMİZE eden, pragmatik ve çok boyutlu bir güç gösterisi alanı olarak başarıyla yönetmektedir."
Maşallah Maşallah... Ezik ve pısırık liderler dönemimiz geçti gitti artık. İsrail Başbakanı tutuklanmamak için ABD'ye gidecek güvenli rota bulmaya çalışırken, paketlenebilirim diye NewYork'ta askeri havalimanına inme izni isterken, Türkiye Başkanı BM kürsüsünden bir konuşuyor, yeryüzünün her köşesinde analistler, stratejistler ne demek istediğini dünya halklarına anlatabilmek için saatlerce kafa patlatıyor. Muhalif ünlü bir kızımız ABD'den yayına geçiyor ve noktayı koyuyor. "Beni linç edecekler ama bunu söylemek zorundayım. Vallahi Erdoğan dünya lideri." Günaydın.